RSS

Tarih-lenk zalimdir

20 Jan

Tarih-lenk zalimdir

Tarih-lenk zalimdir

Y. Hakan Erdem’in 24 Aralık 2008 tarihindeki ‘Bizim Tarih-Lenk Niçin Aksıyor?‘ başkıklı konuşmasını kaçırmış ve acaba bu tarihçimiz neler demiş, kimi nasıl eleştirmiş diye merak edip ‘Tarih-lenk – Kusursuz Yazarlar, Kağıttan Metinler ‘ kitabını almaya vermiştim. Birkaç gün önce bu nev-i şahsına münhasır eseri okumayı bitirdim.

Tarih-lenk, kendine aydın, bilim insanı veya araştırmacı gibi sıfatları bir nebze dahi olsa yakıştıran insanların mutlaka okuması, hatta başucu kitabı yapmalarında fayda bulunan bir eserdir.

Hakan Erdem’e ne kadar teşekkür etsek azdır. Adam yerine konan pek çok ‘değerli’ (!) tarihçinin ve edebiyatçının ne kadar güzel zırvaladığını, bilimsellik kisvesi altında ne üçkağıtlar çevirdiklerini, bazılarının daha da öteye gidip düpedüz uydurma metinleri tarihi gerçekler olarak lanse ettiklerini görmek bir yandan tüylerimi diken diken etti, diğer yandan Erdem gibi erdemli, namuslu, titiz ve akılcı tarihçilerin varlığı ve hocanın yetişdirği gençlerin ileride başarabilecekleri yüreğime bir nebze su serpti.

Erdem’in kimleri ne tür mahlukatın ne tarafına yerleştirip çıkardığını görmek isterseniz kitabı alıp bir çırpıda okursunuz, bundan şüphem yok. Sonra da belki aşağıdaki gibi değerli çalışmaları da görüp derin bir teffekküre dalarsınız:

Bir YÖK üyesini tanıma kılavuzu

YÖK?ün ilahiyat kökenli üyesi Halis Ayhan, bir öğrencinin tez konusu oldu: ?Görüşleri 40 yıldır değişmedi. Üç-dört yaştan itibaren din dersini ve okulda mesciti savunur. Hocamıza yeni görevinde başarılar niyaz ederiz…?

Not: N. Emrah Aydınonat’ın da konuyla ilgili kayda değer blog girdisini de buraya not edelim.

Advertisements
 
9 Comments

Posted by on January 20, 2009 in General, Literature

 

9 responses to “Tarih-lenk zalimdir

  1. fcn

    January 20, 2009 at 18:38

    radikal’in linkinde sanırım yazarken bir sorun olmuş. doğrusu şöyle:

    http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=917676&Date=19.01.2009&CategoryID=77

     
  2. Dragomilov

    January 20, 2009 at 20:31

    “Adam yerine konan pek çok ?değerli? (!) tarihçinin ve edebiyatçının” gibi ifadeler için biraz aceleci davranmıyor musun? Hatta aslında “Erdem’in o kadar erdemli, namuslu, titiz ve akılcı” olduğunu söylemek bile…

    Zira aslında sadece bir kitap okuyup bu kadar Erdem fanatiği olmak, Erdem’in karşı olduğu, yerden yere vurduğu insanlardan biri için de kolayca yapılabilirdi. Erdem hakkında kendi havalı kitabı dışında bir şeyimiz yok. Namuslu olduğunu buradan anladıysak ve diğerlerinin de ima-en burdan namussuz olduğunu anlıyorsak, bilimselliği ve de aydınlığı hiç kendimize yakıştırmayalım 🙂

    Ben yargılarımız konusunda hele de bu kadar keskin yargıklarımız konusunda çok dikkatli olmamız gerektiğini düşünüyorum. Zira sana şahsen de söylediğim gibi, büyük laflar söylemesi güzeldir ama arkasında durmak zordur.

     
  3. Emre Sevinc

    January 20, 2009 at 21:10

    Havalı kitap? Agresif dense belki biraz daha hakkı verilmiş olunur. Agresif, keskin ve suçlayan bir kitap desek?

    Görebildiğim kadarı ile söz konusu havalı kitap yanlışlanabilirlik ilkesine uygun şekilde ettiği her lafla daha doğrusu ortaya attığı her iddia ile ilgili bir kaynak gösteriyor. Yani Hakan Erdem kendisinin sallayıp sallamadığını test etmemiz için gerekli araçları sunuyor (o araçlara neden güvenelim dersek bu biraz garip olur çünkü ortada eleştirilen kitaplar ve özgün eserler var kaynakça olarak, yani Erdem’in yazdıkları değil). Yani ortada hafifçe eleştirilen ve kimisi yerin dibine sokulan eserlerin neler olduğuna, hangi sayfasındaki laflara hangi kaynaklara dayanarak laf edildiğine dair detaylı kayıtlar mevcut. Böylece tüm o ‘havalı’ lafların hava olup olmadığını test etme imkanım var. Sırf bu yüzden dahi bilimsel ve akademik disiplin açısından Erdem işini düzgün ve titiz yapmış görünüyor. Ayrıca Erdem’in verdiği örnekler arasında öyle alengirli şeyler bir yana, düpedüz uydurma, sallama, bırakalım tarihi gerçekleri bildiğimiz fizik bilgileri ile çelişen anlatılar var tarihi belge olarak sunulan. Bunu yapan kişilere bilimi geçtim en sade bilgi aktarımı açısından namussuzluk yapmıştır denebilir, tabii eğer Hakan Erdem doğruyu söylüyorsa. Yok eğer Erdem böylesine sert saldırıp yerine dibine soktuğu eserleri yanlış anladı ise, var dediği şeyler yok ise o zaman ciddi bir risk üstlenmiştir. Bu riski üstlenmenin yanı sıra o kadar vahim hatalar yapan birini bünyesinde barındırmış olan güvenilir kurumlar da epey bir cehalet örneği sergilemişlerdir herhalde o bakımdan. Tüm bunlar “ne belli belki Hakan Erdem de eleştirdiği insanlardan biri gibidir” diye bir soru gündeme getirilebilir ama açıkçası ben bundan şüphe ederim çünkü Erdem’in kişiliği, akademik kariyeri, yurtdışı yayınları vs. bir yana yazdığı metnin kendisini sakin kafa ile dikkatlice okumak ne kadar titizlikle ve kaynaklara, kıyaslamalara ve mantıksal akıl yürütmelere dayanarak gerçekleştirildiğini görmek için yeterli.

    Tüm bunların dışında denebilir ki, Hakan Erdem dikkat çekmek, daha doğrusu sadece satış yapmak için birtakım popüler isimlere saldırıyor. Velev ki Hakan Erdem’in gerçekten de gizli niyeti satış yapmak, kendine prim yapmak olsun yani gene bir tutam şüphe serpelim bu tarihçinin motivasyonuna, bu yine de elimizdeki eserin kalitesini, titizliğini, test edilebilirliğini değiştirmiyor. Yani Hakan Erdem saldırdığı isimlerle kan davalı olsa ve bu motivasyonla bu kitabı yazmış olsa dahi ortadaki eserin entelektüel namusu ve bilimsel gücüne tanıklık etmek için asgari akıl yürütme ve sağduyu kapasitesi yeterlidir diye düşünüyor, tekrardan bu artist yazarın bu havalı kitabını okumaya davet ediyorum.

    Not: Henüz okumamış olanlar için söyleyeyim Erdem kitabın bir bölümünde İlber Ortaylı’yı epey sert eleştirirken daha sonra ise başka bir tarihçinin bir eserini alıp didik didik edip bu sefer de Ortaylı’nın hakkının yendiğini, Ortaylı’ya verilmesi gereken referansların verilmediğini, akademik namus açısından sakat bir durum olduğunu gösteriyor. Dolayısı ile mesela bu örnekten yola çıkıp Erdem’in pek de kişisel bir derdi olmadığını iddia etmek mümkün olabilir (ha bunun üstüne şu denebilir, “o kadar iyi bir akademisyen ise niye kasıyor birilerini eleştirmek için, işine gücüne baksın, bilimsel çalışmalarını sürdürsün, neden cümle aleme duyurulacak şekilde bir kitap yazıp spot ışıklarının kendisine dönmesini istemiş ki, herhalde tek derdi popülarite, yazıklar olsun!” O zaman da buna karşı şu denebilir, Erdem’in derdi gerçekten de medyatik olmak ise herhalde bunun için epey zor bir yol olan seçmiş, üstelik birçok düşman kazanmayı da göze almış (şaka değil, Erdem’in eleştirdiği bir kitabı eleştiren başka bir tarihçiye dava açılmış durumda “vay efendim sen benim kitaplarımın gerçekleri yansıtmadığını, kurgu olduğunu nasıl söylersin!” diye, detayları Tarih-lenk’in son bölümlerinde okunabilir).

     
  4. Dragomilov

    January 20, 2009 at 21:47

    Sana da söylemiştim, her lafıma 3 laf yazacağını bilerek yorum yapmak zor oluyor 🙂 Çünkü laf çok olunca haklı haksız karışıyor, benim de bunu ayrıştıracak enerjim yok.

    Bence yazdıklarının hiç biri benim yorumumu geçersiz kılmıyor. Sayın Erdem’in yazdıklarının neden doğru olması gerektiğini, senin neden bu elemana koşulsuz güven beslediğini, vs vs anlatmışsın. Ama ben hala insanlara Erdem’in yazdığı 300 – 500 sayfa ile yazılı olarak namussuz denemeyeceğini, daha doğrusu denmemesi gerektiğini, bu çapta bir iddianın vebalinin çok yüksek olduğunu, bir kitabın sonda gelme etkinin gücüne teslim olunamayacak kadar hassas bir mevzu olduğunu, bu noktalarda insanın haddini bilmesi gerektiğini, şevkle hevesle heyecanla değil akılla sağduyuyla tevazuyla yazı yazılması gerektiğini, bu tip yargıların oluşması için uzun süreler gerektiğini, vs vs düşünüyorum. Yani Erdem Bey’in söylediği her şey, istisnasız her şey doğru olsa ve sen tanrısal bir öngörüyle bunu %100 görmüş olsan dahi söylediklerim baki. Üstelik bunu karşı çıktığım şeye cepheden karşı çıkan, lafını esirgemeyen, namuzsuza da namuzsuz demekten çekinmeyen biri olaraksöylüyorum.

    Havalı kitap olayına gelince, onlarca havalı laf bulabilirim o kitabın içinde (haftasonu Remzi Kitabevinde ayaküstü baktığım kadarıyla söylüyorum) ama ne gereği var, kitabın adı yetmiyor mu? Bence havalı, artist, tripkar ne dersen de hakkını yemiş olmazsın bence 🙂 Senin başlığın da aşağı kalmadığı için korumak istiyorsun ama havalı olmak, çarpıcı laf etmek zamanla dejenerayona sebebiyet verir bence, o yüzden herkesin kaçınması gereken bir şeydir. Çünkü dikkat çekmek için varolanı olduğundan daha dikkat çekici hale getirmek bir alışkanlık oluyor.

    Her neyse, yorumun ötesine geçmek zorunda kaldım yine. Mevzu uzar gider. Şimdilik hoşçakal…

    NOT: Hakan Erdem’in ne kadar bilimsel olduğunu, bizim test etmemiz için gereken bütün araçları verdiğini ve “Böylece tüm o ?havalı? lafların hava olup olmadığını test etme imkanım var.” O zaman kullanıver sana zahmet 🙂

     
  5. Emre Sevinc

    January 20, 2009 at 21:59

    Kullanıvereyim bana zahmet. Çok şükür ki zahmetli de olsa kullanılabilir, test edilebilir bir şey var elimde. Kullanmaya üşenirim vebali benim boynuma, üşenmem ne mutlu bana… durumu mevzubahis.

    Hakan Erdem’in metninde akıldan, mantıktan, bilimsel kıyaslamadan uzaklaşıp heyecanla, duygusal şevkle gerçekleştirilmiş saptamalar varsa bunları görmek isterim. Kitabın bazı yerlerini birkaç kez notlar alarak okudum, öyle bir durumla karşılaşmadım. Velev ki vardır, benim gözümden kaçmıştır, bunları da görmek isterim. Erdem’i geçip benim heyecanıma gelecek olursak, eh insan Türkiye gibi bazı alanlarda (ve işlerin arap saçına dönüp pek de öyle değilmiş gibi hava yaratılan bazı sosyal bilim çevrelerinde) pek X’e X denmeyen bir ülkede (X, Can Yücel ilişkisi) bu tür ince işçilik ürünü, titiz ve test edilebilir keskin akademik eleştiriler görünce evet biraz duygusallaşabiliyor. Heyecanın kaynaklarından biri de öğrencilerimize “bakın bir makale yazarken şuna dikkat edin, intihal, eksik referans, bilimsellik ölçütleri, vs.” diye anlatıyor oluşumuza Hakan Erdem’in kitabı ile çok değerli bir örnek vaka katkısı sunuyor oluşu.

     
  6. midyatlı

    February 28, 2009 at 20:50

    Sayın erdem her bir tarihçinin açığını yakalamak yerine sayın İnalcık ya da Tayyip Gökbilgin, Nejat Göyünç gibi ciddi kitaplar yazarsa ilim alemini ve bizi daha iyi aydınlatır. Çalışan insan eleştirilir ama bu popülarite için olmamalı

     
  7. Emre Sevinc

    March 1, 2009 at 21:34

    midyatlı,

    Erdem’in kitapları ve makaleleri ile ilgili olarak aşağıdaki bağlantılara bakılabilir:

    http://www.pandora.com.tr/kisi.aspx?id=6533

    http://www.sabanciuniv.edu.tr/tr/?rehber/rehber_detay.php?Sicil=558

    Ve tabii Erdem de eleştiriden muaf değil, neden olsun ki hem. Aşağıdaki gazete yazısında Erdem’in verdiği birkaç bilginin yanlışlığı eleştirilmiş:

    http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=804431

     

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: