RSS

Hafızamız Nasıl Çalışır?

18 Jan

Temporal lobdan alıyoruz veriyi aktarıyoruz PCye

Süper icat: Temporal lobdan alıyoruz veriyi aktarıyoruz PC'ye

Başlığa bakıp da bir popüler psikoloji makalesi okuyacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Hafızanın nasıl çalıştığını bilmiyorum. Bildiklerini iddia eden pek çok profesörün pek çok kitabını ve makalesini okudum. Hala bilmiyorum. Üzgünüm. Siz biliyorsanız belki bu cahili aydınlatırsınız. Bu blog girdisinde başımdan geçen üç hafıza anekdotunu anlatacağım. Belki ilginç açıklamalar gelir yahut bilimsel yaratıcılık kıvılcımları çaktırır birileri ümidiyle.

– Dostlarımın evinde yemeğe davetliydim. Haydi filanca oyunu oynayalım dendi. Oyun denen bir tür bilgi yarışması. Sıra ile zar atılıyor ve birtakım kurallara göre oyuncular birbirlerine belli kategorilerde sorular soruyor. Bana sorulan sorulardan biri hatırlayabildiğim (!) kadarı ile şöyle idi: NAZI Almanyasında falanca filanca faaliyetleri yürüten örgüt. Ikındım sıkındım aklıma SS dışında bir şey gelmedi. Uğraştım didindim olmadı. SS doğru cevap değildi. Teslim olmak üzereydim ve “tamam, bilmiyorum, söyle doğru cevabı,” demek üzere iken dostumun eşi kendine hakim olamayıp bana bir ipucu veriverdi, ipucu deyince aklınıza ne gelir birtakım açıklamalar filan mı? Hayır, bana verilen ipucu şöyle idi: “Diğeri.” Bu lafı duyar duymaz “Gestapo!” diye cevabı patlattım. İyi de ne ki şimdi bu? NAZI diyorsunuz, SS diyorsunuz başka da bir şey diyemiyorsunuz, kıvranıp duruyorsunuz, hafızanıza lanetler yağdırıyorsunuz, aklınıza hiçbir şey gelmiyor gibi ve biri çıkıp sadece ve sadece gayet sakin bir ses tonu ile “diğeri” diyor ve doğru cevaba ulaşmanız birkaç milisaniye sürüyor. Nasıl çalışıyor bu hafıza?

– Yine aynı gün, aynı ev, aynı oyun. Bu sefer bana sorulan soru ‘Love Story’ filmindeki kadın oyuncu. Hay allah, gene çok fena sıkıştım. Söz konusu oyuncu anında gözümde canlandı. Filmden pek çok sahneyi de hatırlıyorum ama öldür allah aklıma gelmiyor. Sallamaya başlıyorum, ABD’li bir kadın oyuncu ismi söyleyeceğim ya, sallıyorum işte “ee, Linda şey… değil mi, tüh, hmm Carol XYZ… olamaz mı… hay allah, çok fena…”. Gene yenilgiyi kabul etmek, teslim olmak üzereyim: “Tamam, bilmiyorum, hatırlamıyorum, kimdi o kadın yahu?”. Yine bir ipucu veriliyor bana: “Kadın ismi değ…” demeye kalmadan cevabı patlatıyorum: Ali MacGraw! Yahu var mı böyle bir şey? Ne ki şimdi bu? Nasıl bir bağlantı kurma şekli, nasıl bir ipucu verme durumu ve oradan yola çıkarak doğru cevaba nasıl ulaştım? Hafızamız nasıl çalışıyor?

– Beyoğlunda bir lokantada bilgisayarcı bir dostumla çene çalıyorduk. Başka bir bilgisayarcının ismini hatırlamak istedik. İsmini hatırlamaya çalıştığımız kişi ikimizin de bizzat tanıdığı, iletişim kurmuş olduğu bir insandı. Aynı zamanda popüler bir yazılım projesinde çalışmış olmasından ötürü bildiğimiz biri idi. Durum yukarıdaki anekdotlara benzer bir duruma dönüştü, ikimiz de öldür allah o kişinin ismini hatırlayamadık, tabiri caizse çatladık. Söz konusu kişiye dair karşılıklı pek çok detay sayıp dökebiliyor lakin ismini bir türlü çekip çıkaramıyorduk hafızamızdan. Bu sefer ipucu Google’dan geldi. Hayır laptop açıp kablosuz Internet bağlantısı ile Google’a bağlanmadık. Sadece öyle yapsaydık ne olurdu diye hayal ettik. Bu yöntemle düşününce söz konusu bilgisayarcının ismini tespit etmek birkaç saniyemi aldı. Karşımda oturan arkadaşıma bu yöntemi söyleyince o da birkaç saniye düşündü ve “aaa tamam buldum!” dedi ve cevabı söyledi. İkimiz de aynı yöntemle aynı sonuca yaklaşık aynı sürede ulaşmıştık. O yöntem aklımıza gelmeden önce ise yaklaşık bir 9-10 dakika debelenmiştik. E şimdi ne oldu, neydi bu yaşadığımız, nasıl çalışmıştı hafıza? fMRI ya da PET ile veya EEG ile baksaydık anlar mıydık? Onulmaz acılar içinde hafızasını kurcalayıp duran zavallı bir ruha bazı ipuçları ile çare bulmak mümkün gibi görünüyor, görünüyor ama o ipuçlarını akıl etmek nasıl oluyor? Delicesine kıvranıp duran hafıza kendi kendine yardımcı olabilir mi her zaman? Var mı bir algoritması, yöntemi? (Özel olarak bir şeyi ezberlemeye çalıştığınızda kullanabileceğiniz tekniklerden bahsetmiyorum o yüzden lütfen onları gündeme getirip konuyu dağıtmayın.)

Kimbilir belki de Manchester Metropolitan Üniversitesinden Dr. Andrew Parker’ın iddia ettiği gibi bazı kıvranma ve debelenme anlarında gözlerimizi bir sağa bir sola devirmek ve beyin yarıküreleri arasında birtakım etkileşimleri tetiklemek gerçekten de faydalı oluyordur. Deneyenler sonuçları buraya yazabilirler. “Ne diyorsun sen ben adam yahu, ne alaka?” diyenler ise ‘Power Shift – How to Enhance Your Memory‘ başlıklı makaleyi okuyabilirler.

Advertisements
 
7 Comments

Posted by on January 18, 2009 in CogSci, General, psychology

 

7 responses to “Hafızamız Nasıl Çalışır?

  1. Mehmet Köse

    January 20, 2009 at 01:11

    Konuyla ilgili atmasyon teorim şöyle:

    Bizim için önemli olan bilgi hafızamıza öncelikli sırada yerleşiyor. Fakat burada rahatsız edici bir sorun var. Neyin önem arz ettiğine bilinçli karar vermiyoruz. Benim için önemlidir, işime yarar, bunu hatırlamalıyım diyemiyoruz.

    Sevan Nişanyan’ın nisanyan.blogspot.com’dan takip ettiğim anılarında ressam Velazquez’den bahsedildiğini görünce üstadı direkt Wikipedia’ya değil de Google’a sorma hatasına düştüm. Artık bana Diego Velazquez’in muhteşem eserlerini, detaylara verdiği olağanüstü önemi yıllarca anlatsanız bile hafızamdaki önceliğini değiştiremezsiniz. Patricia Velasquez’in beni zeki tasarımı savunabilecek hale getiren gözleri her zaman birinci sırada olacaktır.

    Üçüncü Reich’ın Nazi Partisi merkezli örgütlenmesinde Gestapo (gizli polis) SS’in küçük bir koludur. Ancak bu birim, hem muhalifleri hem de ajanları avlar. Bu yüzden Amerikan Devleti destekli Hollywood yapımcılarına daima en çok malzeme sağlayan Nazi kurumu olmuştur. İkinci Dünya Savaşı ve savaşın sebepleri hakkında tüm literatürü taramış, tüm makaleleri okumuş, bulunabilecek her kaynağı tüketmiş olsak bile çocukluğumuzdan beri izlediğimiz filmlerdeki kalıbı hafızamızdan sökemeyiz:
    Naziler’in SS’i vardı, Gestapo’su vardı. Biri değil, diğeri.

    Ve yine amerikalıların kuralsız, mantıksız isim kısaltmaları güzel bir hanımın aslında Alice olan adının bizde en çok kullanılan erkek isimlerinden biriyle aynı üç harfe dönüşmesine yol açar. Bu da ilginç bir noktadır ve Ali McGraw hakkında en akılda kalıcı ayrıntı haline gelir.

    Hatırlayamadıklarımızı Google’a sormaya o kadar alışığız ve Google’ın istediğimiz bilgiye ulaşmasını sağlamak için nasıl sormamız gerektiğini binlerce denemeden sonra öyle iyi öğrendik ki aynı yöntemi o bilgiyi kendi hafızamızdan çıkartmak için de kullanabiliyoruz.

     
  2. Ali Utku Selen

    January 20, 2009 at 02:23

    Buraya iliştireyim. Hafızanın nasıl çalıştığı ile ilgili araştırma yapanların ilgisini çekebilir.

    http://www.armagan.com/bio.asp

     
  3. myavuzselim

    January 20, 2009 at 03:45

    Beynin calisma sistemi hakkinda cok bilgili olmayan biri olarak birseyler karalayim.

    Iki ozel bir sayi. Mesela ben iki tane olan seye birkac tane demem. Ama birseyden uc veya daha fazla var ise o sey birkac tane olur benim icin.

    Birbiriyle alakali kavram ciftlerinden cok daha fazla birbiriyle alakali kavram “birkaclari” oldugunu tahmin ediyorum. Aradigin seyin bir cift oldugunun hatirlatilmis olmasi hatirlamaya calistigin seye cok daha fazla yaklasmis olmani saglamis olabilir.

    Peki oyleyse beyin bu islemi neden otomatikman uygulamiyor? Yani sunun gibi: “Once iki tane oldugunu varsayip dusuneyim… yok olmadi daha cok oldugunu varsayip dusuneyim….”. Buna da su cevap uydurulabilir. Oncelikle “iki tane mi, daha fazla mi” gibi ayrimlardan bir suru var. Beyin once hangi ayrima baksin?

    Neynin bir seyi bulma islemini bir agac arama algoritmasina benzetelim. Agacin bir koku ve sonsuz derinligi oldugunu dusunelim (sonsuz derinlik = beyindeki donguler veya beyindeki cok fazla veri). Mesela beyin 1 saniyede breadth-first-search teknigiyle agacta anca 1000000 derinligine inebiliyor olsun. 120000 derinligine ise 20 dakikada inebilyor olsun. Senin aklina gelmesi gereken sey de 120000’inci derinlikte olsun. O seyden iki tane oldugu bilgisi ise agactan o kadar onemli bir dal yok etsin ki sonuca ulasmak bir saniye sursun.

    Baska bir soru soralim. Benzer bir durumla yine karsilastin ve ciftlerden birini ve o seyin bir ciftin oburu oldugunu hatirlamiyorsun. Sonra yudarida anlattigin durum aklina geliyor ve o seylerden iki tane oldugunu varsayiyorsun. Yine ayni kolaylikla hatirlar misin? Beynine hukmedip ayni stratejiyi uygulattirabilir misin? Yoksa beynin senin bu trick’ini takmayip (sen beynin degilsin sanki 🙂 ) yine gereksiz dallanmalar yapar mi? Bir seyin dogru oldugunu bir an icin varsaymaya calismak ile o seyin gercekten oyle olduguna inanmak ayni etkiyi yapar mi?

    Peki, sana ipucu veren kisi soyle birsey desin: onun gibi uc, iki veya bir orgut daha vardi. Bu ne etki yapar?

     
  4. Ali Utku Selen

    May 4, 2009 at 23:36

    Google Personal Growth Series: Mindsight: The New Science of

    Oldukça güzel bir video.

     
  5. Emre Sevinc

    May 6, 2009 at 15:42

    Çok teşekkürler paylaşım için.

     
  6. YAŞAR KOÇAK

    January 6, 2010 at 00:28

    bende hep düşünüyorum sadece et ve kandan ibaret bir cisim bu kadar çok bilgiyi nerede saklıyor.

     

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: