RSS

Hayatın hızı, zaman algılaması, Perl, Lisp, doğal dil işleme, müzik ve satılık db

09 Nov

Zaten düzenli olmayan hayat akışı bazen iyice sapıtabiliyor.

Salı akşamı eve git, onlarca bilişsel bilim ve psikoloji, nöroloji makalesini etrafa yay, oku, özet çıkar, şemalar çiz, kritik sorunlardan yola çıkıp hipotez, model tercihi üretmeye çalış. Bir bakmışsın saat sabahın 4:30’u olmuş. Gözler kan çanağı. Bir kenarda birkaç saat kestirmeye zorla bedenini. Onca fincan kahveden sonra…

Güneş ve ışık, silinip giden uyku izleri. Birkaç bisküvi atıştır. Tekrar makalelere dön. Kişisel notlar üzerinden son rötuşlar. Apar topar üniversiteye git. Hoca ile görüş, heyecanlı heyecanlı ve gergin şekilde geldiğin noktayı anlat. Karşılıklı fikir alışverişi, tartışmalar, itirazlar ve öneriler. Artık son plana sadık kalalım diye içten içe yakarış. Alakasız sebepler yüzünden kaybedilmiş zamanların öcünü almak istercesine yüklendiğin zihin motorları. Gittikçe ağırlaşan çantayı yokuş yukarı taşımaya çalışan bedenin, potansiyel ve kinetik enerji…

Apar topar ofise gel. Bir şeyler ye. E-postalar, kontrol edilmesi gereken işler. Güneş batarken gün yeni başlamaktadır. Güneş artık yoktur, floresan lambaları güneşi bellemiş ofiste biyolojik saate ve “circadian” ritme güvenen dostların ve iş arkadaşların ile birlikte gecenin içine doğru ilerle.

Sırada biraz NLP çalışması var. Hayır, nörolinguistik programlama zırvalığı değil tabii! (Kaderin cilvesi, bir de nörolinguistik diye bir araştırma alanı var, şimdi orada bazı programlama çalışmaları yapılsa, ah, ah yandı gülüm keten helva, arapsaçı!).

Evet, NLP, Türkçe “Treebank” ellerimden öper. Sadık dostlar Lisp ve Perl. Bir yandan hızlı, kirli ve sonra pek üzerinde durulmayacak Perl çözümleri diğer yanda gittikçe gelişen Common Lisp kodu. Sanki ikisi de kullanıldıkları alana cuk diye oturuyor gibi. Parçalanan XML-benzeri dosyalar, işlenen listeler, alınan çıktılar. Bir heves sabahın 3 sularında masama konuk olan sevgili dostum Tolga. Pek çabuk kaçtı hevesi, başka masaya gitti. Oysa ben onu PC kontrollü bir titreşim cihazı yapması için ikna etmek üzere idim. “Ben sana 50 tane e-book vereyim elektronik ile ilgili bir de filanca hobi elektronik dergisinin son 20 sayısı var PDF olarak, onları okuyup yap sen” şeklinde yapıcı yaklaştığı için belki de masamdan uzaklaşması kendisi için daha hayırlı oldu (Kendime hatırlatma: Tezi bitirebilirsem teşekkürler kısmında Tolga’ya göndermede bulunmayı unutma). O esnada Memduh, dünyayı indirmekle ve kategorize etmekle meşgul. Arada üşenmemiş The Handbook of Brain Theory and Neural Networks‘ü de alıp koymuş kenara (Evet, okuyup öğreneyim ben, profesör olmayım, yetmez alim olayım). Beri yandan Ercümend, dünyayı ele geçirme planlarımız doğrultusunda (yaşasın kötülük!) boş durmamış, ofiste aramızda değil ama kalbimizde, evden ofisteki makinasına bağlanıp çalışmış, son gelişmelerden bizi haberdar ediyor e-posta ile, hemen bakıp deniyoruz. Çok heyecanlı. Bunu okuyan bir kısım insan meraktan çatlasın diye yazdım. Çok yakında Yet Another Dünyayı Ele Geçirme Projesi adeta bir salgın gibi ortalığa yayılacak.

Üniversite uyumuyor.

Kolaysa uyu. Fonda AC/DC çalıyor: Problem Child. Çay içip kafa sallamak Türklere özgü bir davranış olsa gerek. Neyse ki kulaklık denen bir icat var.

Saat 3:15 sularında süper havadar ofisten biraz dışarı koridora açılıyorum. Kimsecikler yok. Genişçe de bir alan. Bir anda kendimi ters nefes eşliğinde Tai Chi yaparken buluyorum. Neden? Niye? Niçin? Nasıl? Hayır, delirmedim. Henüz. Uykum açıldı. Biraz.

Ofise dön, biraz daha Lisp ve Perl kodla. Sonuçları NLP çalışma grubu üyelerine ve hocalarına gönder.

Sonra biraz Tom Waits dinle. “… chocolate jesus / Make me feel good inside / Got to be a chocolate jesus / Keep me satisfied…” (Hayır, bunun sebebi ben değilim kesinlikle, garip bir şekilde beklenmedik bir anda beni bulmuş olan Oslo’lu güzel ve Türk bir ruh. Çılgın bir yaşam formu. Eğer birkaç gün önce, ilk kez Internet’te karşılaştığınız ve sizden birkaç bin km. uzakta biri, tam bir muhabbetin ortasında ofis telefonunuzu çaldırıp muhabbete şen şakrak kahkahalar ile devam ediyorsa Internet’te yeterince kişisel bilginiz mevcut demektir. Bu kadar kolay erişilebilen biri olunca gizli serviste ya da Mission Impossible’da çalışma hayalleri başlamadan biter tabii! Bu arada Waits’in parçasında korkunç bir blues armonika bölümü var, neden yanımda armonikam yok, hay bin kunduz!)

Bütün bunlar olurken bana eşlik eden bir başka grup müzik ise Avishai Cohen, Keren Ann ve Miossec. Bunlar için de bir başka güzel ruha teşekkür borçluyum (“hayır, böyle durumlarda teşekkür edilmez!” dediğini duyar gibiyim ;-))

Bu günlük girdisi yeni WordPress 2.0.5 RONAN ve Satılık DB haber linkleri ile sona erer… (daha birkaç saat masa üzerine yaslanıp kestireceğim de, kahvaltı edeceğim de, gündüze adapte olacağım da, çıkıp Boğaziçi’ndeki toplantıya gideceğim de… ohoooo, işimiz iş valla!)

Advertisements
 
Leave a comment

Posted by on November 9, 2006 in General, Lisp, Music, Programlama

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: