RSS

?i?ek, Kosi?ski, Peter Sellers ve Plastik Çiçekler

14 Nov

Salonda yerini aldı ve konuşmaya başladı. “Evet şu anda simültane tercüme yapacak kişiyi bekliyoruz, bu organizasyon işleri zor işler tabii. Henüz resmen size tanıtılmadım. Ama yine de konuşuyorum. Bir şekilde tanışıyoruzdur herhalde. Resmi tanıtım olacak tabii. Bu kısmı önsevişme gibi düşünün. Rahatlayın. Merak etmeyin asıl konuya daha sonra gireceğim… Kafka’ya göre ‘bürokrasi’ ölümlü sıradan insanların ilahi düzene, metafiziğe en çok yaklaştığı düzendir. Bir Fransız arkadaşıma geçenlerde karakoldan kağıt gelmiş. Gidip ne olduğunu sormuş, ‘kimliğiniz çalındı’ demişler. Arkadaşım da ‘iyi ama çalınmadı ki, bakın burada, elimde, görüyorsunuz işte’ demiş. Bunun üzerine sinirlenen polisler ‘bu şekilde suç işliyorsunuz, kimliğiniz resmen çalınmış olarak kaydedildi, hemen elinizdeki o şeyi yırtıp atın’ demişler. Fizik ötesi. Metafizik. Bürokrasi. Bildiğiniz gibi Fransa’da var olmanız yeterli değildir, bunu bir varlık belgesi ile ispatlıyor olmanız gerekir. Gülmeyin. Bürokrasi… ve Kafka…”

***

Jerzy Kosi?ski‘nin romanından uyarlanan ve Peter Sellers’ın ne kadar usta bir oyuncu olduğuna tanıklık etmek için de izlenebilecek Being There filminin başlarında bir sahne vardır. Eve iki avukat gelir ve hayatı boyunca evden hemen hemen hiç çıkmamış, ‘dışarıdaki’ hayatla hiçbir bağı olmayan ve orada doğup büyümüş bahçıvan ‘Chance’ ile konuşmaya başlar:

– Anlıyoruz bay Chance ama bize yaşadığınızı gösteren, var olduğunuzu gösteren bir kanıt lazım, mesela bir kimlik kartı, bir ehliyet, bir kağıt, resmi bir evrak filan…
– Yaşadığıma dair bir kanıt mı?
– Evet bay Chance.
– Ben varım ya.?
– …

***

?i?ek sakalını sıvazlarken birileri gelip masasındaki çiçeklerden rahatsız olup olmadığını sordu. Düşünürün cevabı: “Yo hayır, lütfen bırakın masada kalsınlar. Plastik çiçekleri severim. Sulamanıza gerek yoktur…”

***

Onu yıllar önce tanımıştım. Tarifi zor bir enerjisi ve yaratıcılığı vardı. Kendisini ‘tembel’ olarak tanımlardı. Bir gün yanıma geldi ve elime bir şey tutuşturdu. Bir baktım bir çiçek. Daha doğrusu mutfaklarda kullanılan, yemekleri saklamak için kullanılan parlak alüminyum folyolardan birisi ile yapılmış harika bir çiçek figürü. Gümüşi rengi ile bana bakan metafizik bir öge sanki. Gülümsedim. Gülümsedi. Gidip ‘çiceği’ bir yere iliştirdim. Yıllar önce idi. Hala aynı yerde duruyor. Hala gülümsüyor. Alüminyum çiçekleri severim. Sulamanıza gerek yoktur. Ne yaparsanız yapın öldüremediğiniz bazı şeyler gibi.

***

?i?ek kapitalizmin artık pek isminin geçmediğini, bunun da kapitalizm hanesine yazılması gereken muazzam zafer puanlarından biri olduğunu belirtti. “Onu öldüremiyorsunuz, vampir gibi, sürekli yeniden doğuyor…”

Bu konularda 2.5 saat konuşup 2 koca sinema salonu dolusu insanı çok heyecan verici bir filmden daha fazla heyecanlandırmak mümkün mü? Üstelik işin içine kolay gaza getirme taktikleri ve yavan duygusallık katmadan?

Cevabı o gün o salonu dolduran kişilerin hafızalarında saklı.

***

“There is no nature.”

Advertisements
 
Leave a comment

Posted by on November 14, 2007 in General

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: