RSS

Müzik Enstrumanları Müzesi – Brüksel

22 Feb

Ses uzayında zamanda gezintiye çıkmış bir gezgin

Ses uzayında zamanda gezintiye çıkmış bir gezgin

Geçen ayın sonundaki Belçika ziyaretimde en çok ilgimi çeken yerlerden biri de Brüksel’deki MIM (Musical Instruments Museum) olmuştu. Birkaç ay önce Andante dergisinde müze ile ilgili yazıyı okuyunca kendi kendime “bu müzeyi mutlaka görmeliyim,” demiştim. Dergide bahsedilenden daha da güzel bir yerle karşılaşmak beni sevindirdi.

Aklıma hayalime gelmeyen müzik aletlerinin de bulunduğu, sürprizlerle dolu üç katlı müzeyi gezerken zamanda ve mekanda bir yolculuğa çıkmış gibiydim. Kulağıma taktığım kulaklıklarla dolaşırken etrafta, bir enstrümanın önüne geldiğimde onunla ne tür müzik yapıldığını dinleyebiliyordum ve oradan uzaklaşıp başka bir enstrümanın sergilendiği yerin önünde durduğumda müzik de ona göre değişiyordu. Böylece mesela Ondioline isimli enteresan klavye ile ne kadar eğlenceli bir müzik yapılabildiğini ve hayatımda ilk kez canlı şekilde gördüğüm Theremin‘in nasıl tınladığını o anda duyabildim. İlk kattaki fantastik aletler arasında bir bilgisayarcı olarak ilgimi en çok bu türden elektronik müzik sistemleri ve bazı ses sentezleme sistemleri çekse de böyle fantastik mekanik otomatik tasarımları yakından incelemek de epey eğlenceli idi.

Bir üst katta dünyanın dört bir yanından gelen ve çok çeşitli çağlarda kullanılmış olan nefesli, yaylı ve vurmalı enstrumanlar vardı ve aralarında pek ergonomik olmadığını düşündüğüm şöyle şeyler ile karşılaşmanın yanısıra epey tanıdık bazı nefesli sazları da görmedim değil (kaval deyip geçmemek lazım, hele de işin içine Türkiye, Bulgaristan ve Makedonya (Üsküp) girince ;-))

Onulmaz bir müzik aşkı ile bulduğu her şeyi ağzına alıp üflemeye çalışan bir müzik ustası

Onulmaz bir müzik aşkı ile bulduğu her şeyi ağzına alıp üflemeye çalışan bir müzik ustası

Gezintiye devam ettikçe zamandaki müzik aletleri yolculuğumda günümüze doğru yaklaşmaya başladım ancak yine de çılgın tasarımlarla karşılaşmaya devam ettim. 1600’lü yıllarda Antwerp civarında kullanılan bu minik müzik klavyesinin pratikte nasıl bir ortamda kullanıldığını gösteren şu tabloyu görünce her Türkün vereceği tepkiyi verdim ve “aaa, adama bak ud çalıyor!” deyiverdim. Neden sonra lavta denen enstrüman geldi aklıma (bu arada tablodaki bazı insanların müzikle kurdukları o konsantre ilişkiye, sağ tarafta portakal soyan kadına, tablodaki duvarda asılı duran tabloya dikkatinizi çekerim, ressamın incelikli bir mizah anlayışı olduğu kanaatindeyim, ayrıca 16. yüzyılda Antwerp’teki dost meclisleri de pek bir neş’e, pek bir muhabbet içindeymiş canım, bu kadar olur yani :-))

Belçika’ya gelinir, Brüksel’deki bir müzik müzesi ziyaret edilir de bu ülkenin insanlığa armağanı olan en önemli müzik aleti unutulur mu? Sağolsunlar müze görevlileri unutmamışlardı ve Charles Sax ile Adolphe Sax’ın ilk tasarladıkları türlü çeşit saksofonu, bas klarineti filan bir güzel sergilemişlerdi. O kadarla da kalmamış, “insan olan böyle bir şeyi ağzına alıp çalmaz, üflemeye yanaşmaz arkadaş!” dedirtecek türden şöyle, böyle ve de şu şekildeki aletleri de özenle sergilemekten geri durmamışlardı.

Müzede eğlenirken güldüren, güldürürken öğretmeye de çalışan, mesaj verme kaygısı güden birtakım oluşumlar da yok değildi, mesela masraftan ve programlamadan kaçınmamış, birtakım akustik ve fizik temellerini “yaparak öğrenelim” tadında aktarabilmek için şu tür düzenekler de kurmuşlardı. Darısı bizim müzelerimizin ve okullarımızın başına idi (her ne kadar 40 çocuğu bir odaya doldurup dandik soprano blok flütle tek sesli müzik icra ettiren ve Cumhuriyetin yılmaz bekçileri olan müzik öğretmenlerimiz genellikle o çocukları ve cümle alemi müzikten yıldırmaya devam etse de (ya ne bekliyorduk, her lisede bir big band mi?))…)

Müzeyle ve müzikle ilgili son olarak not etmek istediğim şey ise Belçikalıların canlarının çok sıkılması üzerine artık yepyeni müzikal icatlar yapmak yönündeki heveslerinin şahikası, doruk noktası olan Holosound sistemidir. Neden böyle bir şeye ihtiyaç duyulmuştur, sanat için sanat mübah mıdır gibi sorular kafamda cirit attığı halde duvardaki açıklamaları okuyup sindirmeye çalıştım. Ortamda Holosound düzeneğinin kendisi olmadığı için vücudumu şekilden şekile sokup birtakım enteresan sesler çıkaramadım, çıkarsam da onlara müzik denir miydi bilemedim, derin kuşkuların beynimi daha fazla kemirmemesi için hızlı adımlarla oradan uzaklaştım.

Uzun lafın kısası Brüksel’i ziyaret eden ve müzikle biraz olsun ilgilenen herkese müzik aletleri müzesi MIM‘i önerir, müzik dolu günler dilerim.

Advertisements
 
3 Comments

Posted by on February 22, 2009 in General, Music

 

3 responses to “Müzik Enstrumanları Müzesi – Brüksel

  1. DB

    February 22, 2009 at 23:12

    muhteşem 🙂 umarım yolum düşer günün birinde.

     
  2. westerndijital

    April 6, 2014 at 10:56

    Müzik Enstrumanları Müzesi – Brüksel not ettim kesinlikle tatile gittiğimde ziyaret edeceğim http://www.enstrumanworld.com/

     

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: