RSS

Biten Kitaplar: Mind Time – The Temporal Factor in Consciousness

09 Jun

Mind Time – The Temporal Factor in Consciousness” son zamanlarda bilişsel sinirbilim üstüne okuduğum en çarpıcı eserlerden biri.

Kitaptaki bazı tekrarlar zaman zaman okumayı güçleştirse de temel araştırmaların yine de fazla vurgulanamayacağını düşünüyorum. Konu gerçekten önemli. Bir şeyi bilinçsiz olarak algılamak, tespit etmekle (detect) onun farkına varma durumu (become aware) arasında geçen 500 milisaniye yani yarım saniye az bir süre olmadığı gibi, bu olgunun yol açtığı bakış açısı ve getirdiği tartışmalar da kayda değer. Kullandığı bir hayli güçlü deneysel yöntemleri tarif eden Libet, “tam da o anda yani gerçekleştiği anda farkına vardım” cümlesinin yanlış olduğunu gösteriyor. Bir uyaranın bilinçli olarak farkına varmanız, onu algılamanızdan yaklaşık 500 ms. sonra gerçekleşiyor! Öznenin zamanda geriye referansta bulunarak tam da o anda algıladığını düşünmesi ise başlangıçta paradoksal gibi görünse de bu mekanizmanın işleyişi yine deneysel sonuçlarla açıklanıyor kitapta.

Libet, görebildiğim kadarı ile felsefecilerin özellikle de zihin felsefesi üzerinde çalışanların spekülatif ve yanlışlanamaz iddialar sunma tavırlarına karşı öfkeli. Özellikle de işlevselcilik ve özdeşlik savunucalarına saldırıyor deneysel verilerinden yola çıkarak. Bir başka kaygı da tabii binlerce yıldır düşünürleri uğraştıran “determinizm” ve bunun “bilinç” ile olan ilişkisi. Libet’in iddiası beynimizdeki bilinçsiz süreçlerin “kendiliğinden” başladığı, birkaç yüz milisaniye içinde biliçli irademizle bunları bastırıp bastırmamaya karar verdiğimiz yönünde. Alanında çok önemli deneyleri gerçekleştirmiş uzman bir sinirbilimcinin etik, felsefe ve din üzerine görüşlerini okumak güzel bir deneyim. Libet’in görüşlerindeki en problemli noktalardan biri ise herhalde “pekiyi ama o ‘kendiliğinden’ oluşuveren bilinçaltı süreçler durduk yerde oluşmuyor ya, bunları tetikleyen nedir, bunun da bir öncesi, bir tarihselliği yok mu?” sorusundan kaçınması. Bununla ilgili öne sürdüğü en detaylı yorum “Conscious Mental Field” yani CMF teorisi. Buraki ilkesel güçlük ise “bilinçli deneyim” dediğimiz şeyin kişiden bağımsız olarak gözlenememesi. Yani mesela bir elektromanyetik alanı çeşitli cihazlarla incelemek mümkün ama bir insanın deneyimini dair bilgi edinmek için o kişiye soru sormanız ve cevap almanız gerekmekte, herhangi bir beyin tarama cihazı ile kişinin o anda ne deneyimlediğini bilmek mümkün değil. Bu da Bilinçli Zihinsel Alan kavramındaki “alan”ı alışık olduğumuz türdeki “alan”lardan biraz farklı bir alana taşıyor yani kütlesel çekim alanı, elektrik, manyetik ya da elektromanyetik alan benzetmeleri biraz tehlikeli.

Kitabın en eğlenceli bölümlerinden biri ise Libet’in Descartes ile hayali diyaloğu. Libet, her ne kadar kartezyen bir düalist olmadığını vurgulasa da deney sonuçlarından elde ettiklerinden yola çıkarak öne sürdüğü teori öyle bir duruşu andırıyor.

Tüm bunların sonunda bir kez daha gündeme gelen acı bir gerçek var: Psikolojinin fizik ya da kimya kadar kolayca ve hızla ilerleyemeyeceği gerçeği. Libet’in kitabın sonunda öne sürdüğü hipotezleri test etmek için insanlar üzerinde çalışmak ve beyinlerine müdahale etmek gerekiyor. Sağlıklı insanlarda şu anda böyle bir müdahale etik ve yasal değil. Ancak ve ancak tedavi maksatlı beyin cerrahisine maruz kalacak hastalar üzerinde, izin alındıktan sonra böyle bir şey yapılabilir ki o türden beyin operasyonu gerektiren hasta sayısı her sene ortalama 5 ya da 6 kişiden ibaret. O hastalarla uğraşan beyin cerrahları ise olası risklerden ve / veya önyargılarından ötürü bu tür müdahelelere pek iyi gözle bakmıyorlar haklı olarak.

Uzun lafın kısası bir fizik ya da kimya hipotezini test etmek için aynı deneyi kimseye sormadan binlerce kez yapabilir, cisimleri her türlü abuk sabuk koşula maruz bırakabilirsiniz. Olsa olsa gerçekleştirmek istediğiniz deney pahalı ekipman gerektiriyordur ve bunun için fon bulmak için uğraşıp durursunuz. Oysa benzer bir şeyi insanlarla ilgili özellikle de böyle hassas müdahaleler gerektiren durumlarda yapmanız pek olası değil. Gerçekleştirilen ilerlemeler ancak ve ancak büyük şans ve tesadüf sonucu, düşük olasılıklı işbirliklerinin sonucunda gerçekleşebiliyor. Hele de çalışma alanınız bilinçli deneyim ise o zaman hayvan deneyleri de pek anlamlı değil yani doğrudan insan denekler gerekiyor.

Sanırım hal bu iken psikoloji, psikobiyoloji, sinirbilim gibi alanlarda ilerleme kaydeden araştırmacıların fizikçiler, matematikçiler, kimyagerler ve bilgisayar bilimcilere kıyasla neleri aşarak bazı şeyleri başardıklarını anlamak daha kolaylaşıyor.

Advertisements
 
3 Comments

Posted by on June 9, 2006 in CogSci, General

 

3 responses to “Biten Kitaplar: Mind Time – The Temporal Factor in Consciousness

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: