RSS

Dev prensesin minik kuşu…

02 Jun

Hasan’ı tutup getiren dev, hükümdara yaklaşmış ve ona “Hükümdarımız, işte bacağından tutarak yakaladığım bir kuş; onu sesi çok güzel olduğu için sana getirdim! Çok hoş cıvıldıyor!” demiş. Ve “Hükümdarın önünde biraz öt!” diyerek Hasan’ın burnuna küçük fiskeler vurmuş. Devin dilinden anlamayan Hasan da son saatinin geldiğine inanmış ve “Ah! Beni kim kurtaracak, kim kurtaracak beni?” diye haykırarak çırpınmaya başlamış. Hükümdar da bu sesi işiterek sevinçten titreyip çırpınmış ve deve “Vallahi! Çok hoş bir yaratık bu! Onu hemen kızıma götüreyim, ona da ötsün!” demiş. Ve deve doğru dönerek “Evet! Onu hemen bir kafese koy! Ve kafesi götür kızımın odasına, yatağının yanına as! Ötüşü ve cıvıltılarıyla onu eğlendirsin!” demiş…

Bunu duyan dev, Hasan’ı bir kafese sokup kafesin içine birinde yem, ötekinde su olan, iki büyük tas yerleştirmiş; sıçrayıp keyfince ötmesi için de iki tünek koymuş; ve onu hükümdarın kızının odasına götürüp yatağının baş ucuna asmış.

Hükümdarın kızı Hasan’ı görür görmez, onun yüzünden ve güzel bedeninden etkilenmiş ve onu binlerce okşayışla okşayarak, onu kendine alıştırmak için Hasan’ın ne dediğini anlamadığı bir sesle tatlı tatlı konuşmuş. Hasan onun kendisine kötülük etmek istemediğini anlayınca, ağlayıp inleyerek bahtına acımasını sağlamaya çalışmış. Hükümdarın kızı da bu ağlayıp inlemeleri duyduğu her seferinde uyumlu şarkılar dinlediğini sanmış; sonsuz bir keyif duymuş; ve ona gittikçe daha fazla olağandışı bir ilgi duymaya başlamış. Ve artık onu, geceleyin veya gündüzün, hiçbir saat terk etmek istememiş, ona yaklaşınca tüm varlığının onun uğrunda çırpındığını duyumsamış. Bununla birlikte böylesine küçük bir kuş karşısında duyarlığını nasıl doyuracağını bilemiyormuş. Ve çoğu zaman onun karşısında iç geçiriyor ve işaretler yaparak onunla konuşuyormuş. Ama Hasan onu hiç anlamıyormuş ve aslında, bir dev olsa da, hoş bir genç kız olan bu yaratıkla ne yapacağını bilemiyormuş.

Böylece, günün birinde hükümdarın kızı Hasan’ı, temizleyip giysilerini değiştirmek için kafesten çıkarmış; ve onu soyduğu zaman, onun, kıyaslanınca onlarınkıne ögre son kertede küçük de olsa, babasının erkek devlerinde görülen o harika şeyden yoksun bulunmadığını anlamış; ve “Vallahi! İlk kez böyle bir şeyi olan bir kuş görüyorum!” diye düşünmüş. Ve Hasan’ı yoklamaya, evirip çevirmeye başlamış; ve her an kendisinde şaşılacak yeni bir şeyler bulmuş. Hasan onun elinde tıpkı bir avcının ellerindeki bir serçe gibiymiş. Genç dev kız, parmaklarının arasında onun hıyarının sakız kabağına döndüğünü görerek öylesine gülmüş ki, yan tarafına devrilmiş! Ve kendi kendine “Bu ne şaşırtıcı kuş böyle! Kuşlar gibi cıvıldıyor, ama kadınlara karşı erkek devler gibi nazik davranıyor!” demiş ve ona gittikçe daha fazla ilgi göstererek, sanki bir erkekmiş gibi onu karşısına almış ve bir kuş olduğu için anlayamayacağını düşünerek sözle değil, ama işaretle ve davranışlarıyla bin öneride bulunarak kendisine karşı bir serçenin dişisine davrandığı gibi davranmasını istemiş. Ve o andan başlayarak Hasan, hükümdarın kızının kuşu olmuş!

Oysa Hasan, bir kuş gibi sevilip nazlandırılsa da, hükümdarın kızının ihtişamı ortasında duyduğu zevke ve kıza duyurduğu zevklere ve dev sultanın onunla oynaşmasını bitirip her seferinde yeniden kapadığı kafesteki rahatlığına karşın; eşi, Ecinniler şehrinşahının kızı Görkem’i ve artık pek uzakta olmadığı gezisinin hedefi olan Vak Vak Adası’nı unutmaktan uzakmış! Ve kendini sıkıntıdan kurtarmak için sihirli dümbeleği ve sakal tellerini memnunlukla kullanmak istermiş; ama onun giysilerini değiştirirken, devler hükümdarının kızı, bu değerli şeyleri ortadan kaldırmış bulunuyormuş, bunları geri istemek için Arapların yaptığı tüm işaretleri ve hareketleri yapmış; ama kız, onun ne istediğini hiç anlamamış ve her seferinde onun çifleşme özlemini açıkladığını sanmış ve Hasan, dümbeleği her istediğinde bir çiftleşme eylemiyle karşılaşmış ve böylece birkaç gün sonra, başka hiçbir şeyle karşılaştırılamaz, eşi bulunamaz, öyle berbat bir duruma düşmüş ki, müthiş dev kızın yeniden eyleme geçerek yanıt vereceği korkusuyla en küçük bir işaret yapmaktan çekinir olmuş.

***

Kahramanımız Hasan’ın çılgın maceralarını merak edenler, YKY’den çıkmış Binbir Gece Masalları, II. Cilt, 1931. sayfadan itibaren okumaya devam edebilirler 😉

Advertisements
 
Leave a comment

Posted by on June 2, 2007 in General, Literature

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: