RSS

Einstein's Dreams – Emre'nin Uyanışları

10 Dec

It is ten minutes past six by the invisible clock on the wall. Minute by minute new objects gain form. In the dim light of morning the young patent clerk sprawls in his chair, head down on his desk. For the past several months, he has dreamed many dreams about time. His dreams have taken hold of his research. But the dreaming is finished. Out of many possible natures of time, imagined in as many nights, one seems compelling. Not that the others are impossible. The others might exist in other worlds.

The patent clerk is Albert Einstein. In his dreams he imagines new worlds, in which time can be circular, or flow backwards, or slow down at higher altitudes, or take the form of a nightingale. Einstein’s Dreams is a literary adventure, one which Salman Rushdie has compared to Italo Calvino’s Invisible Cities.

Bu kitabı bir Pazar günü sabah 6 sularında okumamış olsaydım aynı etkiyi yaratır mıydı bilmiyorum. Sessizlik içinde okurken odadaki tek gürültü kaynağı bilgisayarın gelişigüzel takırdayan, bunu yapmadığı zamanlarda uğuldamakla yetinen pervanesiydi. Romanın ortasına geldiğimde ise İstanbul’un kuşları uyandı, binlerce kuş ötüşü, aynı anda, çığlık çığlığa…

Fizikçi ve edebiyatçı Alan Lightman‘in “Einstein’s Dreams” romanı sadece Calvino’yu değil aynı zamanda Gurdjieff’i, Ouspensky’yi ve Lao Tze’yi de çağrıştırdı bana. Kitap hem fiziksel hem de metin olarak o kadar güzel ki, sanki ince ince işlenmiş oya, pırlanta ya da zümrüt gibi. Her bir rüya sanki farklı ve olası dünyalara açılan birer kapı.

Kitaba dair söylenecek pek çok şey var ama Pazar sabahı bana kahkaha attıran bir bölüm var ki, Einstein’ın patent ofisinde çalışırken patentlerle ilgili yaptığı bazı şeyleri anlatan… Daha fazlasını söylemeyeyim merakı ve hevesi taze tutmak için. 😉

Oradaki bir rüyaya benzeterek söylemek gerekirse, acaba o gün “o”nunla konuşma cesaretim olmasa idi yıllar sonra Uzun Uzak Adam‘la tanışabilir miydim? Peki ya ablası o işi yapmıyor olsaydı Tokyo’ya gitmesi söz konusu olur muydu? Tokyo’ya gitmeseydi bu kitabı alır mıydı? Kitabı almasa idi bana ödünç verebilir miydi? Ve ben bu sabahın köründe kitabı okur muydum? Psikolojik zaman üzerine çalışmasa idim bu kitapla olan etkileşimim şimdiki gibi olur muydu? Peki ama… Sonsuza kadar uzatılabilecek sorular. Zamanın hakimi olmayan sonsuza kadar sormaya devam edebilir mi?

MIT, ABD, Japonya, Tokyo, Türkiye, İstanbul, Kadıköy, Bostancı. Dünya ne kadar küçük, değil mi? (Değil, öyle değil yani, bildiğimiz gibi degil, bilmediğimiz gibi, bilmeye çalıştığımız gibi).

Bir dosta bir teşekkür borcum var…

Advertisements
 
Leave a comment

Posted by on December 10, 2006 in CogSci, General, Literature

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: