RSS

Uluslararası bir konferansın ardından: IODL '06 (ya da tiyatro ve sinema arasındaki fark üstüne)

16 Sep

Nisan ayı civarı başlayan IODL (International Open and Distance Learning symposium) macerası [1, 2, 3] nihayet başarılı bir şekilde sona erdi.

İstanbul Bilgi Üniversitesi, eMBA yazılım geliştirme ekibi yöneticisi Memduh Er ile birlikte yazdığımız makalenin sunumu beklediğimden çok daha verimli ve güzel geçti. “Know-where”: A Radical Approach to E-learning in 21st Century başlıklı makalenin sunumuna başladığımda aslında işlerin pek iyi gitmeyeceği endişesini taşıyordum çünkü bir gün öncesi hayli yoğun geçmiş, istediğim kadar iyi biçimde bir sunum hazırlayamamış, bazı teknik çeviri işlerinden ötürü sabahın köründe yatıp sonra da apar topar kalkıp trene yetişmiş ve 4 saati aşkın bir yolculuğun 1.5 saat sonrasında uluslararası bir izleyici kitlesine ne söyleyeceğimi düşünürken bulmuştum kendimi.

Belki de bu ruh halinin yarattığı atmosfer ile planlarımı birazcık “bozup” konuşmaya başladım:

Size sıkıcı bir sunum hazırladım ve uyuklamanızı engellemek, bu sunuma direnmek için elimden geleni yapacağım. O yüzden şimdi boşverin e-learning’i, teknolojiyi eğitimi filan da gelin biraz tiyatrodan bahsedelim. Hepiniz tiyatro nedir biliyorsunuz öyle değil mi? En sevdiğiniz eserleri ve oyun yazarlarını düşünün. Binlerce yıllık hikaye işte, sahne var, tıpkı şu anda benim üzerimde durduğum platform gibi, ışıklar, ses düzeni, oyuncular ve siz izleyiciler. Buraya kadar her şey güzel. Sonra bir grup teknoloji uzmanı geliyor ve diyor ki, haydi teknolojik devrim yapalım, bakın görüntü kayıt cihazı. Şimdi artık her şeyi farklı açılardan kaydedebilir ve dünyanın herhangi bir yerinden yerinizden kalkmadan, istediğiniz saatte istediğiniz tiyatroyu izleyebilirsiniz. Harika değil mi. Evet, işte karşınızda sinema! Sinema? Bir dakika! Sinema bu mudur? Bin yıllık bir geleneği teknoloji ile birleştirmek yepyeni bir şey yaratmak demek midir? Hayır! Sinema, tiyatronun kameraya kaydedilip dünyaya satılması değildir. Sinema yepyeni bir yaracılık alanı, etkileşim türü ve disiplinidir. Sinema ayrı teknikler ve uzmanlık alanları demektir. Sinema bilgisayara kaydedilen tiyatro da değildir. Ve şimdi kalkıp her zamanki eğitim senaryosunu bilgisayardan sunarak e-öğrenme yapacağınızı mı söylüyorsunuz bana? Boşversenize. E-öğretim bunun ötesinde bir şey olmalı. Eğer olmayacaksa aslında e-öğretim yapanların pek bir anlamı ve getirdiği yenilik yok demektir. 100 sene önceki, 50 sene önceki tarzı cicili bicili web sayfalarından erişilebilir kılmak yeni ve çok daha etkili bir şey yapmak demek değildir. O halde gelin 21. yüzyılda bilgi ve gerçek anlamda yeni e-öğrenme üstüne biraz konuşup tartışalım hep birlikte…

Salondaki izleyicilerin bu sözler üstüne uyuklamayı bırakıp dikkatlice dinlemeye başladıklarını görmek beni de şaşırttı. Bundan sonrası makaledeki konulara değinmekle geçti: Bilgi türleri, “connectivist” çerçeve açısından öğrenme modelleri, insan beynindeki nöronal şebeklerin optimum problem çözme stratejileri ve karınca koloni optimizasyonu gibi doğal örneklerdeki “her şeyi bilmeye çalışma, yerel bilgi ve etrafındaki bağlantılarla basit problemleri çöz çünkü öğrenen birey değil organizasyondur” mantalitesinin modern e-öğrenmeye nasıl uygulanabileceği gibi konulara değindim.

Makalenin dikkat çeken kısımlarından biri de Web 2.0 başlığı altında önerdiğimiz bazı e-öğrenme tekniklerinin kullanılabileceği örnekler oldu. Sunum bittiğinde Yeni Zelanda ve Avustralya’lı üniversite hocaları bununla ilgili daha çok detay vermemi rica ettiler. San Diego üniversitesinden bir e-öğrenme araştırmacısı da benzer bir vizyon çerçevesinde ilerlemeye çalıştıklarını, konunun teknik zorluktan ziyade kavramsal ve teorik çerçeve oturtmak problemi olduğunu vurguladı haklı olarak. Daha sonra akşam düzenlenen IODL kokteylinde de ODTÜ’den gelmiş olan bazı araştırmacılarla makalenin detayları üzerinden sohbet etme imkanım oldu.

Sunumumu izleme nezaketi gösteren ve tüm etkinlik boyunca harika bir muhabbete her daim eşlik eden, müzikal konulardaki anekdotları, caz ve modern müzik üstüne anlattıkları ve bilgisi ile bana “keşke biraz daha uzun sürseydi etkinlik” dedirten Dr. Murat Yücelen‘in sunumu ise ertesi gün, Perşembe sabahı idi. Yücelen’in Bilgi Üniversitesi’nin eMBA ve MBA programlarını bazı açılardan istatistiksel analize tabi tuttuğu çalışmasında çarpıcı rakamlar mevcuttu. Bu sunumun sonunda da izleyicilerden güzel bir geribesleme geldiğini söyleyebilirim.

Tüm bunların ötesinde, en son iki sene önce bir dilbilim sempozyumu için ziyaret ettiğim Eskişehir’i ve Anadolu Üniversitesi kampüsünü daha bir güzelleşmiş buldum. Özellikle mükemmel bir Eylül havası ile soluk alıp veren yeşillikler içindeki kampüs adeta “bir üniversitenin fiziksel ortamı nasıl olmalıdır?” sorusunun cevabı gibi. Fiziksel koşulların yanısıra IODL organizasyonunu düzenleyenlerin güleryüzlü ve işleri kolaylaştırıcı yaklaşımları da etkinliği zevkli kılan başlıca etkenlerdendi. Doğrusu bir haftaya yayılan ve Japonya, Kanada, ABD, İran, Yeni Zelanda, Filistin, Avustralya gibi dünyanın dört bir yanından araştırmacıların geldiği böyle bir etkinliği bu kadar başarılı şekilde düzenlemek kolay olmasa gerek. Kendilerini kutluyorum.

Şimdi benim açımdan ve birlikte çalıştığım ekip açısından böylesine başarılı geçen bir çalışmanın sonrasında daha çok çalışmamız gerektiğini düşünüyorum. Özellikle “connectivist” ve çoklu etmen (multi-agent) çerçeve içinde toplumsal şebekelerde bilgi paylaşımı ve iletişim modelleri üzerine bazı simülasyonlar gerçekleştirip, teorik altyapıyı biraz daha sağlamlaştırıp birkaç makale daha yazmamız gerekiyor. Böylece 6 yılı aşkın süredir geliştirdiğimiz e-öğrenme sistemlerinde çok daha sağlam temellere dayanan yenilikçi çalışmalar yapmamız ve insanlara daha güzel şeyler sunmamız mümkün olacaktır.

Advertisements
 
Leave a comment

Posted by on September 16, 2006 in e-Learning, General

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: