RSS

Mr. Axl Rose, it's not a river, but a sea, Marmara Sea! ;-)

13 Jul

It’s a beautiful place, beautiful night. We have the moon, the boats, the river…

“The river!?” 🙂

Dün gece, Chinese Democracy turnesi kapsamında İstanbul, Kuruçeşme Arena’da muhteşem bir konser veren Guns N’ Roses‘tan Axl Rose konser ortasında işte bu sözlerle selamladı İstanbulluları. Marmara Denizi‘ne bakıp gülümseyen seyircilerin herhalde asıl gülümseme sebeplerini çözememiştir Axl. (Ülkemizi yeterince iyi tanıtamıyoruz klişesi ile uyumlu olarak: Geçen sene TV’de bir röportajını izlediğim Paris Hilton da, bir İstanbul ziyaretinde epey geniş ve çok güzel bir nehir üzerinde tekne gezintisine çıktığını söylemişti. Bir değil, iki değil. Biri bu vahim durumu bertaraf etmeli! :))

Aslında her şey adaşım, eski dostum, jeofizikçi ve müzisyen Emre E.‘nin “ben gidemiyorum bari konsere hakkını verebilecek bir dostum gitsin” demesi ile başladı.

Uzun Uzak Adam ile 19:30 sularında Kuruçeşme’deki Arena konser alanına vardık. Yeni Melek Gösteri Merkezindeki deneyimime kıyasla çok daha güzel bir deneyime imkan veren mekanı, açık havayı ve çok daha büyük, ferah bir alanı görünce sevinmedim desem yalan olur.

Saat 20:30 sularında ön grup olarak 4LYN sahneye çıktı. Birkaç parça ile Arenadaki izleyicileri gaza getirmeyi başaran grubun solisti izleyicilerin hislerine eğlenceli şekilde tercüman olmayı da ihmal etmedi:

We know what you are thinkin’ about! F… the support band! Yeah, we want to watch Guns N’ Roses, too! That’s why we came here tonight!

21:10 civarı sahne performansını tamamlayan 4LYN’den sonra seyirciler iyice coşmuş halde asıl etkinliği beklemeye koyuldular.

Biletlerdeki bilgiye göre 21:00’da başlayacaktı konser.

30 dakika geçti. 45 dakika geçti. 1 saat geçti. 1 saat 45 dakika geçti. (Zor olan ayakta beklemek miydi yoksa iki dev ekrandan Show +’nın reklamlarının beynimize tecavüz etmesi miydi, buna tam karar veremedim! Bu arada, konseri izlemeye gelmiş Pardus geliştiricisi de benim kadar sıkılmış mıdır beklemekten acaba? ;-))

Yorulanların bir kısmı yerdeki asfaltın üzerine çökerken, aralarında tanıdık, meşhur simaların da bulunduğu “protokol”, arka taraftaki sandalyelerinin üzerinde kâh esneyerek, kâh sıkılıp etrafını süzerek bekledi. (Bana rock konseri ayakta ve hareketli şekilde izlenir diye öğretmişlerdi büyüklerim, zamanlar epey değişmiş olsa gerek, konser esnasında da gayet ağırbaşlı tavırlarla plastik sandalyelere oturarak izleyen pek çok “büyüğümüz” mevcuttu ;-))

İnsanlar bel ağrısı ve türlü çeşit yorgunluk ile huzursuzlanmaya başlayıp bağırış çağırışa girişmişken o büyülü an geldi. 11’e 5 kala sahne çatırdadı, yer gök sarsıldı, kıvılcımlar ortalığa saçıldı, ışıklar gözleri kör edercesine parladı, azgınca burnunda soluyan üç gitar, bir bas, bir davul, perküsyon, iki klavye ortalığı yıkacaklarının ilk sinyallerini verdiler ve sahnede orta yaşlı bir delikanlı uçar adım koşarak o tiz sesi ile çığlığı basıverdi:

Welcome to the Jungle!

Tüm yorgunluk ve huzursuzluk gökyüzüne dağılan o ilk notalarla ve çığlıklarla beraber buhar olup havaya karıştı.

Adaşım Emre E. “son zamanlarda sahne performansları epey sağlam diye duydum” demişti. Dün gece ne demek istediğini gayet iyi anladım. Olağanüstü farklı gitar girişleri ile yılların klasikleri dinamit gibi bir enerji ile gözlerimizin önünde idi: Welcome to the Jungle, Sweet Child O’ Mine, You Could Be Mine, Heaven’s Door, Nighttrain ve daha niceleri.

Sahneye getirilen kuyruklu piyanoda Chris Pitman‘ın solosu başlı başına bir şovdu ve piyanonun dolgunluğunu ve yaratabileceği atmosferi tüm dinleyicilere bir kez daha göstermiş oldu.

Ancak asıl şov öğesi, Axl Rose’u saymazsak üç gitariste odaklıydı. Robin Finck ile Richard Fortus‘un düetleri ve atışmaları birkaç dakika değil de birkaç saat sürseydi, en ufak bir şikayetim olmazdı.

Fakat tüm bunların ötesinde bir şey vardı ki o da… O da yıllar önce Bumblefoot albümünü dinleyip bana tabiri caizse “what the @!#!!o…!” dedirten efsane gitar virtüözlerinden Ron “Bumblefoot” Thal‘ın solo performansları idi. Marifetini sergileme sırası kendisine geldiğinde sahnede tek başına kalan Thal, önce içinden kanatlar çıkan bir arıya (ve aynı zamanda kocaman bir ayağa, evet, ayak, bildiğimiz ayak, bilmediklerimizi zaten bilmiyoruz!) benzeyen çok hoş, özel bir tınısı olan, özel yapım bir gitarla fantastik bir atmosfer yarattı. Ardından her zaman kullandığı gitarını aldı, sahnenin bir köşesine gitti ve gittikçe girift bir hal alan solosuna girişti. Bir süre sonra o karmaşık solo olağanüstü bir dönüşüm geçirip arenayı doldurdu ve insanların ağzından sözler dökülüverdi: “Don’t you cry tonight…” Sahneye Axl’ın çıkmasına gerek yoktu, Thal gitarı ile binlerce kişiye hep bir ağızdan Don’t Cry’ı söyletiverdi. (Üstadın hangi Türk müzisyen ile ne için çalıştığını meraklı Wikipedistlere bırakıyorum ;-))

Ardından yine tam kadro sahnede yerlerini alan ekip, Axl’ın piyanoda “November Rain”ine eşlik etti ve sonra tempoyu yükseltti. Gecenin sürprizlerinden biri de Guns N’ Roses’ı Guns N’ Roses yapmış usta müzisyen Izzy Stradlin‘in konserin sonlarına doğru sahneye çıkması gruba gitarı ile eşlik etmesi idi. Dört usta gitaristi ve birinden diğerine müthiş bir enerji ile koşan, haykıran Axl’ı izleyen bizler için gece hiç bitmeyecek gibiydi.

Ve sonra konser bitti.

Uzun Uzak Adam’ın sözleri kalabalığın uğultusunu yarıp kulaklarıma vardı: “Paradise City‘yi çalmadılar be hocam! Çalmadılar…”

Sonra, sonra alkışlar, çığlıklar, denize karışan Guns … N… Rooossesss! sesleri.

Grup tekrar sahneye çıktı, müzik başladı ve ortalık inledi:

“Take me down to the paradise city where the grass is green and the girls are pretty…”

Konser 1:20 civarı bittiğinde Marmara’dan esen rüzgar havadaki rengarenk kağıt parçacıkları ile güzel resimler çiziyordu. Ay, botlar ve ırmak… pardon, deniz bize bakıyordu.

Beyler, bir sonraki konserde görüşmek üzere! Elinize, ses tellerinize ve ruhunuza sağlık.

Advertisements
 
1 Comment

Posted by on July 13, 2006 in General, Music

 

One response to “Mr. Axl Rose, it's not a river, but a sea, Marmara Sea! ;-)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: