RSS

Monthly Archives: March 2011

Waking to a nuclear morning everyday (and thinking about the future)


I decided to shoot some photos from our balcony from which I see the Doel nuclear power station every morning. Until a few weeks ago it did not draw my attention much except for being a highly visible and ugly structure.

After the recent huge earthquate in Japan that led to the Fukushima nuclear accidents, the view from our balcony started to have a new meaning for me. I started to follow Fukushima Nuclear Accident Update Log written by IAEA daily (and also another source: MIT NSE Nuclear Information Hub (http://web.mit.edu/nse/)). I consider those sources of information as highly reliable and scientific, and according them there is not much health risk in Japan due to radiation but nevertheless it is not easy to stay very calm when it comes to such an important matter. Whenever there is so much money, politics and power relations involved (which is what is expected in the modern capitalist society we live in) it is difficult not to be concerned and ask questions.
Read the rest of this entry »

 
1 Comment

Posted by on March 27, 2011 in General

 

VoxForge Türkçe yayında: Açık kodlu ses tanıma sistemlerine Türkçe için katkıda bulunabilirsiniz


Geçen seneki çabalarım nihayet meyvesini verdi ve VoxForge sitesi Türkçeyi de desteklemeye başladı. Yardımcı olmak isterseniz http://www.voxforge.org/tr/read adresini ziyaret ederek ya da ana sayfada sağ taraftaki ‘Submit Speech Using Computer‘ başlıklı grafiğe tıklayarak ses kaydınızı yollayabilirsiniz:

VoxForge Linux, Windows ve Mac üzerinde çalışan özgür ve açık kodlu ses tanıma motorlarında kullanılmak üzere ses kayıtları toplamak için geliştirilmiş bir sistemdir.

Derlediğimiz tüm ses dosyalarını GPL lisansı altında herkesle paylaşacağız ve sonra da bunları Sphinx, ISIP, Julius ve HTK gibi açık kodlu ses tanıma sistemlerinde kullanılmak üzere akustik modeller olarak ‘derleyeceğiz’ (HTK’nin dağıtım kısıtlamalarına dikkat edin).

Neden GPL Lisanslı Konuşma Kayıtlarına İhtiyacımız Var?

Açık kodlu konuşma tanıma (konuşmayı metne dönüştürme) sistemleri tarafından kullanılan akustik modellerin çoğu ‘kapalı kaynak’ şeklindedir. Yani o akustik modelleri oluşturmak için kullanılmış olan ses kayıtlarına ve metinlerine (örn. konuşma derlemi) serbestçe erişmeniz mümkün değildir.

Bunun sebebi açık ve özgür kodlu projeleri, büyük konuşma malzemelerini kısıtlayıcı lisanslarla satın almaya zorlamaktır. Her ne kadar akustik model oluşturmak için kullanılabilecek birkaç küçük özgür lisanslı konuşma derlemi olsa da iyi bir akustik model oluşturmak için kullanılan geniş kapsamlı içerik halen kısıtlayıcı lisanslar ile satın alınmak durumundadır.

 
Leave a comment

Posted by on March 7, 2011 in Linguistics, Programlama

 

Bir zamanlar Selanik'te musluklarından vişne suyu akan bir çeşme varmış – Yahudi Dönmeler, Sabetaycılar, Müslüman Devrimciler ve Laik Türkler


Yeni Camii - Selanik

Yeni Camii - Selanik

Bir zamanlar Selanik şehrinde musluklarından vişne suyu akan bir çeşme varmış. 1890′ların ortasında bu çeşmeyi yaptıran belediye başkanı Hamdi Bey’in yaptırdığı meşhur eserlerden biri de modern ve İslami tarzları birleştiren bir balık pazarı imiş.

Yukarıdaki bilgiler tarihçi Marc David Baer‘in ‘The Dönme: Jewish Converts, Muslim Revolutionaries, and Secular Turks‘ (Dönme: Yahudi Dönmeler, Müslüman Devrimciler ve Laik Türkler) başlıklı ve 2009 yılının sonuna doğru Stanford University Press’ten yayımlanan kitabından (ilgili sayfaları görmek için burayı ziyaret edebilirsiniz). Baer günümüz Türkiye’sinde halen pek çok komplo teorisine konu olan hassas bir konuyu el almakla pek çok tarihçinin tercih etmeyeceği bir işe girişiyor, cesaret isteyen bir işe. 1600′lerde önce kendini peygamber ilan eden sonra da İslam dinine geçtiğini söyleyen haham Sabetay Sevi (Sabbatai Zevi) ve onun 1800′ler ile 1900′lerin başındaki takipçileri olduğu kabul edilen ve Yunanistan ile Türkiye arasındaki zorunlu nüfus değiştokuşundan önce 1800′lü yıllarda Selanikte kendilerine büyük yer edinen bir toplumu (Sabetaycılar, Dönmeler) inceleneyen Baer belki de bu konudaki ilk düzgün akademik tarih kitabını yazmış durumda.

Baer, “kendilerini destekleyenlere göre dönmeler gerici dinci güçlerle mücadele eden aydınlanmış sekülarist Türk milliyetçileriydi, düşmanlarına göre ise aynı insanlar gizli Yahudilerdi ve asıl amaçları İslami imparatorluğu yıkmak idi,” diyor ve kitabında her iki bakış açısına dair çarpıcı örnekler sunuyor. Bunları yaparken iki şeyi ihmal etmemesi bu kitabı hem değerli, hem de sıradışı kılıyor: Baer akademik disiplinden asla taviz vermemiş, kılı kırk yaran titiz bir tarihçinin tavrı kitabın hemen her cümlesinden ve detaylı referanslardan, dipnotlardan, kıyaslamalardan anlaşılıyor. Bir yandan bunu gerçekleştirip bir yandan da akıcı, tabiri caizse bir dedektif romanı sürükleyiciliğinde (olabildiğince) bir tarih kitap yazmak hiç kolay olmasa gerek.
Read the rest of this entry »

 
Leave a comment

Posted by on March 5, 2011 in General

 

300 sene önce İstanbul'da nasıl bir Türkçe konuşuluyordu?


Bazı soruları sormak ve soruyu anlamak çok kolaydır. Ama cevabını basitçe ve hızlıca vermek o kadar kolay olmayabilir. “300 sene önce İstanbul’da nasıl bir Türkçe konuşuluyordu?” sorusu da böyle bir soru. Yani 2011 yılında İstanbul’da yaşayan ve anadili Türkçe olan bir yetişkin zamanda yolculuğa çıkıp bir anda kendini 1700′ler İstanbul’unda bulsa idi karşılaşacağı Türkçe neye benzerdi, çok mu farklı olurdu, anlamak için bir çevirmene ihtiyaç duyar mıydı?

Ne zaman dile, tarihe ve Türkiye’deki dil devrimine dair bir tartışmaya denk gelsem aklıma yukarıdaki soru gelir. Bu tür tartışmalarda “bugün yaşayan İtalyanlar, İngilizler, Almanlar yüzlerce yıl önce yazılmış eserleri kolayca anlayabilirler, günümüzde Türkçe konuşanların ise böyle bir şansı kalmadı,” iddiası da sık sık gündeme gelir. Arap harfleri ile yazılan ve Türkçeden farklı bir dil olan Osmanlıca ile yazılmış eserlerin dil eğitimi almadan anlaşılamayacağı aşikar o yüzden buna dair daha fazla bir şey yazmaya gerek yok (tabii günümüzdeki İngilizler, İtalyanlar ve Almanların birkaç yüz yıl önceki yazıları anlayıp anlamayacaklarını keşfetmeyi okura egzersiz olarak bırakıyorum; eğlenceli sonuçlar çıkması muhtemeldir). Benim derdim bu bağlamda yukarıdaki soruyu cevaplamak, birkaç yüzyıl önce Türkçe neye benziyordu ve onu duysam — dikkat, okusam demiyorum zira alfabe problemi söz konusu elbette — anlar mıydım?

Wikipedia ansiklopedisinin Osmanlıca maddesine okurken bu soruyla ilişkili bir kitap dikkatimi çekti. Kitabı yazan 1736 yılında İran sefaret heyetine müzisyen olarak katılmış, İstanbullu bir Ermeni olan Tanburi Artin Efendi idi: ‘Tahmas Kulu Han’ın tevarihi / İstanbullu Tanburi Arutin tarafından Osmanlı elçisi ile Acemistan yolculuğunda yazılmış; Türk harflerine çeviren Esat Uras. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1942.’

Tahmas Kulu Han'ın tevarihi

Tahmas Kulu Han'ın tevarihi

Yine ansiklopediye göre Artin Efendi Osmanlıca eğitimi almamıştı, kitabı Türkçe olarak ve Ermeni alfabesini kullanarak yazmış idi. Kitaptaki Türkçeye dair örnek vermek gerekirse aşağıdaki alıntıya bakılabilir:

Yezd ile Kerman arasında kum deryası dedikleri vardır ki inceliği ve beyazlığı saat kumu gibidir ve bir köyleri vardır ki yolcular konar. Damlara ve sokaklara bir adam nazar etse gûya kar yağmış sanır. Yol üzerinde bir buçuk, iki saat çekecek kadar yerde kule gibi miller yapılıdır ki karşına tutar da öyle gidersin. Eğer o milleri sağına veya soluna alır isen, yolu şaşırırsın ve birer ikişer minare derinliğinde kum ile dolmuş hendekler vardır ki hiç belli değil. Atın ayağı eğer oralara basacak olursa kurtulmak muhaldır. Çabalandıkça batar gider.

2011 yılında yaşayan ve anadili Türkçe olan biri olarak yaklaşık 250 sene önce yaşamış birinin Türkçesini anlamakta hemen hiç güçlük çekmediğimi görünce doğrusu biraz şaşırdım zira bu kadar uzun zaman önce İstanbul’da yaşamış birinin dilini bu kadar rahat anlayabileceğimi beklemezdim. Bununla birlikte mevcut durum merakımı daha da çok kamçılıyor ve tabii beni biraz şüpheye sürüklüyor. Zira bahsi geçen kaynak özgün eser değil, onun Ermeni harflerinden Türkçe harflerine dönüştürülmüş hali. Dönüştürme işini gerçekleştiren Esat Uras Venedik’te basıldığı iddia edilen bu kitabı toptan satın aldığı birtakım Ermenice kitaplar arasında bulduğunu yazmakta ama kitabın aslını yani özgün halini görmeden dönüştürme işinin düzgünce yapılıp yapılmadığını test etme imkanı mevcut değil tabii ki:
Read the rest of this entry »

 
2 Comments

Posted by on March 5, 2011 in General

 
 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 53 other followers