RSS

Vasat bir kariyer, milli piyango, çekik gözlüler ve bir turnuva

05 Oct

“Yarın şu kadar bu kadar milyarım trilyarım olsa var ya hemen…”

Kulağa tanıdık gelen bir cümle. Genellikle üç noktayı takip eden cümleler kişinin hayatında epey radikal değişikliklerin iştahlı tasvirleri ile doludur. İşte o tasvirler benim tüylerimi diken diken eder. Hayır, içeriklerinden ötürü değil elbette. İçerikleri adeta bir rüyadır, çok güzel ve mutlu sonla biten masaldır. Beni korkutan şey büyük bir heyecanla hayallerini anlatan kişinin aslında başka bir deyişle mevcut durumundan duyduğu memnuniyetsizliği anlatıyor oluşudur.

Şu kadar param olsa var ya hemen ertesi gün… Yani: Nefret ediyorum içinde bulunduğum koşullardan ve ilk fırsatta hepinizden kurtulmak için elimden geleni yapacağım!

Geçen gün “In praise of an average career” başlıklı bir yazıyı okurken aklıma yine bunlar geldi. Bu aralar herhalde “en iyi iş için en iyi insanları bul ve çok iyi para ver, süper şirketin olsun” tarzı ile “hadi canım sen de, aslolan eldeki insanları çok iyi şekilde değerlendirebilmek ve öteye götürebilmektir” tarzı arasındaki tartışmaya dair yazmayanı dövüyor olsalar gerek ki nereye baksam buna dair üç beş kelam eden birilerini görüyorum. Amazon ve Google gevezeleri (ve bir de ev sahibiniz Spolsky (!)) insanlarla biraz kafa bulmayı seviyorlar anlaşılan.

Ortalama kariyer methiyesinin altındaki birkaç yorumu ne olur ne olmaz buraya not edeyim:

In Kurt Vonnegut’s “Bluebeard”, there is a character who came from a rich family, went to Ivy league schools, excelled at sports and schooling? could have easily been a lawyer or a doctor and done very well. But he gave it all up to become an abstract painter, which he was never that good at, because “that was his Everest”.

I liked the idea of this character who could excel at so many things that ?normal society? viewed highly, but eschewed these goals for something that was personally challenging.

Ah, bir de tabii Google ne kadar güzel bir yer değil mi arkadaşlar muhabbetine dair:

I actually know two managers at Google, one of whom has been there since the beginning, the other of whom was a professor of the founders (at stanford) who lately jumped aboard – both assure me that the lavish Google engineer lifestyle is predicated on youth, energy, and the expectation of burnout. They?re gonna squeeze those suckers dry and let ’em enjoy every twenty-hour day of it.

Sonuç? Sonuç yok pek. Süreç var. İnsanlığın binlerce yıldır halledemediği meseleleri birkaç ukala bilgisayarcı 40-50 senede halledecek durumda değil elbet.

Belki de bunu bırakıp 6. İstanbul Go Turnuvası‘nı ziyaret etmekte fayda var 😉 Enda Hideki‘nin İstanbul’da vereceği GO seminerlerini izlemek güzel olabilir.

– Piyango bileti alıyor musun?
– Hayır.
– Neden, alsana, ya çıkarsa?
– Almıyorum. Çünkü… çünkü ya çıkmazsa!

Yazı biterken Coltrane’den I’m Old Fasihoned çalıyordu.

Advertisements
 
Leave a comment

Posted by on October 5, 2006 in General

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: