RSS

What a supercalifragilisticexpialidocious day!

27 Jan

Sevgili günlük, weblog, blog ya da her ne isen!

Vakti zamanında ayaklı basın tarihi dostum Ferhan’ın sık sık ballandıra ballandıra bahsettiği Mary Poppins‘i nihayet bu sabah izleme zevkine erişebildim ve bunun için de Kıvılcım‘a kocaman bir teşekkür borçluyum! Sonunda supercalifragilisticexpialidocious sözcüğünün nasıl telaffuz edildiğini ve bir şarkıda nasıl kullanıldığını duyabildim.

Sabahı zevkli kılan etkenlerden biri de bir gün önce Stuart A. Staples konserine başlamasına az bir zaman kala bana hediye edilen, Borges’in Babil Kitaplığı dizisinden çıkan ve P’u Sung-Ling tarafından yazılmış hikayelerin bir kısmından derlenmiş Konuk Kaplan isimli kitaptı.

“Belli bir niyetle erdemli olanlar, erdemli olmalarına karşın ödüllendirilmemelidir. Artniyetsiz kötü olanlar, kötü olmalarına karşın cezalandırılmamalıdır.”

Staples konserinin ardından, Tao Te Ching ve I Ching çağrışımları yaratan bu küçük ve değerli güzellik Mary Poppins ile birleşince ortaya çıkan ruh halini anlatacak bir sözcük bulmak zor. Ama sanırım bunu anlatmak için uygun bir sözcük biliyorum, evet: supercalifragilisticexpialidocious!

Madem konu kitaplardan açıldı sevgili günlük, bir süredir okuduğum The Semiotic Engineering of Human-Computer Interaction (Acting with Technology) kitabından bahsetmemek olmaz. Eğer “göstergebilim” lafını duyunca zıplayan, sinirlenen ve tüyleri diken diken olan bir bilgisayarcı iseniz bu kitap korkuların üzerine gitmek için “ilaç gibi”. Vizyon sahibi, derin düşünebilen ve farklı düşünce geleneklerinin bilincinde olan bir uzmanın yazdığı böyle eserleri okumak hemen her zaman bir zevk ve ufuk açıcı bir deneyim. Kitabın benim açımdan bir başka önemi ise daha önce bilim felsefesi dersleri bağlamında ismini az biraz duyduğum (ve Memduh ile olan bazı diyaloglarda ismi geçmiş olan) Charles Sanders Peirce‘a dikkatimi epey çekmesi oldu. Büyük matematikçi Benjamin Peirce‘in oğlu, kimyager, matematikçi, mantıkçı, fizikçi bu büyük filozofun üretkenliği ve yazdıklarının hala derlenip, düzenlenip The Peirce Edition Project bağlamında basılıyor olması beni şaşırttı ve sevindirdi. deSouza’nın kitabında Peirce’in “infinite semiosis” göndermede bulunması ve bunu kısmen açıklaması bana dil ve anlam bağlamında yaptığım dinamik çizge spekülasyonlarını hatırlattı (bir gün cesaret edip o spekülasyonları yüzeysellikten kurtarmaya ve daha formel bir hale yola sokmaya girişebilir miyim, verimli bir çalışma olur mu, ne dersin günlük, yoksa boş bir hayal midir?).

(Kendime not: Wolfgang Wildgen‘in “The Semiotic Hypercycle and the Run-Away Process of Linguistic (Symbolic) Evolution” başlıklı sunumuna göz atmayı unutma!)

Bu arada söz Peirce ailesinin bu meşhur iki bireyinden açılmış iken adli bilim’in (forensics) ilk matematik uygulamalarından birini de gerçekleştirmiş olduklarını öğrendim Howland vasiyet sahteciliği davasında. 2.000.000$’lık bir vasiyetnamede sahteciliğin çok dikkatli gözlemler ve matematik ile olasılığı birleştirerek nasıl tespit edildiğini görmek heyecan verici oldu benim için.

Yahu günlük, ben gene daldan dala konacağım ama, Memduh’un günlük girdilerinden birine yazılmış bir yorumu takip edince karşıma böyle de şeyler yazan biri çıktı, garip bir sevinç kapladı içimi, neden bilmem, sen bilir misin ey günlük?

Aynı anda birkaç yerde birden bulunamamak ne üzücü, hele de Safranbolu gibi muazzam bir güzellik ortamında düzenlenen VI. Ulusal Sinirbilimleri Kongresi‘ne katılamamak, konuşmaları sunumları izleyememek, Safranbolu havasını soluyup bilimcilerle fikir alışverişinde bulunamamak…

Bilimciler demişken, meğer Boğaziçili hocalar sadece cenaze törenine katılmakla kalmamışlar aynı zamanda 301’e isyan da etmişler.

Bu arada, aynı anda birkaç yerde birden olmayışıma en çok üzüldüğüm sebeplerden biri de İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesinde, Dr. Hakan Gürvit öncülüğünde Perşembe günleri öğleden sonra toplanan Taifet-ül Perşembiyye isimli disiplinlerarası grup. Neyse ki e-posta listesini verimli şekilde kullanıyorlar ve böylece fiziksel olarak Çapa’ya gidemesem de Çocuklukta Beyin ve Davranış gibi güzel sunumlardan haberdar olabiliyor, bilgisayardan da olsa sunumu takip edebiliyorum.

Mary Poppins ile başladık, onunla bitirelim, supercalifragilisticexpialidocious bir alıntı ile:

Bert: You’re a man of high position, esteemed by your peers. And when your little tykes are crying, you haven’t time to dry their tears… And see their thankful little faces smiling up at you… ‘Cause their dad, he always knows just what to do…

George Banks: …Well, look – I…

Bert: Say no more, Gov’ner. You’ve got to grind, grind, grind at that grindstone… Though childhood slips like sand through a sieve… And all too soon they’ve up and grown, and then they’ve flown… And it’s too late for you to give – just that spoonful of sugar to ‘elp the medicine go down – medicine go down – medicine go down. Well, so long, Gov’ner. Sorry to have troubled you.
[Bert exits, whistling “A Spoonful of Sugar”]

Advertisements
 
1 Comment

Posted by on January 27, 2007 in General

 

One response to “What a supercalifragilisticexpialidocious day!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: