RSS

II. Dünya Savaşı, Ouspensky, Gurdijeff – Apple: İlk Günah

09 Aug


tubaunsal.jpg
15. yüzyılda Endülüs’teki müslümanlara ne oldu diye sormuş ve bu konu hakkında bir kenara not düşmüştüm.

#fazlamesai müdavimlerinden pinhanarcat üşenmemiş, konu hakkında ilgili ve de bilgili bir tanıdığı ile muhabbet etmiş. IRC üzerinden benimle bilgilerin bir kısmını paylaşmakla kalmadı blogunda da öğrendiklerinin bir kısmını yazdı:

-Her açıdan tam göbekte yer alan Türkiye nasıl oldu da, neler oldu da, II. Dünya Savaşından uzak durabildi? Hepsi İsmet Paşa’nın marifeti miydi, bize söylendiği gibi? Hitler gibi birisi, Rusya’ya bile kafa tutarken, her yeri kasıp kavururken, burayı nasıl oldu da görmezden gelebildi? Kafamızı çevirelim, ardından bakalım soruya: “görmezden mi geldi?”

-Nazi mistisizminden bahsedilir ki doğrudur, swastika‘dan bile bellidir, … Türkiye’yle ne gibi bir bağlantısı vardır?

-Tarikat da neyin nesidir? Ne tarikatı? Nerede? Türk pasaportlu Nazi subayları? Hem de akıl hocaları? Yok daha neler…
-Kıbrıs harekatı sırasında İsrail niye Türkiye’ye destek vermişti? Vermiş miydi? Babasının hayrı mı gündemdeydi? Hem de bütün dünya Türkiye’nin karşısında durmuşken…

-FKÖ’yü silahla besleyen Rumlar sadece bu harekatın mı intikamını almaktaydı?

-Nazilere dönelim, “rose croix” geçmişli hareketleri bilmeyen yok da, masonluk? Nasyonal sosyalist parti? Kafalar karıştı…

-Peki Naziler tarafından katledilen Türk sayısı nedir? Ah efendim, özür bile dilemişler de, biz bilmeyiz o özrü de, sünnet meselesi, hepsini yahudi sanmışlar işte, bak şu işe, nerden ne tahlili, …
-Bir de çingeneler var ki, Birleşmiş Milletler beşyüzbin civarı deyip kestirip atmış, sayılarla insan hayatı, istatistiklere öyle geçti, o kadar da çingene katledildi, cezaları da ödenmiş savaş sonrası, mahkeme emri, şu kadar tazminat da çingenelere ödenecek… miş de, yine Birleşmiş Milletler el atmış duruma ve paraya, devlet yok ki ortada kime ödesinler, kurarsak bir çingene devleti, sermayemiz hazır, BM’nin elinde…

(Meraklısına not: bkz. Rudolf von Sebottendorg ve Türkiye bağlatısı.)

pinhanarcat ile yazışmaya devam ederken laf laf açtı ve konu Ivan Osokin’in Tuhaf Yaşamı isimli romana geldi. Birkaç sene önce okuduğum bu tuhaf, mistik ve sürükleyici roman benim hayatımda enteresan bir kesişimde de yer almıştı.

gisellemac.jpg Romanın yazarı P. D. Ouspensky çok kısa bir süreliğine İstanbul’da da bulunmuş bir filozof idi. Kitabı bitirdikten sonra biraz araştırmış ve Ouspenksy’nin en çok üzerinde durduğu isimlerden birinin G. I. Gurdjieff olduğunu görmüştüm.

Gurdjieff ve eserlerine çok kısaca bir göz attıysam da kısa süre sonra unuttum gitti. Ta ki…

… ta ki Boğaziçi Üniversitesi’nde 2004 – 2005 eğitim döneminin II. bahar yarıyılındaki zihin felsefesi dersine kadar. Dersi veren Prof. Dr. Stephen Voss dönem boyunca pek çok felsefecinin zihin felsefesi ile ilgili makalelerini vermiş ve bunlar üzerine ödevler yazıp tartışmamızı istemişti. Bu şekilde dönem sonu geldi çattı ve son derse geldiğimizde Prof. Voss bu sefer bize biraz “sıradışı” bir yazı vereceğini ve bundan sorumlu olmadığımızı, buna dair bizden herhangi bir ödev beklemediğini belirtti. Verdiği metin, Ouspenksy’nin Gurdjieff ile görüşmelerinin bir kısmını içeren bir kitaptan alınmaydı. Prof. Voss bu metni okursak bazı yerlerinin saçma gelebileceği konusunda bizi uyardığında ise aklıma Tao Te Ching’den şu meşhur dizeler geldi:

Bilge biri Tao’yu duyduğunda tüm gücüyle onu uygular.
Sıradan biri onu duyduğunda kimi zaman uygulama yapar.
Ahmak biri Tao’yu duyduğunda nahoş bir kahkaha atacaktır.
Eğer gülmezse, bu Tao değildir.

Ve işte Gurdjieff tekrar karşımda idi, üstelik Türkçeye çevrilmiş bazı yazılar ile. Yüzyılın ilk yarısında Hindistan, Çin ve Japon kökenli uzakdoğu bakış açıları ve pratikleri ile pek muhatap olmamış insanları etkilemiş olduğunu tahmin ettiğim Gurdjieff ile ilgili asıl merak ettiğim şey ise müzikleri ve sanırım ilk olarak buradaki parçaları dinlemekle işe başlayacağım.

Meraklısına not: “Apple” kullanan mankenler sizde de yılan kılığındaki şeytana uyup Adem’i yasak elmayı yemesi için kışkırtan Havva’yı çağrıştırmıyor mu? 😉 Apple: ilk günah (ve hemen tüm günah addedilen şeyler gibi çok zevkli! :))

Advertisements
 
1 Comment

Posted by on August 9, 2006 in .NET, CogSci, General, Programlama

 

One response to “II. Dünya Savaşı, Ouspensky, Gurdijeff – Apple: İlk Günah

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: