RSS

Mademoiselle: Sapına kadar 'Femme Fatale'

06 Jul

Edebiyat, opera ve sinema gibi sanat dallarında karşımıza çıkan ve arzularını gerçekleştirmek için elinden geleni ardına koymayan ‘ölümcül kadın’ imgesi popüler bir konudur. Samson’a etmediğini bırakmayan Delilah, Yahya’nın kellesini tepside görmeden huzura, tatmine ermeyen Salome, her türlü entrikanın göbeğindeki bir Mata Hari ilk akla gelen örnekler. Ancak tüm bu örneklerin ötesinde bir örnek var ki…

4 Temmuz 2007, Çarşamba akşamı CNBC-e’de izlediğim Mademoiselle (Matmazel) benim açımdan ‘femme fatale’ kavramına yepyeni bir bakış açısı getirdi diyebilirim rahatlıkla.

Tüm kasaba halkının saygı duyduğu, sevdiği, çocuklarını emanet ettiği şehirli, disiplinli ve yardımsever görünümlü bir öğretmen, bir kadın bu kadar mı kötücül, bu kadar mı soğukkanlı ve bu kadar mı arzudan gözü dönmüş olabilir?

Filmi izlerken sık sık “böyle bir filmin hikayesini de evet, ancak ve ancak Jean Genet gibi bir usta yazabilirdi!” diye düşünmekten kendimi alamadım. Jeanne Moreau’nun canlandırdığı ‘matmazel’ bir yanı ile neredeyse bir tür çift kişilik vakası gibi davranırken diğer yandan bastırılmış arzuların insanı ne kadar şeytanileştirebileceğinin mükemmel bir resmini çiziyordu. Özellikle sınıfta çocuklara tarih dersi verdiği bir sahne vardı ki herhalde tüm zamanların en unutulmaz sahnelerinden biriydi diyebilirim.

Bu muazzam filmin akla getirdiği bir başka şey ise belki de ‘sevgi’ ve ‘arzu’ arasındaki fark. Bu iki insani olgunun böylesine derin şekilde farklı hale gelebileceği mükemmel şekilde işlenmiş. Arzuladığı adam için etrafa kan kusturan matmazel nihayet elde etmek istediği adam ile baş başa kalınca gerçek kişiliğini ve iç dünyasını olanca açıklığı ile ortaya koyuyor. Ancak arzusunu tatmin ettikten sonra yaptığı şey… Bunu burada yazmak yerine sinema diline bırakmakta fayda var.

Matmazelin arzusuna ve hışmına maruz kalan Manou’nun arkadaşının filmin başında dediği gibi: “Dikkat et, böyle küçük bir yerde kadınlar çok tehlikeli olabilir.” Bunu film boyunca belki de en iyi sezen kişi Manou’nun oğlu. Babasını arzulayan öğretmenin önce yakın ilgisine nail olan ardından bastırılmış ve yön değiştiren cinsel arzuların sadistçe dışavurumuna maruz kalan gencin performansı da kesinlikle izlemeye değer.

Kıssadan hisse: Siz siz olun arzularınızı bastırmayın, bastıranlardan da uzak durun. Özellikle küçük bir yerde yaşıyorsanız 😉

Advertisements
 
Leave a comment

Posted by on July 6, 2007 in Cinema, General

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: