RSS

Grafoloji: Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneğine Yakıştıramadım

23 Jan

Bir şeyin sonuna loji eki getirmek onu bilim yapmaya yeter mi? Böyle olmadığını astroloji gibi bir örneğe bakarak görmek mümkün. Peki ya grafoloji? Peki ya bir üniversite bilimsel olmayan bilgileri öylelermiş gibi desteklemeli mi?

Türkiye’de uluslararası standartlarda bilimsel bilgi üretmeye çalışan önemli kurumlardan biri olan Boğaziçi Üniversitesi’nin mezunlarına yönelik bir dernek olan BÜMED (Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği) yıllardır çok çeşitli kurslar düzenler, mezunlarına ve kamuya çeşitli şekillerde hizmet etmeye çalışır. Elbette BÜMED’in yaptığı şeylerle üniversiteyi doğrudan ilişkilendirmek, üniversiteyi sorumlu tutmak doğru olmaz ama yine de insan bir durup düşünmeden edemiyor, aşağıdaki sözlerin Boğaziçi ile ilişkilendirilmesi ne kadar yakışık alıyor?

Grafoloji nedir ?

Grafoloji ya da Türkçe ifadesiyle Yazıbilim işte bu sorulara yanıt verir. Grafoloji adı üstünde ne bir fal ne bir medyumluktur, pozitif bir bilim dalıdır. Eldeki verileri değerlendirerek sonuçlara varır. Gerekli verilerin hepsi kişinin el yazısında bulunur.

Evet, bilim demek verileri değerlendirmek demektir. En önemli ve hassas noktalardan biri de bazı hipotezleri öne sürmek, kontrollü deneyler yapmak, deneyleri dünyanın başka yerlerindeki bilimcilerin de tekrarlayabileceği şekilde açık seçik anlatmak, sonuçları meslektaşlarla paylaşmak, sonuçları aklın terazisine vurup acımasızca eleştirmek ve keskin eleştirilerden hakkıyla ile çıkabilen değerlendirmelere ve sonuçlara yavaş yavaş güvenmeye başlamak demektir. Bu esnada birileri elbette yavaş yavaş kurulan teorinin öngörülerini test etmeye devam edecek ve yanlışlanan bazı durumlar çıkarsa bunu yine kamu ile paylaşacaktır. Böylece iğne ile kuyu kaza kaza bilgimizi geliştirmeye çalışırız. Grafoloji bunu mu yapmaktadır? Wikipedia’daki Graphology maddesinde bilimsel referanslarla desteklenen şu ifadeyi alıntılayalım (köşeli parantezlerle verilmiş notlar, maddenin sonundaki makalelere göndermelerdir, vurgular benim):

Although graphology had some early support in the scientific community such as Fluckinger, Tripp & Weinberg(1961) [48] , Lockowandte (1976) [49] and Nevo(1986) [50], the results of most of the recent surveys on the ability for graphology to access personality and job performance have been negative [51]. Graphology is primarily used as a recruiting tool to screen candidates during the evaluation process. Many studies have been conducted to assess its effectiveness to predict personality and job performance. Recent studies testing the validity of using handwriting for predicting personality traits have been consistently negative [50], the results of most of the recent surveys on the ability for graphology to access personality and job performance have been negative as well [51]. Here are some of the specific results for the personality tests:

* Graphologists were unable to predict scores on the Eysenck personality questionnaire using writing samples from the same people [2]
* Graphologists were unable to predict scores on the Myers-Briggs test using writing samples from the same people [52]
* Using meta-analysis drawn from over 200 studies, graphologists were generally unable to predict any kind of personality trait on any personality test [53]

Graphologists didn’t do better to assess job performance:

* Professional graphologists using handwriting analysis were just as ineffective as lay people at predicting performance [54]

Boğaziçi Üniversitesi üniversitesindeki bilim felsefesi derslerinde bilim nedir, ne değildir, bunun öğretildiğini biliyorum (en azından kendi okuduğum dönemde, bizzat tanık olduğum için). Üniversite öğrencilerinin kaçta kaçı o dersleri alıyor, onu bilmiyorum. Felsefe, fizik, matematik, psikoloji, vb. bölümlerden profesörlerin yukarıdaki durumla ilgili düşüncelerini de merak ediyorum.

Devam edelim graf+o+loji mevzusuna:

Grafoloji Türkiye’de biliniyor mu ?

Aslında grafoloji Türkiye’de yıllardır biliniyor. Yazısının özellikleri kendini ele vermesin diye gazete sayfalarından kestikleri harflerle mektuplar yazan casus ya da katilleri filmlerde görürüz. Gerçekten de Türkiye dahil birçok ülkede polis grafoloji biliminden yararlanır ve bıraktıkları yazılardan faydalanarak suçluların özelliklerini bulabilir.
Hiç dikkat ettiniz mi? Eleman arayanlar sayfasındaki ilanlarda “el yazısıyla doldurulmuş form” ya da özgeçmiş isteyen firmalar vardır veya iş başvurusuna gittiğinizde size sözlü olarak sorular sormakla yetinmez mutlaka yazılı bir form doldurturlar. Gerçek profesyonel kurumlar bu yazıları bir uzmana inceletip iş için gerekli özellikleri taşıyan, güvenilir dürüst kişileri bulmakta yararlanırlar.

Bilimsel bir kaynak kabul etmesek de yine Wikipedia’daki kritik bir değerlendirmeye dikkat çekelim, öncelikle hukuk mevzusu:

The term is sometimes incorrectly used to refer to forensic document examination.

Daha detaylı ve problemli durumlar için Graphology maddesindeki Legal Considerations başlığına bakılabilir. Özellikle şu kısım el yazısına dayanarak bilgi verildiği iddiası ile ilgili önemli:

Daubert defined several criteria that admissible expert testimony has to meet.

* Be falsifiable, refutable, and testable;
* Be valid and reliable;
* Subject to published peer review;
* Held to standards within the field;
* Be generally accepted in the Scientific Community;

Depending upon the specific system of handwriting analysis that is used, it fails between two and five criteria.

Çok kısıtlı adli bir kullanım (adli araştırmalarda özgünlük, kimlik, vs. tespiti gibi) sanki çok daha genel bir alana uygulanabiliyormuş gibi ifadeler kullanılmış BÜMED metninde. Ancak asıl fena olan kısım desteklenmemiş iddiaların işe alma süreçlerinde kullanıldığı bilgisi olmuş ki bence bunu yapan firmalara karşı doğruda dava açma sebebidir ayrımcılık yapıyorlar diye. Yine Boğaziçi Üniversitesi’ndeki hocalarımızın ve de hukukçuların görüşlerini merak ediyorum bu bağlamda. Peki ya hukukçularımız iş görüşmesinde “burcunuz nedir?” sorusuna ne derler?

Devam edelim (vurgular bana ait):

Yazı incelemesi için ne gerekir ?

Detaylı bir kişilik ve sağlık analizinin şartları nelerdir? Hangi yazılar en iyi sonuç verir? Yazının kalitesi ve miktarı arttıkça daha iyi sonuç alınır. Yukarıda da belirtildiği gibi en kısa bir yazı bile birçok bilgi sağlar ama en iyi sonuçlar detaylı incelemelere olanak verecek uzun metinlerle alınır. Bir dizi mektup ya da bir defter vs. gibi uzun bir zaman dilimi içinde yazılmış bir seri yazı kişi hakkındaki tüm bilgilerin açığa çıkmasını sağlar. Dikkat: her zaman mürekkepli kalemle yazılan yazılar kurşun kalemle yazılanlardan çok daha fazla ve net bilgi verir.

İnsanın kumsaldaki ayak izlerine bakıp ondan da insana dair pek çok bilgi çıkarmak mümkündür diye düşünüyorum ancak bir insanın yazısına bakıp o insana dair tüm bilgileri çıkardığını iddia etmek… Herhalde böylesine bir kendine güven Einstein gibi birine dahi nasip olmamıştır evrenle ilgili iddialı ve derinlikli teorilerini kurarken.

Devam edelim ve aşağıdaki alıntı ile finale varalım:

Kimler yazı analizine gerek duyar ?

Batı ülkelerinde, kültür düzeyi yüksek kişiler birlikte çalışacakları ya da yaşayacakları kişileri seçerken bu bilimden de yararlanıyorlar. Öyle ya… İş ortağınız ya da beğendiğiniz insan bir kumarbaz ya da sadakatsizse veya ciddi sağlık sorunları varsa ya da alkole çok düşkünse bunları baştan bilmek çok iyi olmaz mı?

Olur, gerçekten de olur. Yani yakınımdaki insanların nasıl insanlar olduğunu bilmek iyi olur tabii de mümkünse bunu somut delillere dayanarak gerçekleştirelim ve tabii insanların özel hayatlarına tecavüz etmeden. Hele de hassasiyetle korunması gereken ve özel yaşama dair olan, ancak ve ancak çok iyi tanımlanmış çok belli durumlarda talep edilebilen kişisel sağlık bilgilerinin kişiye rağmen öğrenilmeye çalışılması (üstelik işe yaramadığı türlü çeşit şekillerde gösterilen bir yöntemle) bu şekilde lanse edildi mi orada bir dur diyelim!

Grafolojiye dair bunca laf ettikten sonra BÜMED’in NLP kursuna dair de bir şeyler söylemek gerekebilir belki ama şimdilik sözü The Skeptic’s Dictionary’deki neuro-linguistic programming (NLP) maddesine bırakmak daha iyi olacak gibi görünüyor.

Advertisements
 
14 Comments

Posted by on January 23, 2009 in General

 

14 responses to “Grafoloji: Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneğine Yakıştıramadım

  1. ferhan

    January 24, 2009 at 19:38

    Bu konuda benim BÜMED metnine dair bir sorum var; Sümer yazıtlarında ve/veya diyelim Mısır hiyeroglifini analiz ederken ACABA yazdıran firavunun mu yoksa yazan katibin mi analizi yapılabilir? Ya da sümerologlarla birlikte çalışan bir grafalog o döneme ait sosyal- toplumsal- tarihi- psikolojik verilere varabilir ve tarihi daha da ışıklandırabilir mi?

     
  2. ferhan

    January 24, 2009 at 19:44

    Bu arada; “Grafoloji: Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneğine Yakıştıramadım” başlığına dair de bir söz söyleyeceğim. Boğaziçi’lilik kompleksinden kurtulunmadıkça, herşey en az İTÜ, ODTÜ vs gibi ülkemizdeki diğer pek çok güzide herhangi bir üniversite mezununa ne kadar yakışırsa, bazı Boğaziçi mezununa da (ya da mezunlar derneği)o kadar yakışır. Boğaziçi mezununun ayrıcalığı paralı Miami üniversitelerine kolay kabul edilmekten başka nedir ki?

     
  3. Emre Sevinc

    January 24, 2009 at 19:47

    Böyle bir şeyi İTÜ’nün ya da ODTÜ’nün mezunlar derneğinin yaptığını görsem İTÜ’ye ya da ODTÜ’e yakıştıramadım derdim aynı gerekçelerle.

     
  4. Emre Sevinc

    January 26, 2009 at 16:47

    Henüz ne Boğaziçi’ndeki hocalardan ne de BÜMED’den bir ses çıkmadı. Bakalım önümüzdeki günler neler getirecek.

     
  5. Ayşegül

    May 25, 2009 at 13:53

    Öncelikle şunu söylemeliyim , grafolojinin parapsikoloji ile ilgisi yoktur.tamamen tıpkı psikoloji sosyoloji gibi deneysel bir bilimdir.

    nörobiyologlar benzer sinir kas hereketlerinin benzer reaksiyon ve kişilik özelliklerine denk düştüğü farketmişler bu konuda pek çok bilimsel araştırma yapmışlardır. bunların bulunması için yazıda pek çok parametreye bakılması gerekir. açı ,yön , eğim biçim, marjlar basınç vs vs.. gibiii Lumsa Urbino gibi üniversiteler barcelonada vs.. üniversitelerde lisans ve yükseklisans programları bulunmaktadır . ayrıca psikoloji ve psikiyatri ile ilgili pek çok bölümde yazı psikolojisi adı altında dersleri okutuluyor.

    ancak bunun ciddi anlamda eğitimini almak gerekir. bu bilimin şarlatanlığını yapan kişilere raslamış yada duymuş olabilirsiniz. önyargınızı buna bağlıyorum.

     
  6. Emre Sevinc

    May 29, 2009 at 11:48

    Ayşegül Hanım,

    “bir seri yazı kişi hakkındaki tüm bilgilerin açığa çıkmasını sağlar” gibi iddialarla (ve benzerleri ile) lanse edilen, ‘yanlışlanabilirlik’ kriterine dair herhangi bir şey barındırdığı görülmeyen bir etkinliği ‘bilimsel etkinlik’ olara isimlendirmek doğru değil diye düşünüyorum.

     
  7. Ayşegül

    June 23, 2009 at 14:08

    Öncelikle %85 oranında güvenilirlik verir. ayrıca deneysel bir bilimdir. yanlışlanabilir. bu konuda yapılmış çok sayıda bilimsel yayın ve makale var.
    şunuda düşünmenizi rica ediyorum, her birimiz aynı yazı eğitimini almamıza rağmen , hepimiz birbirinden farklı yazıyoruz. nedeni hepimizin kişiliğininde birbirinden farklı olması.
    ayrıca el yazısı spontane bir etkinlik olduğu için, diğer kişilik testlerindeki geçerlilik güvenirliği elimine etmek pek mümkün değil.

     
  8. Ayşegül

    June 23, 2009 at 14:13

    pardon düzeltiyorum, diğer kişilik testlerinde olduğu gibi geçerlilik güvenilirliği elimine etmek , grafolojide pek mümkün değil

     
  9. Emre Sevinc

    June 23, 2009 at 14:18

    Bu %85’i hangi verilere dayandırdığınızı ve %85’i yüksek bir oran olarak kabul edip etmediğinizi merak ediyorum. Yani %25 gibi çok büyük bir hata payından bahsediyorsunuz. Yaklaşık 150 sene önce de ‘frenoloji’ revaçta idi, insanlar kafalarının şekillerine göre yazılmış raporları alıp işyerlerine başvuruyorlardı. Hepimizin kafatası farklı, hepimizin yürüyüş şekli farklı, sözcük seçimlerimizde de farklar var, aynı dili farklı ses tonu ile konuşuyoruz, vs. Bir ara yalan makineleri de çok revaçta idi ve maalesef günümüzde Hindistan’da beyin görüntüleme cihazlarının verileri mahkemedeki ceza davaları için delil olarak sunulabiliyor. Sanırım revaçta olmayan yegane şey ‘önce zarar vermeyeceksin’ olarak da bilinen basit bir etik prensip.

     
  10. Emre Sevinc

    June 23, 2009 at 14:20

    Not: Hindistan’daki beyin görüntüleme cihazının verilerinin ceza davasında delil olarak (maalesef) sunulmasına dair şuraya bakılabilir: http://www.wired.com/wiredscience/2008/10/indias-judges-o/

     
  11. Ayşegül

    June 24, 2009 at 20:55

    Öncelikle %85 in dışında 25 değil %15 lik bir yanılma payı var. buda normal kişilik testlerinden daha küçük bir oran. Bunun yanında 150 yıl öncesi, personel seçiminin önem kazanması sanayinin gelişimi ile orantılı tutulduğunda , çok gerçekçi durmuyor.
    Ayrıca o dönemde kafatasına göre adam seçme hakkında bilimsel çalışmalar araştırmalar yapılıp, üniversitelerde bölümler açılmıyordu sanırım

     
  12. Emre Sevinc

    June 24, 2009 at 21:32

    Aritmetik hatası için üzgünüm. Evet %15’lik bir hata söz konusu. Yani hala çok ciddi bir pay ve herhangi bir veri setine dayandırılmadığında havada kalan ve pek bir şey ifade etmeyen bir şey. Bugün fMRI, PET gibi beyin görüntüleme tekniklerinin işaret ettiği şeyler konusunda dahi çok ciddi tartışmalar sürerken bir insanın her şeyini çözdüğünü iddia etmek, her şey bir yana insan doğasını ve şimdiye dek oluşmuş bilimsel literatürü hafife almak demek.

    Kafatasına göre adam seçme yani frenoloji işine gelince, ortaya çıkışı 1790’lara uzanıyor. Ortaya atan kişi ise dönemin önemli bilimcilerinden biri. 1800’lerde popülarite kazanıp sonra yavaş yavaş sözde bilim (‘pseudoscience’) olduğu gerçeği iyice anlaşılıyor. Bilim tarihçisi Dr. John van Wyhe’ın kısaca aktardığı bilgiler arasındaki aşağıdaki pasaj dikkat çekici [1]:

    “Phrenologists, not unlike those who today believe in strong demarcations in ‘left-‘ or ‘right-brains’, thought they could determine *the most suitable career*… ”

    Görünen tarihin hemen her döneminde kestirme ve totaliter çözüm arayan ve bulduğunu iddia eden akımlar var. Bunu belki çok da garipsememek lazım çünkü çok iyi üniversitelerde yük. lis. filan yaptığını bildiğim insanlardan astrolojinin inceliklerine, ‘matematiğine’ dair epey şey dinlemek durumunda kalmış biriyim. Hal bu iken birtakım şirketlerin insan kaynakları bölümündeki kişilerin de bir çare olarak grafoloji, vb. şeylere sarılacakları gerçeği o kadar şaşırtmamalı sanırım.

    1- http://www.historyofphrenology.org.uk/overview.htm

     
  13. Teknoloji

    July 30, 2009 at 23:32

    Emre bey 10. yorumda vermiş olduğunuz link çalışmıyor veyahut da benim pc de sorun var.

     
  14. Emre Sevinc

    July 30, 2009 at 23:44

    Merhaba,

    10. yorumda yazmış olduğum bağlantıya tıkladım ve WIRED dergisinin “India?s Judges Overrule Scientists on ?Guilty Brain? Tech” başlıklı makalesine gidebildim. Tekrar deneyebilir misiniz acaba?

     

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: