RSS

Category Archives: Debian

Debian bağlamında her şey…

Bir kullanıcının belli kullanıcıların proseslerini görmemesini kolayca sağlamak…


… pek mümkün görünmüyor Debian GNU/Linux ortamında. Yani filanca kullanıcı ps, top, htop gibi komutları kullandığında yahut /proc dosya sisteminde gezindiğinde birtakım kullanıcıların ne yaptıklarını göremesin, onların proseslerini listeleyemesin demenin çok basit bir yolu yok şimdilik.

Bu imkansız değil tabii ama normal bir GNU/Linux kurulumunu bu hale getirmek kolay değil anladığım kadarı ile. Trusted Solaris’teki özelliklerin çoğunun bulunduğu Solaris 10′daki kadar kolay değil en azından.

Seçenekler arasında SELinux varmış mesela. Avantajı halihazırda 2.6 serisi çekirdeklerde gerekli altyapının gelip sistem açılışı esnasında GRUB’a ya da lilo’ya verilecek bir parametre ile devreye sokulabilmesi ve NSA tarafından geliştirilmiş epey güçlü bir güvenlik modeli sunması, dezavantajları ise karmaşık politika yapılandırma dosyaları.

Diğer bir alternatif ise AppArmor, bazı bakımlardan SELinux’a kıyasla daha zayıf olduğu ancak yönetiminin, yeni politika dosyalarının oluşturulmasının çok daha kolay olduğu belirtiliyor avantaj olarak.

Daha detaylı karşılaştırmalar için adresleri not düşelim: Wield the Shield: How Trustworthy Is Your OS?, Linux Magazine Issue 69: August 2006.

 
Leave a comment

Posted by on March 27, 2007 in Debian, General, security, sysadmin

 

Debian haftalık haberleri, doğal dil işleme, WordNet, sonifikasyon: Linux sisteminizi "dinlemek" ve Chi Kung Gücü!


Common Lisp ve Perl ile sabaha kadar doğal dil işleme ile uğraştıktan sonra şimdi blog girdisi yazma zamanı. Güneşi yazarak karşılayalım o halde.

Bir kez daha anadilimi takdir ediyorum. Takılar eklemek, cümleleri edilgenleştirmek, doğru sonuçlar çıkınca sevinmek, abuk sabuk sonuçlara bakıp gülümsemek ya da saç baş yolmak. Allegro Common Lisp ile Türkçe Treebank üzerinde zıplayıp durmak. Anadilim beni ve pek çoğumuzu ters köşeye yatırmaya devam edip duruyor. Mücadeleye devam. Yeterince yoğunlaşamıyorum yüksek lisans tezim ve günlük işlerimden ötürü ancak süreç içinde işin içine TDK sözlük verisini ve WordNet‘i entegre etmek gerekecek. WordNet veritabanını sorgulamak için gerekli Common Lisp arayüzleri biraz pas tutmuş gibi görünüyor şu anda.

Doğal dil işleme demişken, not düşelim, bir haber merkezi daha açıldı: http://zembereknlp.blogspot.com/. Burası sayesinde Zemberek’in C# ile kodlanan bir .NET halinin de çıktığını, çıkacağını öğrendim: NZemberek.

Sonification” ile ilgili Linux çalıştıran bilgisayarınızın performansını müzikal olarak gözetleyin IBM developerWorks makalesini çevirmeyi dün hallettim. Uzun zamandır bir yazıyı çevirmeyi bu kadar istememiş, buna bunca heves etmemiştim ve çevirirken de bu kadar zevk almamıştım! :) Böyle bir motivasyon ve biraz dağınık bir çalışma ile yaklaşık 2 saatte çeviri ve kontrolleri bitti, Boran da sağolsun gerekli görsel düzenlemeyi hemen yapıverip yayınladı. Çeviri ile ilgili bağırıp çağırmak ya da efendi uslu terim önerisi, hata bildirimi filan yapmak isteyen emres at bilgi . edu . tr adresini kullanabilir.

İcabında Sun’ın kendi makinası için geliştirilmiş Solaris 10 gibi gelişmiş bir UNIX ile bile kapışan ve onu tahtından ettirecek fanatik severleri olan evrensel işletim Debian GNU/Linux ile ilgili haftalık haber bülteninin sayısı kısa süre önce posta kutuma ulaştı. Görünen o ki tempo biraz düşmüş haklı sebeplerden ötürü.

Haberler arasında dikkatimi çeken etch için debian-installer geliştirmeleri: Şifreli LVM alanlarına kurulum, GTK-tabanlı kurulum, disk alanı bölümleme (alan deyip duruyorum “partition” için ne deniyordu, şu anda aklıma gelmedi), Linux 2.6.17 ve akabinde 2.6.18 gibi özellikler geldiği yazıyor. Ve tabii daha başka pek çok şey

Bunların haricinde 7. Debian konferansı DebConf 7 de 17 – 23 Haziran 2007 tarihleri arasında, Edinburgh, İskoçya’da düzenlenecekmiş (belki 2008 için Boran bir salvo yapar da DebConf’un İstanbul’da düzenlenmesini sağlar, kimbilir, ne de olsa daha öncekini kıl payı ile kaçırmıştık diye hatırlıyorum ;-)

Debian ile ilgili son olarak şunu not düşeyim en sevdiğim adreslerden bir demet:

Bu arada esrarengiz bir şekilde tekrar Gezegen Linux’un yörüngesine girmişim yaklaşık birkaç haftalık bir aradan sonra, şimdilik hikmetinden sual olunmaz yarabbi demekle yetiniyorum :)

Ve son olarak: Boşuna “chi kung” çalışın demiyoruz değil mi, bi bildiğimiz var, misal: Breaking Power of Chi Kung (evde kendi üstünüzde ya da arkadaşlar arasında denemeyin, deneyip de yaralanırsanız başıma ekşimeyin!)

Bir blog girdisi daha böylece sona erer (çıkıp bakma zamanı güneş doğdu mu diye…)

 

Ben yokken eve kim girdi?


Her zaman bu tür fantastik hareketler yapacak değiliz ya, bu sefer de acaba sisteme SSH üzerinden girişleri otomatik olarak rapor ettirebilir miyim kolayca diye merak ettim.

Bu ne işe yarayacak?

Normalde güvenlik deyince aklımıza engelleyici güvenlik gelir, yani ne olursa olsun GNU/Linux sistemimize izinsiz girişler olmasın isteriz ve bunun için gerekli tedbirleri almaya çalışırız. Bununla birlikte diyelim ki tüm tedbirlerimize rağmen bir açık nokta bıraktık ya da bir aptallık ettik, misal birisi parolamızı öğrenip bizim kullanıcı bilgilerimizle sisteme giriş yaptı. O zaman ne yapabiliriz? Buradaki kritik nokta tepki verme süresi. Bunun için de durumdan ne kadar çabuk haberdar olursak o kadar iyi. Eğer bizim yerimize bizim kullanıcı bilgilerimizle bir başkası sisteme giriş yaptı ise bunu nasıl öğrenebiliriz?

Basit bir soru. Basit bir cevap arayalım.

Öncelikle gerekli olan şey SSH üzerinden başarılı bir sisteme giriş gerçekleştiğinde bir programı tetikleyebilmek. Nasıl? sshd kullanım kılavuzuna göre:

$HOME/.ssh/rc

If this file exists, it is run with /bin/sh after reading the environment files but before starting the user’s shell or command. It must not produce any output on stdout; stderr must be used instead. If X11 forwarding is in use, it will receive the “proto cookie” pair in its standard input (and DISPLAY in its environment). The script must call xauth(1) because sshd will not run xauth automatically to add X11 cookies.

The primary purpose of this file is to run any initialization routines which may be needed before the user’s home directory becomes accessible; AFS is a particular example of such an environment.

Buradan temel tetikleme mekanizmasının mevcut olduğunu ve ev dizinimizde .ssh/rc gibi bir dosya oluşturup içine istediğimiz komutları yazdığımızda SSH girişlerinde bunların çalıştırılacağını anlıyoruz.

Madem ki böyle bir mekanizma var o halde bunu çok çok basit bir rapor / bilgi satırını istediğimiz bir e-posta adresine yollamak bile işimizi görecektir.


tarih=`date`
kimlik=`whoami`
adres=$SSH_CONNECTION

echo "$kimlik sisteme $tarih tarihinde $adres adresinden basarili olarak girdi! \
Lutfen bu bilgiyi güvenlik acisindan kontrol edin..." \
| mail -s "DebianBox@EvimGuzelEvim Login Raporu" emre@example.com

Yukarıdaki programı ev dizinimizdeki .ssh dizinindeki rc dosyasına yerleştirmemiz istediğimiz türden bir raporun (hangi kullanıcı, ne zaman, hangi adresten giriş yaptı?) emre@example.com e-posta adresine iletilmesini sağlayacaktır.

Burada ilk akla gelen sorulardan biri şu olabilir: Tüm giriş yapabilen kullanıcıların ev dizinlerine bu dosyayı mı koymamız gerekiyor? Olası çözümlerden biri bu ancak benim örneğimde tersten gitmeye karar verdim, öyle bir şey yapmak yerine sisteme sadece tek bir kullanıcının girmesine izin vereyim dedim. sshd_config kullanım kılavuzuna göre:

AllowUsers

This keyword can be followed by a list of user name patterns, separated by spaces. If specified, login is allowed only for user names that match one of the patterns. ‘*’ and ‘?’ can be used as wildcards in the patterns. Only user names are valid; a numerical user ID is not recognized. By default, login is allowed for all users. If the pattern takes the form USER@HOST then USER and HOST are separately checked, restricting logins to particular users from particular hosts.

Madem böyle bir imkanımız var o halde gerekeni yapalım ve /etc/ssh/sshd_config dosyamızı ziyaret edelim ve aşağıdakine benzer bir satırı ekleyelim:


# Only this user can SSH to this server
AllowUsers emre

Tabii bunu yaptıktan sonra sshd sunucu yazılımını da biraz sarsalım ki kendine gelsin, yapılandırma dosyasını tekrar okusun:


/etc/init.d/ssh reload

İşlem tamam. Deneme yapmak için uzaktaki bir bilgisayardan sisteme giriş yapılır, birkaç saniye sonra posta kutusuna beklenen e-posta düşer, içinde beklenen bilgiler mevcuttur. Eğer belirtilen günde ve saatte belirtilen yerden giriş yapmadı isem bu rapor sayesinde alabildiğine kıllanabilir ve “eğer hafızam beni yanıltmıyor ise gitti benim ev makinası! Eyvahlar olsun!” diyebilirim ;-) (Tabii Memento‘daki gibi bir hafıza problemim olmadığı var sayımı sistemin zayıf noktası denebilir.)

Yukarıdaki işlemler evrensel işletim sistemi Debian GNU/Linux çalıştıran bir PC üzerinde gerçekleştirilmiş olup çok çok ufak tefek değişikliklerle diğer GNU/Linux dağıtımlarına, BSD türevlerine, vs. uygulanabilir. Bu yapımda kullanılan araçlarda zekice emekleri geçen OpenSSH geliştiricilerine ve bunları kolay kullanılabilir halde bana sunan deneyimli, güvenilir Debian GNU/Linux ekibine teşekkürler.

Not: Bu konu ile ilgili her türlü teknik öneriyi emres at bilgi edu tr adresine iletebilirsiniz.

 
Leave a comment

Posted by on October 19, 2006 in Debian, General, Programlama

 

Debian: Quo vadis? (*)


Debian Projesi ile ilgili son zamanlarda sanki her zamankinden farklı bir şeyler oluyormuş gibi bir hava oluştu. Bazı geliştiricilerin açıklamaları, bunlara dair tartışmalar, bloglar, yorumlar derken “ne oluyor?” havası oluştu gibi. Bunun Türkçe konuşan GNU/Linux geliştiricileri arasında da yankılarını görmek mümkün (bkz. Good Old Debian… başlıklı blog girdisi).

Konuyu bir de “içeriden” birine danışayım, anadilimde birkaç yorum, bir iki kelam alayım düşüncesi ile Debian geliştiricilerinden Recai Oktaş‘a sordum, sağolsun her zamanki güzel üslubu ile detaylı ve doyurucu bir cevap geldi ve alıntı yapmama izin verdi (koyu renk ile yapılmış vurgular bana ait):

Linux-watch yazısı bizim bulvar medyasındaki manşetleri andırıyor, çok abartılı. “Debian geliştiricilerinin bir bir Debian’dan ayrılmaları” ifadesi ise kesinlikle doğru değil. Bu ayrılanlar kimler? Scott Remnant aktif bir Ubuntu geliştiricisi, Debian’la alâkasını zaten uzunca bir süredir kesmişti (kendisi bir ara Ian Murdock’ın Planet Debian üyeliğini iptal etmeye çalışmış ve gelen tepki üzerine geri adım atmıştı). Diğeri Matthew Garrett, o da bir Ubuntu üyesi, hatırladığım kadarıyla Mark Shuttleworth’ün yakın arkadaşı. (Ek: Shuttleworth’le bir fotoğrafını görmüştüm, oradan hareketle bunu söyledim, bu kısım belirsiz. Fakat Garrett’in ilk günlerden itibaren Ubuntu
oluşumunda yer aldığını çok iyi biliyorum.)

Bunların dışında Ubuntu kökenli olmayan tek isim Joe Wreschnig ki o da resmi olarak istifa etmedi. Sert tepki gösterenler arasında en belirgini Joey Schulze, debian-security ekibinden ve ayrıca Debian Weekly News’in editörü. İstifa etmedi, sadece “madem ki birileri Debian adına parayla iş yapacak ben de gönüllü olarak yaptığım falan filan işleri (hepsini değil) devrediyorum” dedi.

Mesele birkaç haftadır debian-private listesinde şu anki Debian lideri ait tarafından getirilen bir öneriyle ortaya çıktı. Etch için Aralık 2006′ya tarih verilmişti. Bu tarihler daha önceden verilir ve hep 6-12 aylık gecikmeler olurdu. Ajt bu gecikmenin Etch için olmamasını istediğinden (kendince tespit ettiği bir darboğazdan hareketle) sürüm yöneticilerinin iki ay süreyle finanse edilmesini önerdi. Bu öneriye karşı çıkanların ileri sürdüğü eleştiriler:

- Debian gönüllülük esasıyla yürüyen bir projedir. Bu öneri Debian’ın gönüllük ruhunu zedeliyor.
- Para şeytandır. :-)
- Ben ancak gönüllü olarak yaptığım işlerden zevk alıyorum. Gönüllülük yapılan işin kalitesini de arttırıyor.
- Bu öneri Debian geliştiricileri arasında ayırıma yol açıyor: para alan “özel” geliştiriciler ve sıradan geliştiriciler olarak.
- Neden sadece sürüm yönetimi önemli? Başka önemli işler de var. Bırakın Etch gecikecekse geciksin.

Bu eleştiriler temelde doğru unsurlar içeriyor. Öte yandan benim kanaatime göre Debian artık ilk günlerindeki gibi tamamen gönüllükle düzenli sürüm çıkarabilecek basitlikte bir organizasyon değil. Bazı işlerin parayla yapılması yanlış bir şey de değil. Yani ben yukarıda listelediğim eleştirileri biraz püriten buluyorum. Projenin ruhundaki “gönüllülük” nosyonu dejenere edilmeden uygun ölçekte bir finansal yapılanma olabilir.

Kendi adıma “bak işte bana para vermiyorlar, ben biçare bir geliştiriciyim” demem. Zaten de-facto durumda bazı geliştiriciler hepimizden daha çokçalışıyor. Bence “Dunc-Tank” oluşumunu denemek de yarar var. Eğer bu oluşum dejenerasyona yol açarsa kendiliğinden ortadan kalkar veya kaldırılmazsa proje ikiye bölünür (asla arzu etmediğimiz bir durum).

Özetle paniğe mahal yok, Debian bildiğimiz Debian! :-)

Ek: Bir diğer not da Scott Remnant için. Bu kişinin Debian’dan Ubuntu’ya geçtiği ifade edilmiş. Bir kere böyle “transfer”ler falan olacak bir kulüp yapısı yok ortada. Scott Remnant, Garrett gibi, daha ilk günden Ubuntu oluşumu içinde yer almış bir simadır. Yeri, duruşu zaten belliydi.

Şimdi Dunc-Tank sayfalarına baktım. Elemanlar bu tartışmaları çok güzel özetlemişler aslında. İşte şu bölüm (Joey Schulze’ın yazılarına da bakmak lazım): http://www.dunc-tank.org/background.html

*: Quo vadis: Latincede “nereye gidiyorsun” anlamına gelen ve İncil’de de geçen, deyim haline gelmiş bir ifade.

 
1 Comment

Posted by on September 25, 2006 in Debian, General

 

I'm a disgusting pig, and proud of it to boot — Linus; linux-gate.so.1 ve gizemleri üstüne


Sistemimdeki bc ve dc programlarını kurcalayıp hangi işlev kitaplıkları (function library) ile ilişkilendirildiklerine bakarken (misal ldd /usr/bin/dc), çıktıdaki hiçbir fiziksel dosyaya işaret etmeyen linux-gate.so.1 satırı dikkatimi çekti. (Neden şimdi, neden daha önce değil, ne önemi var… bilmiyorum!)

Johan Petersson’ın What is linux-gate.so.1? yazısı konu ile ilgili doyurucu bilgi içeriyor. linux-gate.so.1 ile ilgili bulduğum Exploiting with linux-gate.so.1 isimli bir başka makale ise shellcode amaçlı kullanıma dair örnekler veriyor.

Tabii konu dönüp dolaşıp Linus Torvalds’ın bu eğlenceli finalli e-postasına dayanıyor ;-)

 
Leave a comment

Posted by on September 22, 2006 in Debian, General

 

Haftanın UNIX – GNU/Linux ipucu – uygulama geliştirme aracı: Kabuk


Vakti zamanında klavye yazma hızı ve bunu ölçen cicili bicili uygulamalar üstüne bir şeyler karalamıştım [1, 2].

Yazma hızını çok basitçe (sözcük sayısı) / (bitiş zamanı – başlangıç zamanı) şeklindeki formülle ölçmek mümkün (tabii hata sayımı buna dahil değil, işi biraz basite indirgeyecek olursak).

Bugün AIX ve UNIX başlığı altındaki IBM developerWorks makalesinde gördüğüm kısacık bir komut satırı tabiri caizse günümü gün etti ;-)

Şöyle ki: Başlangıç zamanı için, START=`date +%s`, bitiş zamanı için STOP=`date +%s`, kaç sözcük yazıldığını tespit etmek için WORDS=`cat|wc -w` ve son olarak da sayısal hesaplama için echo "$WORDS / ( ( $STOP - $START ) / 60 )"|bc.

Ve nihayetinde iyi tanımlanmış bir işi gayet iyi yapan bu küçük programları evrensel işletim sistemi Debian GNU/Linux üzerinde bir bilgi işlem zincirine sokarsak:


fz@debian:~$ START=`date +%s`;WORDS=`cat|wc -w`; STOP=`date +%s`; SPEED=
> `echo "$WORDS / ( ( $STOP - $START ) / 60 )"|bc`;echo 
> "You have a typing speed of $SPEED words per minute."

komutunu komut satırından verip hemen ardından da şöyle bir metni yazarsak (fortune sağolsun ;-)) ve bittiğinde de Ctrl-D ile sonlandırırsak:


This "brain-damaged" epithet is getting sorely overworked. When we can speak of
someone or something being flawed, impaired, marred, sopiled;
batty, bedlamit, bonkers, buggy, cracked, crazed, cuckoo,, daft, demeted,
deranged, loco
 lnatic, mad, maniac, mindless, non composmentis, nuts, Reaganite, screwy, tedhed,
unbalanced, unsound, witless, wrong; senseless, spastic, sasmodis, convulsive; doped,
spaced-out, zstoned-, zonked; (beef, beetle, block, dungh, teeck) headed, dense, doltish,
dull, duncical, numskulled,, pinhead, asininie, fatuous, foolish, silly, simple,; brute,
lumbering, oatfish; hafl-assed, imcompetent, backward, retarded, imbecilic, moronic; when we
have a whole precisely nuanced vocabulariy of intellectual abuse to dreaw upoon, individually
and i n cmbination, isn't it a little (fill in the blank) to be limited to a single, now qite
trite, adjective?

You have a typing speed of 29 words per minute.

Şimdi artık bu rezalet performansa bakıp ağlayarak ortamdan uzaklaşabilirim. Yaşasın UNIX ve GNU/Linux! :-p

Kaynak: UNIX productivity tips.

 
5 Comments

Posted by on September 22, 2006 in Debian, General, Programlama

 

Yeni bir ders:Müzik ve Linux


IODL 2006‘da birer makale sunmak için Dr. Murat Yücelen ile Eskişehir’e gitmişken (bu ayrı bir blog girdisini hak ediyor ;-)) e-posta kontrolü de yapmayı ihmal etmeyelim dedik ve bir de ne görelim üniversitenin bilgisayar bilimleri bölüm başkanı Chris Stephenson yine eğlenceli bir e-posta yollayıp yeni açılacak bir dersi duyurmuş:

To all advisors and students

I draw your attention to an original and interesting course you might want to select from the full list of electives:

- Music on Linux -

The course Comp 291 (Selected topics in Computer Science I) in the full list of electives will, this term, look at the use of Free Software to process, notate and compose music. It will interest musicians (professional and amateur), computer scientists and anyone with more than a passing interest in either music or computers.

The course requires minimal previous knowledge.

The lecturer will be Ruhan İkeda.

This is her description of the course:

In this course, we will be processing musical information on a computer. We will be using a special Linux distribution for audio and music: Agnula / Demudi. We first analyze Agnula’s architecture on which we will be doing all of our practice.

We will be looking at musical information’s various stages:

In the sound card : Playing and recording
Representation / notation
Storage, different formats, conversions
Programming, algorithmic composition

Ruhan İkeda‘nın bu ilginç ve zevkli derste ele alacağı ve öğreteceği konulardan bir kısmı da de algoritmik besteleme bağlamında Common Music ve ses sentezleme yazılımı CLM olacak. Belki Csound da müfredata ya da bir seminer dersine dahil olabilir.

Amatör ve profesyonel müzisyenlere, müzikle dinlemenin ötesinde ilgilenen bilgisayar bilimcilere ve matematikçilere hitap eden böyle bir dersin açıldığını görmek sevindirici. Evrensel işletim sistemi Debian GNU/Linux tabanlı Agnula / Demudi ile zevkli ve müzikal bir ders dönemi geçireceğimizi düşünüyorum.

Eğer zamanımı ve malzemeleri ayarlayabilirsem bir ihtimal ben de daha önce bir miktar uğraşmış olduğum yapay zekâ ve müzik konusunda bu ders bağlamında bir seminer vereceğim. Tabii bunun dışında yine zamanım elverirse derslere katılmak ve GNU/Linux ile müzik uygulamaları hakkındaki bilgimi artırmak istiyorum.

Bu arada Ruhan İkeda’nın Santral Müzik platformundaki Müzik ve Teknoloji başlıklı makalesini tekrar okumakta fayda var.

 
Leave a comment

Posted by on September 15, 2006 in Debian, General, Music, Programlama

 

MathML, Debian ve Firefox


The n-Category Café ve The String Coffee Table sitelerinde gezinirken bir W3C matematik sunum standardı olan MathML olmaksızın blog girdilerinin tadının pek çıkmadığını ve bunun ötesinde pek de bir şey anlamanın mümkün olmayacağını gördüm.

Evrensel işletim sistemi Debian GNU/Linux üzerinde çalışan ve Mozilla sitesinden çekilmiş Firefox 1.5.0.6 Linux i686′ımın about:buildconfig bilgilerine baktığımda Xft desteği ile derlenmiş olduğunu gördüm (–enable-xft).

Bunun üzerine önce TrueType TeX yazıtiplerini çektim, ardından da Mathematica 4.1 yazıtipleri dosyasını çektim (.exe uzantılı olması üzüntü kaynağı değil çünkü Debian’daki unzip programına ilgili .exe dosyasını parametre geçerek açmak mümkün. Daha cafcaflı bir görüntü için tabii WINE emre amade.)

Sıkıştırılmış arşiv dosyaları açtıktan sonra bunları ev dizinimdeki (home) .fonts (yani ~/.fonts) dizinine kopyaladım (bende böyle bir dizin yani .fonts dizini mevcut değildi, kendim yarattım). Ardından da Firefox’u kapatıp açtım. n-Category ve String Coffee Table matematik ve fizik blog girdilerini ziyaret ettiğimde MathML olarak kodlanmış kısımların düzgün olarak göründüğünü, ekranın matematiksel notasyonla dolup taştığını gördüm. (Ne kadar garip bir sevinç kaynağı! :))

Bu süreçte faydalandığım (ve sizin ortamınızda bu kadar kolay gerçekleşmez ise başvurabileceğiniz) kaynaklar: Fonts for MathML-enabled Mozilla, Bug 128153 – need to get MathML fonts working with Xft, Installing MathML.

Şimdi sırada blog ortamında yazarken LaTeX benzeri girdiyi XHTML + MathML’ye çeviren MovableType Plugin benzeri bir şey WordPress için var mı bunun araştırması var.

 
1 Comment

Posted by on September 2, 2006 in Debian, General, Programlama

 

fMRI (hayır functional Magnetic Resonance Imaging olanı değil) – ilk deneme yayını


fMRI: fazla Mesai Radyo Internet

Eğer tatildeyseniz ama kader ağlarını örmüşse ve bir şekilde evden dışarı çıkamamışsanız (ve arkadaşlarınız sizi “canım tatil dediğin insanın kendine vakit ayırması değil mi ki hem, hahahaha” şeklinde teselli edip tropikal bölgelerde güneşin batışına doğru içkilerini yudumluyorlarsa) ve içinizden dünyayı kurtarmak, çok faydalı bir şeyler yapmak, vatana millete hayırlı olmak, Google tarafından satın alınabilecek bir start-up kurmak gelmiyorsa…

… o zaman dört bir yanda pencereleri açılmış olan evinizde kımıldamayan yapraklara, pencereden içeri dalıp bu hamlesine lanet eden kedilere bakar ve IRC ortamlarına derin dalış yaparsınız ve yolunuz #fazlamesai kanalına düşer (iş değil geyik yapılan IRC kanalı :)).

Sonra bir radyo muhabbeti açılır. Bir coşku, bir titreşim, bir “yaptım oldu” havası eser sanki. gneral, “verdim gitti sunucuyu sizi mi kıracağım” diyerek açılış hamlesini yapar. Ardından elementler piyon ve atlarla bir kombinasyona girişir ve hedef sunucuya acımasızca Shoutcast radyo sunucu yazılımını kurar. Birkaç ayar çekildikten sonra fMRI yani fazla Mesai Radyo Internet yayına hazırdır. İnsanlar XMMS, vlc, rythmbox gibi mühim mühimmatı hazır bulundurmakta, eller farede, komut satırında filan hazır beklemektedir. fMRI tarihinin ilk DJi elementler yayına başlarken #fazlamesai ahalisi çoktan radyo sunucuya bağlanmıştır. Gürül gürül gelen ses ve musiki ile ruhlar pir-ü pak olur iken diğer kanal sakinlerinde de bir “ya acaba ben de mi DJlik ortamlarına girsem ufaktan bir iki parça şeettirsem” düşüncesi oluşmuş, körpe dimağları kemirmeye başlamıştır.

FZ içindeki gizli radyoculuk ruhunu, 10 yıl önce Açık Radyo programcıları ile olan etkileşimleri ve geçmiş günlerin birikmiş dürtü potansiyelini daha fazla bastıramaz, dayanamaz ve haykırır: Ben de çalmak istiyorum!

fMRI tarihinin ikinci DJi FZ ile blues ve caz dolu saatler başlamıştır bir Stanley Turrentine’ın Spooky yorumu olsun, bir RH Blues olsun, Cowboy Bebop’tan Digging (for my potato) şeklinde armonika tınıları olsun ruha neşe, ortama enerji, kabloya bitler bytelar saçmaktadır ve buna mukabil dinleyici sayısı artmaktadır. fMRI acaba reklam da alabilecek midir, gözü yükseklerde midir, bomba röportajlar ve canlı yayınlarla Türk medyasına, bağımsız medya ortamlarına damgasını vuracak mıdır?

FZ’yi hayallerinden gerçekliğe çağıran ses, daha doğrusu kanal mesajı birazdan DJliği alacak olan, boş vakitlerinde damda anten, havada wireless Internet, PC’de Common Lisp tabanlı pencere yöneticisi gibi ne idüğü belirsiz işlerle uğraşan ve bu yüzden bir türlü vergi indirimi alamayan bir ekonomist olan opheus‘tan gelir: “Hocam bugün Yavuz Çetin’in ölüm yıldönümü değil mi?” Bu lafın üstüne yapılacak şey bellidir. Ustanın anısına hemen “playlist” güncellenir ve son albümü “Satılık”tan seçilmiş bazı parçalar MP3 formatına dönüştürülüp yayına sokulur. Rock ve blues gitar dünyasının en güzel, en yetenekli, en hassas ve en öfkeli çocuğu cayır cayır gitarı ile ortalığı kavurmaktadır: “Benimle Uçmak İster misin?”

DJlik sırası opheus’a gelmiştir ve o da #fazlamesai sakinlerini Güney Amerika menşeili müzik diyarlarına savurmaktan geri kalmayacak, elinden gelen yayını ADSLden esirgemeyecektir.

Nihayet Simor kendi imkanları ile evdeki malzemelerden bir mikrofon yapmayı başarmış ve devreye girmek için sabırsızlandığını belirtmekte, saha kenarında ısınma hareketleri yapmaktadır (o günün sabahının 5′ine dek kanalda ALSA idi alsamixer idi SKYPE idi, telekonferans idi kasmış durmuş ve kanal müdavimlerinden birine yardım etmiş bir şahsiyet olarak izleyenlerde “kesin dopingli bu adam ya da bizi yiyor” düşüncesine yol açmaktadır). Ve o radyojenik (fotojenik gibi bir şey oluyor bu!) sesi duyulur insanların XMMSlerinde, vlclerinde, rythmboxlarında, cümle ses istemcilerinde: “Fazlamesai radyo dinleyicileri hoş geldiniz. Şimdi karşınızda 70lerden nostalji rüzgarı…” ve ses yavaşca, ekolu bir şekilde alçalırken müzik sesi yükselmeye başlar (40 yıllık radyocu musun be mübarek).

Simor’un gece 3 sularında “yeter artık yoruldum ben gidiyorum, yorucu bir işmiş bu yahu” deyip yayını kesmesi ile fMRI ilk tarihi radyo yayını da son bulmuş olur.

Bir yandan müzikler çalınırken bir yandan da beyin fırtınası yapılmış (geyik aslında, ciddi ve ses getiren bir iş yaptığımız yoktu aslında. Ses getiren? Götüren? Hmm…) müzik haricinde ne tür programlar, ne gibi tematik prodüksiyonlar gerçekleştirilebileceği, altyapı çalışmaları ve içerik düzenleme koordinasyon mevzuları tartışılmıştır. Fikirlerden biri de “Creative Commons lisanslı müzikleri dayayalım mı yayına hocam?” şeklinde olup “olur mu ki, yeter mi ki” gibi tepkiler gündeme gelmiştir.

Bu yapımda emeği geçen yazılımlara gelince, FZ şu kültür eserlerine teşekkürü bir borç bilir: SHOUTcast DSP Plug-In for Mac OS X, Linux and FreeBSD, ogg2mp3.pl, evrensel işletim sistemi Debian GNU/Linux için ekstra paket deposu: debian-multimedia.org (eski adı ile Marillat), DarkIce live audio streamer ve xmms-liveice plugin.
Ayrıca parça seçimleri ve kültürel zenginlik açısından takipçilerinden yardımını esirgemeyen all about JAZZ ekibine de şükranlarımızı sunuyoruz.

Şimdi sırada düzenli radyo için hazırlıkların planlanması ve uygulanması var.

 
Leave a comment

Posted by on August 16, 2006 in Debian, General, Music

 

Aksanlı e harflerini basmak için ipuçları


Hemen not düşelim de sonra dönüp bakması, hatırlaması kolay olsun.

fazlamesai.net müdavimlerinden misafir‘in hayat kurtarıcı şekilde burada ve şurada dediği gibi:

é için: AltGr+Ş e

è için: AltGr+; e

 
Leave a comment

Posted by on August 9, 2006 in Debian, General

 
 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 53 other followers