RSS

Trafik İşaretlerini Kaldırarak Trafiği Güvenli Hale Getirmek Mümkün müdür?

04 Jan

Daha Az Merkezi Yönetim Daha Çok Güven - Mümkün Mü?

Daha Az Merkezi Yönetim Daha Çok Güven - Mümkün Mü?

Detaylı olarak düşünülmüş kurallar, şehrin hemen her caddesine, sokağına yerleştirilmiş trafik işaretleri ve bunların anlamı medeni hayatın bir göstergesi mi? “İnsanlar bunlara uyacak ve her şey daha güzel olacak.” düşüncesi zorunlu olarak doğru bir düşünce mi?

“Ortadaki pek çok kural çok önemli bir şeyi yapmaktan alıkoyuyor bizi: düşünceli olma. Sosyal olarak sorumlu davranabilme kapasitemizi kaybediyoruz. Ortada uyulması gereken ne kadar çok kural varsa kişilerin bireysel sorumluluk duygusu o kadar azalıyor.”

Sürücüler kendilerini pek çok reçete ve kuralla çevrili olarak buluyor ve bir tür tünel görüşü geliştiriyorlar: Sürekli durumu kendi lehlerine çevirmeye çalışıyor ve iyicil tavırları da pencereden uçup gidiveriyor.

Yukarıdaki bakış açısı oturduğu yerden işkembeden sallayan bir sözde filozofa yahut aşırı kontrollü laboratuvar koşullarında deney yapan ve fildişi kulesinde yaşayan akademisyen psikologlardan birine ait değil. Geçen sene Şubat ayında yitirdiğimiz Hollandalı Hans Monderman, belki de trafiğin filozofu övgüsünü hak edebilecek ilk trafik mühendisi idi. Kendi işi ve alanı üzerine derinlemesine düşünüp oradan insan doğasına geçiş yapıp değerli fikirler geliştirebilen ve bununla yetinmeyip fikirlerini sokakta, en sert ve zorlu koşullarda test etmeye girişen insanlardan biri olan Monderman’ın geliştirdiği en önemli kavramlardan biri olan paylaşılan alan (shared space) kavramına göre sokaklar ve onları çevreleyen alanlar, üzerlerinde hareket eden insanları her hareketlerinde birbirleriyle pazarlık edip anlaşmaya çalışacak şekilde tasarlandıklarında trafiğin etkinliği ve güvenliği artmaktadır. Bu kısaca daha az üstten dayatmacı yönetim daha çok bireysel sorumluluk ve inisiyatif demektir. Ortak Alan kavramına göre şekillenen şehir tasarımlarında alışık olduğumuz pek çok trafik işareti yoktur ve ilk bakışta bunun sonucunda korkunç bir kaos, kargaşa ve de trafik kazası yaşanacağı düşünülür.

Monderman’ın fikirleri önce kendi ülkesi Hollanda’daki pilot çalışmalarda küçük ölçekli olarak denenmiş ve sonra çeşitli Avrupa şehirlerinde benzer düzenlemeler yapılmaya başlanmıştır. Buna dair örnekler Spiegel dergisine yazan Matthias Schulz’un ‘Kontrollü Kaos – Avrupa Şehirleri Trafik İşaretleri Olmadan da Yapıyor‘ başlıklı makalesinde görülebilir.

Monderman’ın düşüncelerini ve bunların uygulamalarını görünce aklıma gelen kavramlardan biri stigmergy kavramı idi. İlk kez Fransız zoolog Pierre-Paul_Grassé tarafından ortaya atılan bu kavramı bir çoklu etmen (multiagent) konferansında duymuştum. Bu kavrama göre bir ortamda birlikte hareket etmenler o ortamdaki eylemlerinin bıraktığı izlere göre (fiziksel, kimyasal, sosyal, vs. olarak genelleştirmek ve çok başka yerlere çekmek mümkün) daha sonraki eylemlerine karar veriyorlardı. Yani içine girdiğiniz ortamdaki diğer bireylerin o ortamda yarattıkları değişimler sizin karar verme süreçlerinizi etkiliyordu. Bununla ilişkili parametrelere göre ‘stigmerjik’ olarak etkileşime geçen etmenler çok akıllıca davranıp karmaşık problemleri çözebiliyor ya da vasat şekilde dağılabiliyorlardı.

Monderman’ın çağrıştırdığı bir başka husus ise özgürlükle ilintilendirilebilecek düşüncelerin ne tür topraklarda ortaya çıkabileceği idi. Hollanda hem günümüzde hem de yüzyıllarca geriye gidildiğinde farklı ve aykırı düşünen değerli insanlara ev sahipliği yapmış, dogmatik ve baskıcı rejimlerden kaçanlara kucak açmıştı, aklıma gelen ilk isimler ise Spinoza, Descartes, Erasmus oluyordu. Eh işin içine ülkeler, kültürler girince, ana temamız da trafik ve kurallar olunca bir İstanbullu olarak sıradan günlük şeylerden yola çıkıp devlet geleneği, yönetim anlayışı, iliklerimize işlemiş kültürel DNAmıza dair spekülasyonlara varmamak mümkün değildi. Türkiye’yi ziyaret eden ve kaldırımlarımızı görünce hayrete düşen yabancılara sunduğum açıklama tekrar aklıma geldi: “Siz şimdi bu kaldırım denen şeyi, kaldırım taşlarını araç yolu ile yaya yolunu birbirinden ayıran basit bir işaret, bir görsel çizgi, ipucu olarak görmeye alışmışsınız ancak bizim ülkemizdeki bakış açısına göre kaldırımlar o denli yüksek yapılmalıdır ki arabalar isteseler bile üzerlerine çıkmakta güçlük çeksinler. Bizim burada ‘büyük bir güce, arabanın insan karşısındaki ezici gücüne sahipsin, büyük güç büyük sorumluluk gerektirir’ düşüncesi pek bilinen bir düşünce değildir, tam tersine Türkiye’de yaygın olan görüş ‘yolda yürüyen bir insan olarak zayıfsın, araba sana çarparsa arabaya hemen hiçbir şey olmaz ama muhtemelen sen ciddi yaralanır yahut ölürsün, şoför sonra mahkemeye çıkabilir ama sana olan olmuştur artık o yüzden iyisi mi sen sen ol attığın adımda ürkek ve çok dikkatli ol büyük ve kontrolsüz güçlerin eylemleri sonucunda yok olmamak için’ şeklinde özetlenebilir.”

Kimbilir belki de yetişkin insanlara koruyup kollanmaları ve yönlendirilmeleri gereken, siyaseten beceriksiz ve cahil oldukları için sürekli güdülmeleri gereken sürüler muamelesi yapılan bir ülkede, sağcı ya da solcu, mufazakar ya da sözde ilerici olmalarından bağımsız olarak yöneticiliğe aday olanların ‘memleket için en iyisini bilirim, insanlara çok fazla yerel yönetim hakkı verirsek işler çığırından çıkar ve birkaç senede de ülke parçalanır gider mazallah’ diye düşündükleri bir ülkede kaldırımların yüksek olması ve Hand Monderman gibi insanlara “ah siz Avrupalılar yok musunuz ah ah, tabii oturduğunuz yerden ne de güzel şeyler söylüyorsunuz, kolaysa gelin İstanbul’un göbeğinde…” şeklinde başlayan ve bıyıkaltından gülen cümleler kurmak tam da beklediğimiz tepkidir. Ne de olsa toplumsal korkular ve refleksler birkaç günde ya da yılda ortaya çıkmıyor, insanların iliklerine kadar işleyen DNAlara dönüşmeleri için epey zaman ve sert hareketler gerekiyor.

Not: Birkaç ay önce Bilgi Üniversitesi’ndeki csdn-team e-posta listesine yolladığı e-posta ile beni Spiegel makalesinden haberdar eden Onur Güngör‘e ve Informal Learning Blog‘daki bir yazısı ile Hans Monderman’a ilk kez dikkatimi çeken Jay Cross’a teşekkürler.

Advertisements
 
Leave a comment

Posted by on January 4, 2009 in General

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: