RSS

Bir İnsan Gecenin 2'sinde Kulağını Neden Hoparlöre Dayar – Ana Tema Üzerine Çeşitlemeler – Şenlik Şen Midir? – Common Lisp Şenliği – Strange Blues – 1001 Gece

13 May

The whole world is a fire pit; attaining what state of mind can you avoid being burned?” — Kao Feng


Jackie McLean - Strange Blues

Bir insan evladı gecenin 2’lerinde kulağını neden hoparlöre yapıştırıp bir eli ile de klavyede ENTER tuşuna basıp durur?

(DİKKAT! ACHTUNG! DISCLAIMER! Birazdan yaşanacaklar alegorik bir metamorfozun ilk belirtileri olup Gödel, Escher ve Bach’a taş çıkarma planlarımın nüvesini teşkil etmektedir. Eklektik bir mimarinin tüm özelliklerini taşıyan yazınsal enlem ve boylamlar topolojik dönüşümler sonucunda singüler bir noktada eriyecek, işler karışacak, caz ve Lisp programlama dili aynı paragrafta yer alacak, 1001 Gece Masalları ile Antonio Banderas arasında kayda değer bağlantılar kurulacaktır. Blog uzayını geren vektörleri tek bir potada eritip çorba yapma sanatında özel eğitim almış olan yazar kendini “o romanı aslında ben yazmadım bir süre sonra sonra roman kendi kendini yazmaya başladı, ben sadece nerede duracağını söyledim ona” şeklinde klişe röportaj cevaplarını fütursuzca ve utanmazca vermeye kendini çoktan hazır hissetmektedir. Dilin kemiği olmadığı gibi en dandik klavyenin bile “miin taym bitviin feylır“ı bir hayli yüksektir — nazar değmez inşallah!)

Bir insan evladı gecenin 2’lerinde kulağını neden hoparlöre yapıştırıp bir eli ile de klavyede ENTER tuşuna basıp durur?

Gaipten sesler mi duymaktadır?

X-Files’a konu olacak bir senaryonun ortasına düşmüştür de farkında mı değildir?

Yoksa… yoksa biri ona hayatın anlamını mı fısıldamaktadır?

Bilindiği üzere bilgisayar başında uzunca süre geçiren tayfanın %99’luk bir kısmı ne Matrix ne de Neo tadını yakalamakta, rutin şekilde işine gücüne bakmakta, heyecandan ırak (yeni bir Linux dağıtımı duyunca bedeninde bazı hormonlar salgılanan kişileri ayrı bir psikobiyoloji kategorisi olarak bir kenara koyarsak) rutin bir hayat sürmektedir.

Benim durumumda da benzer şey geçerlidir.

Tez hocama filanca deneyle ilgili 3000 Hz’ten verelim sesi kulaklık üzerinden demişimdir, hoca, hayır, o dB değerinde 3000 Hz olmaz, insanlar rahatsız olur demiştir. Kıllandırıcı bir durum hasıl olmuştur ve naçizane blog yazarınız ufaktan bir Mme Curie tadını yakalamak, kendini bilim uğruna feda etmek için yanıp tutuşmaktadır.

Yapılması gereken nedir? Tabii ki 3000 Hz’lik ses üretmek ve bunun rahatsız ediciliğini test etmek.

Hemen bir Emacs oturumu açılır, güzide algoritmik besteleme sistemi Common Music devreye sokulur. Denir ki ey Common Music, ey Common Music, söyle bana 3000 Hz denen şey MIDI babında neye karşılık gelmektedir? Bilgisayarın henüz insan dili anlamadığını gören ve “Lisp ile o kadar müzik altyapısı kurmuşsun, bi doğal dil arayüzü yazmamışsın, peh!” diye ukalalık eden blog yazarı (sıkıyorsa sen yazsana …ük!) aletle anladığı dilden yani Lispçe konuşmaya karar verir:


CM> (keynum 3000 :hz #t)
102.23265

İşleç yanıp sönmekte, bilgisayar soğukkanlı bir şekilde cevabı, görüntüyü saniyede 60 kere güncellemektedir (gözü kör olsun parasızlığın, bu Philips 107T5 1280×1024’te ne zaman 60 Hz’in üzerine çıkabildi ki gecenin 2’sinde çıksın!). Common Music demektedir ki 3000 Hz, MIDI klavyenin 102.23265 numaralı tuşuna yani yazı ile


CM>  (multiple-value-bind (int fraction) (round (keynum 3000 :hz #t))
          (format t "~r point ~r" int (truncate (* 100000 fraction))))

one hundred two point twenty-three thousand two hundred sixty-five

NIL

evet, yüziki virgül yirmiüçbinikiyüzaltmışbeşinci tuşuna karşılık gelmektedir. Ve evet, tabii ki piyanoda böyle bir tuş filan yoktur!

Bir kez bilim uğruna feda tadını yakalamak için yanıp tutuşmasın bu deli gönül, asla pes etmek yoktur. Öyle bir piyano tuşu olmayabilir ama ses illa oradan bir yerden çıkacaktır. Hemen lazer kalkanları devreye sokulur ve komut verilir:


(define isitsel (new midi
                  :time 0
                  :keynum  (keynum 3000 :hz #t)
                  :amplitude 1.0
                  :duration 2.5))

(events isitsel "tez.mid")

Emacs ortamında C-c C-c ile fonksiyon çalıştırılır ve hoparlörden bir hayli tiz bir piyano sesi gelir. Kulak hoparlöre yaklaştırılır (hoparlörün kulağa yaklaştırılmamasının sebebi blog yazarının laz olması değildir, kablosal bir kaos hüküm sürmektedir masanın karanlık yüzünde (hayır Pink Floyd’u o kadar sevmiyorum, dalga geçmek için yapıyorum bunu)) ve mütemadiyen çınnnn çınnnnnn sesleri dinlenir. Sonra hasar kontrol raporu merkeze iletilir. Görünürde bilime kurban gitmiş bir blog yazarı yoktur.

Hemen pes edilecek midir? Elbette hayır! Belki piyano sesi o kadar rahatsız etmemektedir ama ya sinüsoidal basit bir dalga belli bir dB şiddetinde 3000 Hz frekans ile üretilirse ne olacaktır? Kulak zarı patlayacak, kan gövdeyi götürecek ve ortalık berbat olacak mıdır?

İkinci bir kontrollü deney yapmanın zamanı gelmiştir. Bu sefer devreye efsanevi ses sentezleme sistemi (donanımsal synthesizler halt etmiş yanında hesaabı) CSound devreye girmektedir (blogdaki tarihi bağlamı için buraya bakınız). Evrensel işletim sistemi, programcı dostu işletim sistemi Debian GNU/Linux üzerinde apt-get csound komutu ile hemen CSound yüklenir.

Hemen basit bir ORChestra dosyası:


instr 1

    a1	oscil	10000, 3000, 1

	out	a1

endin

ve bunu kullanan bir SCOre dosyası oluşturulur (tabii ki gerçek bir programcı editörü olan Emacs ve CSound desteği ile yani kısaca böyle (yahut şöyle)):


f1  0	16384	10  1	; use GEN10 to compute a sine wave

;ins	strt	dur
i1	0	1

e			; indicates the end of the score

ardından csound -W deneme.orc deneme.sco komutu verilir ve üretilmiş olan .wav ses dosyası play test.wav ile çalınır. Kulak tekrar hoparlöre yapıştırılır ve mütemadiyen 3000 Hz’lik bu sinyale maruz bırakılır. Ardından hata raporu alınır. Müzikal estetik açısından irite olan bünye fiziksel olarak bütünlüğünü korumaktadır.

Test başarı ile tamamlanmıştır.

Bu stresli denemelerin ve kulak örselenmesinin ardından biraz CSound besteleri besteleri ve CSound Internet Radio hayranlıkla dinlenir.

Artık bilim dünyasındaki maceraya bir süre ara verip, teknolojik sanatsallığın doruklarında gezinmeyi bırakıp biraz da eski üstadlara kulak vermenin zamanı geliyor da geçiyordur. Hemen gerekli tedbirler alınır ve XMMS marka pikaba bir Jackie McLean kaydı konur. Güzel alto saksofoncu insan McLean’in 1957 yılı Prestige kaydı Strange Blues dönmeye başlar. Kontrbas girişinin üstüne binen alto saksofon “sound”u (ses deyince deyince aynı manayı vermiyor mirim ameleliği yine bir başka röportaj cevabına itina ile saklanmaktadır).

Kimdir Jackie McLean?

1931’de doğdu. Küçük yaşta müzikle ilgilenmeye başladı. 19 yaşına geldiğinde Miles Davis’in Dig albümünde çalıyordu. Aynı albümde yer alan bir başka dev saksofoncu Sonny Rollins idi. Jackie McLean yaklaşık 1.5 ay önce, 31 Mart 2006 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Mavi gezegeni terk etti. Yarattığı mavi notalar uzayında süzülen ses dizileri genç saksofonculara ilham kaynağı olmaya, örnek teşkil etmeye devam edecek.

McLean 1957 yılında bir garip blues çalar iken “orada bir yerde” kalın gözlüklü bir matematikçi, bir bilgisayar bilimci, bir mantıkçı olan John McCarthy, lambda calculus şekilciliğinden (formalizm deyince aynı anlamı veriyor mirim) yola çıkarak Lisp programlama dilini tasarlamak ve ilk denemeleri gerçekleştirmekle meşguldü. Yaklaşık 50 sene sonra, Türkiye denen ülkenin başkenti Ankara’daki yerel GNU/Linux Şenliğinde, COR3 grubu tarafından epey eğlenceli bir Common-Lisp ile Yazılım Geliştirme sunumu ve ardından Chris Stephenson tarafından Lambda Calculus Programlama Dili sunumu gerçekleştirilecektir. (Common Lisp sunumu ile ilgili detaylar için bkz. http://www.core.gen.tr/slides/CommonLisp-Sunum.pdf ve http://www.core.gen.tr/slides/CommonLisp.pdf.)

Müzik, bilgisayar bilimleri ve yazılım geliştirme paralel evrenlerinde bunlar olurken edebiyat ve sinema paralel evrenlerinde de başka olaylar cereyan etmektedir (elektrik dersek aynı manayı vermiyor mirim!). Nasıl mı? Bakınız 1001 Gece Masalları, 1. cilt, sayfa 944, Kamerü’z-Zaman ile Prenses Bedrü’l-Büdur Öyküsü:

“… Kamerü’z-Zaman yaşlı bahçıvana ‘Lakin, tüm bu halkın, böylesine asık suratla ve buz gibi soğuk bir tavırla görünmeleri ve de konukseverlikten uzak davranmaları nedendir?’ diye sormuş. İyi yürekli ihtiyar ‘Allah’a şükürler olsun ki oğlum, seni onların elinden sağ salim kurtarmış! Bu kentte oturanlar Batı’nın kara topraklarından gelmiş işgalcilerdir; bir gün deniz yakasından gelerek birdenbire karaya çıktılar ve kentimizde oturan tüm Müslümanları kıyıma uğrattılar. Bunlar olağanüstü ve anlaşılmaz şeylere taparlar, karanlık ve garip bir dil konuşurlar ve kötü kokan, örneğin kokmuş peynir ve bayat av eti gibi çürümüş şeyler yerler; asla yıkanmayı bilmezler çünkü doğdukları zaman karalar giymiş çok çirkin kişiler tarafından başları suyla yıkanır ve garip tavırlara eşlik eden bu yıkanış, ömürlerinin geri kalan günleri için öteki her türlü yıkanmaları ortadan kaldırır…”

Efendim? Biri 13. Savaşçı mı dedi? Antonio Banderas mı dedi, Ahmed Ibn Fahdlan Ibn Al Abbas Ibn Rashid Ibn Hamad mı dedi, Buliwyf mı dedi? Hayır bunun paralel evrenlerle tabii ki ilgisi yok. Yazının başında uyarmıştım. Bitti… FIN… The End…

Not: Az önce irc.freenode.net sunucusundaki #fazlamesai kanalında şöyle bir diyalog geçti:

<anhanguera> selam
<anhanguera> otubusteyim su an, istanbuldan ankaraya gidiyorum
<anhanguera> teknoloji denilen sey manyak bir olay
<rahmetli> slm bende arka koltuktayim.
<anhanguera> hahah
<rahmetli> :)
<t -u-N-i-X> :)
<t -u-N-i-X> alper ?

Tabii aniden kanaldan çıkınca insan bir an telaşlanıyor, kazaya kurban gitti bizim Xynth geliştiricileri ve de Xynth Pencere Sistemi sunumu diye endişeleniyor. Neyse ki otobüs firması sağlammış, kaza durumu yokmuş 🙂

Advertisements
 
 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: