RSS

40 Gözaltı Öyküsü ve Diğerleri

22 Jul

Satın alalı rahat 1.5 sene falan olmuştur. Dergilerin, gazetelerin, kitapların arasında yuvarlandı durdu.

Bu akşam üzeri yine çıktı karşıma, bu sefer okudum. Her sayfası Marquis de Sade‘a rahmet okutacak türden.

Şubat’ın onüçüydü. Akşamdı. Evimizin kapısı şiddetle çalındı. Babam camideydi. Annem ve kardeşlerimin bağırtıları arasında zorla alarak götürdüler. Bir araca bindirildim. Gözlerimi bağladılar.

İndirdiler. Tekrar gözlerim bağlandı. Sürükleyerek götürdüler. Birisi bağırdı ‘bu mu?’ ‘Evet efendim’ dedi kolumdan tutanlardan biri. ‘Götürün’ dedi, ‘ikiyüzbeşe bırakın.’ Hiçbir şey anlamıyordum. Meğer biri beni örgüt üyesi diye ihbar etmiş. Sorguya aldıklarında çırılçıplak soyuldum, sonra hortumla soğuk su dökmeye başladılar. Bazen askıya alıyorlardı.

Bu taciz ve işkence seansları iki günde bir yapıldı. Öldürülen örgüt üyelerinin fotoğraflarını göstererek, ‘bak bunları gözaltına aldıktan sonra giydirdiğimiz gerilla giysisiyle dağa götürüp öldürdük’ dediler. Birkaç kez bana da o kanlı giysilerden giydirdiler. ‘Suçunu kabul et, yoksa seni diğerleri gibi dağa götürüp öldüreceğiz. Sonra da televizyonları çağırıp çatışmada öldü diyeceğiz’ sözleriyle tehdit ettiler.

Diğerlerine kıyasla çok daha hafif bir hikaye yukarıdaki.

Burada anlatılan olay, kişi, zaman ve mekanların hayali bir yerde, bir kâbus olarak yaşandığını belirteceğim. Siz onları gerçeğin ta kendisiymiş gibi okuyabilirsiniz. Ama yine de belirtmeden geçemiyorum, sizce burada geçen kişi ve olayların gerçekle bir ilgisi olabilir mi?

diyor Sadık Yalsızuçanlar, 40 Gözaltı Öyküsü ve Diğerleri başlıklı öykü kitabında.

Kitaptaki son öykü olan “Evden Eve Gezen Ölüm”ü okuyunca aklıma bir dostumun hikayesi geldi. Gece duyduğu silah sesleri. Odasının duvarındaki kurşunlar. Ertesi sabah köye gelen “görevliler” ve gençlerin götürülüşü. Son anda bir şeyler söylerek kurtuluşu. “Bizim oraya varan otobüslerin mevcudu asla otogardaki başlangıcı kadar olmaz, yolda mutlaka birkaç kişi alınır ‘götürülür'” deyişi. Her şeye rağmen yüzünden eksik etmediği o güneş gibi gülümsemesi ve çevresindeki herkese karşı nezaketi. Yetiştirdiği ve yol gösterdiği pırıl pırılı öğrencileri, dünya standartlarında gerçekleştirdiği akademik çalışmaları. Bunlar geldi aklıma bir de pamuk ipliği…

Aklıma bir de Engizisyon ve cadı avları geldi.

Advertisements
 
Leave a comment

Posted by on July 22, 2006 in General, Literature

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: