RSS

iPod J.S. Bach'a Karşı: 1 – 0 (şimdilik) : Bunu İstanbul Metrosunda Tekrarlasak Mı?

14 Jan

“What is this life if, full of care,
We have no time to stand and stare.”

— from “Leisure,” by W.H. Davies

Metroda hızlı adımlarla ilerleyen Calvin Myint’e az önce bir müzisyen görüp görmediği, ya da duyup duymadığı sorulduğunda öyle bir şey hatırlamadığını söylemişti. Myint’in bir işitme sorunu yoktu, sadece kulaklarını iPod kulaklıkları ile tıkamıştı. Metroda keman çalmakta olan müzisyenin birkaç metre ötesinden geçen Myint’in o esnada iPod’unda dinlediği parça İngiliz rock grubu The Cure’un ‘Just Like Heaven’ isimli parçasıydı. (Parçanın ana teması trajik duygusal kopukluk üzerinedir. Bir adam rüyalarının kadınını bulur ancak kadın tamamen çekip gidene dek duygularını bir türlü ifade edemez. Güzellik yanıbaşımızdadır ama kayıp gider.)

Myint’in iPod dinleyerek farkında olmadan yanından geçtiği müzisyen ise keman virtüözü Joshua Bell‘di. Bell tam o esnada J. S. Bach’ın solo keman için yazdığı Re Minör (BWV 1004) partisyonu no. 2‘nin Ciaccona bölümünü olağanüstü bir ustalıkla icra ediyordu. Bach’ın bu eseri solo keman için yazılmış gelmiş geçmiş en incelikli bestelerden biri kabul edilmektedir.

Gün sonunda keman virtüözü Bell pek çok klasik müzik eserini 3.5 milyon $lık Stradivarius kemanı ile çalıp bitirdiğinde telaşlı şekilde işlerine yetişmeye çalışan insanlardan hiçbiri müziğin bittiğinin farkına varmamıştı. Tıpkı başladığının ya da sürdüğünün pek farkına varmadıkları gibi. Konser salonlarında konser verdiğinde kişi başına 100$lık biletler sattıran Bell’in önündeki bozuk para kesesinde 32$ birikmişti birkaç saat içinde. O gün metroda Bell’in yanından geçen insanlardan sadece bir kişi, gençliğinde klasik müzik ve keman eğitimi almış, şimdi Posta İdaresinde çalışan 40lı yaşlarındaki John Picarello, duyduğu müzisyenin sıradan bir metro müzisyeninin çok çok üzerinde biri olduğunu, çalınan kemanın epey farklı ve dolgun bir sesi olduğunu fark etmiş, müzisyeni rahatsız etmemek için çok yaklaşmamış, uzaktan biraz dinleyip sonra da 5$ bırakıp hızlı adımlarla oradan uzaklaşmıştı. Bir de 5 yaşındaki bir çocuk annesinin tüm ısrarlarına ve çekiştirmelerine rağmen bir süre müziği dikkatlice dinlemeye çalışmış ama sonra acelesi olan annesine direnemeyerek yürümek zorunda kalmıştı.

Büyük şehirdeki metroda hayat akıp gidiyordu. İnsanların yapacak çok işleri güçleri vardı.

Haberin detayları için Washington Post’taki ‘Pearls Before Breakfast – Can one of the nation’s great musicians cut through the fog of a D.C. rush hour? Let’s find out.‘ başlıklı makaleye bakabilir ve o gün metroda olup biten olayların videolarını izleyebilirsiniz.

“Uzaktaki ıssız bir ormanda bir ağaç düşerse ve etrafta onu duyabilecek kimse yoksa o ağaç ses çıkarmış sayılır mı?”

Advertisements
 
7 Comments

Posted by on January 14, 2009 in General, Music, psychology

 

7 responses to “iPod J.S. Bach'a Karşı: 1 – 0 (şimdilik) : Bunu İstanbul Metrosunda Tekrarlasak Mı?

  1. DB

    January 15, 2009 at 02:47

    ağaca sorarsan evet 🙂

     
  2. Emre Sevinc

    January 15, 2009 at 10:34

    Gönül ister ki benzer bir deneyi İstanbul’da metroda en yoğun saatte tekrarlayalım ve kaç ağaç, kaç kütük, kaç odun var bir sayalım.

     
  3. Emre Sevinc

    January 15, 2009 at 10:37

    Bu arada sayın DB, Volume’daki incelikli köşenizde daha nice leziz yazılar görmek ümidiyle…

     
  4. DB

    January 15, 2009 at 18:10

    Bu blogu bulunca maden bulmuş gibi hissettim… bazı konular bana bir kaç beden büyük gelse de artık vazgeçilmez olacak benim için. Volume devam edecek gibi görünüyor. Teşekkür ederim.

     
  5. Emre Sevinc

    January 16, 2009 at 13:49

    Değerli müzisyenlerin ve ses uzmanlarının yukarıdaki gibi iltifatları bizi onore eder efendim 🙂 Yayın hayatınızda başarılar.

     
  6. bluekid

    January 29, 2009 at 13:55

    Ses çıkarmış sayılmaz Nasıl ki Kimse bakmadığında ayın yerinde olmadığı gibi…
    öte yandan bir kelebeğin kanat çırpışlarının bilmem nerede tayfuna sebebiyet verdiği düşünülürse. Çıkmamış ses başımıza ne getirir bilinmez

     
  7. zen

    February 1, 2009 at 06:25

    sanırım Bell marifetin her zaman iltifata tabi olmadığını göstermeye çalışmış:)) merak ettiğim, bu gizli konserin sadece bir kereye özgü olup olmadığı.. bir de ne dersiniz, boynuzun kulağı geçtiği gibi etiket de sanatı geçiyor mu zamanla? Metroda bulunan insanlar eseri icra edenin Bell, elindekinin de 3.5 milyon dolarlık kemanı olduğunu bilselerdi tepkileri aynı olur muydu?

     

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: