RSS

Türkçe Dünyanın En Ahenkli Dili Midir?

24 Feb

Hasan Celal Güzel’in, Radikal’de 22 Şubat 2009, Pazar tarihli ve ‘Bin yıl önce, bin yıl sonra‘ başlıklı yazısında dil konusunda bazı hatalar ve yanlış yönlendirmeler olduğunu düşünüyorum. Bu kısa eleştiride tek tek bunlara değineceğim.

Günümüzün ‘lingua franka’sı (ortak yaygın dil) İngilizce, bizim Orhun Kitâbeleri (M.S. 725) Türkçe yazılırken, 7. ve 8. yüzyılda henüz oluşmamıştı.

Eski İngilizcenin Almancadan ayrılıp ortaya çıkışına işaret eden en önemli eserlerden biri Beowulf destanıdır. Söz konusu destanın çıkışı olarak 8. yy. verilmektedir. Destanın ortaya çıkabilmesi için önce dilin ortaya çıkması gereklidir gibi bir akıl yürütme gerçekleştirirsek Eski İngilizcenin çıkışı da 8. yy. öncesine dayanmaktadır diyebiliriz. Dolayısı ile Orhun Kitabeleri yazılırken İngilizce oluşmamıştı demek yanlış. Kast edilen bugünkü İngilizce ise o zaman da şu denebilir, Orhun Kitabeleri yazılırken bugünkü Türkçe oluşmuş muydu? Elmalarla armutları kıyaslama hatasına düşmemek lazım.

Bir başka kritik nokta ise ‘Türkçe’ sözcüğü ile ilgili. Orhun Kitabeleri Türkçe mi yazılmıştı? Benim anadilim Türkçe, ben sözlük kullanmadan ve özel bir dil eğitimi almadan Orhun Kitabelerini okuyup anlayabilir miyim? (Ya da alfabeyi geçelim, biri bana onları seslendirse anlayabilir miyim? Cevap tabii ki hayır. Problem şuradan çıkıyor: Türkçe ve Türk dilleri ailesi aynı şey değil. Türk dilleri ailesindeki tüm diller Türkçe değil. İdeolojik ve politik yaklaşımlar bir kenara bırakılacak olursa ve İngilizce örnek verilecek olursa söz konusu ayrım için dilbilimciler bilimsel yayınlarda Türkçe için ‘Turkish’, Türk dilleri ailesi için de ‘Turkic’ diyorlar, bu ailedeki dillere ‘Turkic languages’ deniyor. Türk dil ailesindeki ilk yazılı eserler Göktürkçe olarak yazılmıştır ve Türkçe bilip de Göktürkçe bilmeyen birinin bunları kolayca okuyup anlaması gibi bir şey söz konusu değildir.

Devam edelim:

Düşünebiliyor musunuz; Türkçe’nin bu ilk sözlüğü yazılırken, dünyada bugün konuşulan dillerin birçoğu henüz ortada yoktu; bazı diller de yeni oluşmaya başlamıştı.

Yazar burada mesnetsiz bir iddia ortaya atıyor. Herhangi bir rakam ve isim vermeksizin sarf ettiği cümle ile 11. yüzyılda bugün konuşulan pek çok dilin ortaya çıkmadığını söylüyor. Dünyadaki yüzlerce dilin bir kısmına dair elimizde yazılı belgeler, saha araştırmaları, vs. olsa da pek çok dilin tarihini bilmiyoruz, dolayısı ile böyle bir şey söylemek yanlış (bkz. How Many Languages Are There in the World? – Linguistic Society of America ve The World Atlas of Language Structures).

Gelelim Hindistan’a:

Hâlen, TDK’nın anadiller sıralamasına göre Türkçe; dünyanın, Çince, İngilizce, İspanyolca ve Hintçe(den (en fazla konuşulan lehçeler) sonra 5. en çok konuşulan dilidir (Çince 1.270 milyon, İngilizce 470 milyon, İspanyolca 260 milyon, Hintçe 230 milyon)

Burada Hindistan ile ilgili bir noktaya dikkat çekmekte fayda var, Korhan Kaya’nın ‘Hindistan’da Diller’ kitabında yazdıklarına göre “Hindistan?da onlarca değil, yüzlerce dil vardır ve resmi dil sayısı on yedidir. Kâğıt paraların üzerine on yedi kere değerinin yazılması bundandır.” (Ayrıca bkz. bu blog girdisi.)

Son bir alıntı ve eleştiri ile bitirelim:

Türkçe, fonetik bakımdan da en âhenkli dildir. Ne Fransızca, ne de Farsça bu bakımdan Türkçe?yle boy ölçüşebilir. Orta Asya Türkçesi?ni bir sanatkâr zarafetiyle işleyen Osmanlı, İstanbul Türkçesi diyalektini dünyanın en güzel sesli dili hâline getirmiştir.

Yazar kısaca anadili olan Türkçeyi çok sevdiğini söylese herhangi bir sorun olmayacak. Hatta “bakın Türkçe olarak ne müthiş şiirler, destanlar, romanlar var, çok seviyorum bu eserleri, çok saygı duyuyorum bu dile, kulağıma en hoş gelen dil budur” dese gene sorun yok. Ama dilleri fonetik bakımdan âhenk olarak sıralamak gibi bir şey yok bilimsel açıdan. Müzik gibi ses uyumuna dair bir sanat dalında dahi âhenk açısından ciddi tartışmalar yaşanmışken ve yaşanırken dil gibi bir alanda objektif bir âhenk sıralamasından bahsetmek ve Türkçe’yi en tepeye koymak anlamlı değil (bu açıdan yazarın göndermede bulunduğu Oktay Sinanoğlu’nun “Türkçe matematiksel bir dildir” gibi birtakım görüşleri öne sürdüğünü duymuştum, matematiksel dil her ne demekse ve sanki X doğal dili matematikseldir, Y dili o kadar matematiksel değildir demenin bir anlamı varmış gibi. Eğer ölçü olacaksa en bi matematiksel dil İngilizce çünkü şu anda bilgisayarlarımızda en kolayca işleyebildiğimiz dil İngilizce. Buna bakıp İngilizcenin birtakım kendine has güzellikleri olduğunu söylemek saçma olur, mesele doğal dil ile uğraşan uzmanların 1950lerden beri ağırlıklı olarak İngilizce için teknoloji geliştirmeleri ile ilgilidir, kısaca para, entelektüel insan kaynağı ve zaman meselesi).

Uzun lafın kısası anadilim Türkçeyi övmek için diğer dilleri aşağılamaya ve mesnetsiz iddialar öne sürmeye, insanları yanlış yönlendirmeye gerek olduğunu hiç düşünmüyorum (bkz. benim dilim senin dilini döver tarzı). Anadilimi merak eden ve bilmeyen bir yabancı olursa kendisine öğrenmesi için gerekli kaynakları gösterir ve sonra da muazzam Türk edebiyatının çeşitli dönemlerinden incelikli eserler öneririm okuyup hayran kalması için. Görebildiğim kadarı ile anadilim geçmişi, bugünü ve akıp gitmekte olan geleceği ile bunu rahatça başarabilecek durumdadır ve diğer dillerle verimli alışverişine de devam etmektedir. Dünyadaki yüzlerce, binlerce dilin gittikçe daha çok yazılı hale gelmesini ve gelişimini sürdürmesini temenni ederim bu arada. Çünkü ne kadar çok, farklı dil olursa insan zihnine dair elimizde o kadar değerli veri olacaktır ve eğer zenginlik bu değilse nedir bilmiyorum.

Not: Bu yazıyı yazmamda bana görüşleri ve bilgisi ile katkıda bulunan dilbilimci Sumru Özsoy‘a teşekkür ederim. Yazıdaki olası tüm maddi hataların sorumluluğu sadece bana aittir.

Advertisements
 
7 Comments

Posted by on February 24, 2009 in Linguistics

 

7 responses to “Türkçe Dünyanın En Ahenkli Dili Midir?

  1. Nur

    February 25, 2009 at 02:57

    Gerçekten de bilimsel saptamalar yapılacaksa öncelikle bakışaçısı tarihsel mi yoksa eşzamanlı bunu belirtmek gerekir. Eğer dilde ahenkden bahsediliyorsa, sesletim boyutunda zaten dillerin ahengini oluşturan ritim ve melodi zaten pek çok bilgisayar programı sayesinde ölçümlenebilmektedir. Ses grafikleri ile dillerin ezgilerini, ritmini vs. karşılaştırabilmekteyiz. Yani az ya da çok ahenkli derken gerçek verilere dayanarak saptamalar mümkün!!! hem de çok uzun zamandır. Estetik ise çok farklı bir boyut… Ahenksiz müzik var mıdır? Peki her müzik her kulaga aynı ölçüde hoş gelir mi?…
    Sağlıcakla.

     
  2. Tarık

    March 7, 2009 at 11:02

    Hasan Celal Güzel, eski partisinin yolunda ulu önderinin(T.Ö.) vizyon ışığıyla çevreyi kirletmeye devam etsin bakalım. Bugün ülkede yıllarını bu dile vermiş tonla adam varken siyasetçi kırması bir tarihçi saplamasının yorumları gerçekten çok ilginçtir.

    Bu siyasetçi dediğimiz adamlar ki zamanında “İngilizce beynelminel bir dil olmuştur artık, bırakalım bu Türkçe kavgasını.” türü lafları söylemekte hiçbir behis görmemişler.

    Tarihçilik, dil araştırmacılığı gibi kavramlar siyasetin eline düşürülmemeli gerçek birileri alıp aslı neyse ona uygun yerine koymalı. Bir işe siyaset bulaştımı tüm komplo teorilerine olur gözüyle bakılmalı bence. Çünkü dünyada herşey istihbarat örgütlerice gizli gizli değil belli maşalar sayesinde yapılıyor.

    Ve bu ülkede hiçbir zaman diğer dillere küfür edilmedi tam aksine bugün nereye gitseniz nereye baksanız tonla farklı dili konuşan adam bulursunuz ki buna ingilizce, almanca, fransızca da dahildir.

    Yazık; bir ülkede gerçek bilim adamları hiç anılmayıp dil, tarih gibi mevzuları orhan pamuklara, hasan celal güzellere kaldıysa orda güneş ya batıyordur ya da batmak üzeredir.

     
  3. Türk

    June 22, 2010 at 20:18

    Türk’ün kendi dilini övmesi için nedeni çok da, Türk’ün dilini yermek için nasıl bir kuyruk acısına sahipsiniz, merak ediyorum. Size ister sokak diliyle, ister argo ile isterseniz de bilimsel (akademik) dille Türkçenin diğer dillerden daha matematiksel olduğunu anlatırım. Eleştirdiğiniz kişinin kim olduğu umrumda değil; fakat siz de eleştirdiğiniz kişinin izlediği yolu izlemişsiniz…

    Ben desem, belki faşist olduğum için Türkçeyi överim; fakat inanmanız için Max Müller’in şu tespitini okumanızı umuyorum:

    “Türkçenin bir dilbilgisi kitabını okumak, bu dili öğrenmek niyetinde olmayanlar için bile gerçek bir zevktir. Türlü dilbilgisel biçimlerin belirtilmesindeki ustalık, ad ve eylem çekimi sistemindeki düzenlilik ve bütün dil yapısındaki saydamlık ve kolayca anlaşılabilme yeteneği, insan zekâsının dil aracıyla beliren üstün gücünü kavrayabilenlerde hayranlık uyandırır… Türk dilinde her şey saydamdır, açıktır. Dilin iç ve dış yapısı, billur bir arı kovanı yapısını seyrediyormuşuz gibi ortadadır… Türk dili, seçkin bir bilginler kurulunun uzun bir çalışma ve oylaşmasıyla yapılmış sayılacak düzgünlüktedir.”

    Ahenk konusuna gelince, göreceli bir durumu tartışmak anlamsız gibi gelse de Almanca ile Türkçe arasında estetik ve ahenk bakımından dağlar kadar fark olduğu açıktır. Bir Fransızın konuşurken yumuşakçalar gibi ezilip büzüldüğü, Alman’ın küfreder gibi (veya kürtlerin böğürtüsü gibi) ses çıkarmasında ahenk aranmaz. Türkçe bu yönden de dinleyene en tatlı kımız gibi gelen, ruhu dinlendiren bir ezgiden farksızdır.

    Geniş düşünmenizi ve şu yazıyı yazarken kullandığınız Türk dilini, sizin tabirinizle “mesnetsiz” birkaç iddiayı çürütmek için böyle yermemenizi umuyorum.

    Tanrı TÜRK’ü ve Türkçeyi korusun!

     
  4. Edelweiss

    June 24, 2010 at 12:21

    Türk rumuzlu arkadaş,

    Hem “faşistim” diyorsun hemde Türküm diyorsun… İtalyan milliyetçilerine “Faşist” Alman milliyetçilerine “Nasyonal Sosyalist” Türk milliyetçilerine ise “Türkçü” denir… Sen şimdi tam olarak nesin? Türk müsün? İtalyan mısın? Bunun cevabını verir misin?

     
  5. Edelweiss

    June 24, 2010 at 12:33

    Türk rumuzlu arkadaş,

    Cevabı çok merak ediyorum.. İsterseniz burayı meşgul etmeyelim… Mail adresinizi verirseniz sizinle oradan tartışmak isterim… Faşist nedir, Türkçülükten farkı nedir.. Bu konuda bilgi alışverişi yapalım derim…

     
  6. Nikoteen

    March 8, 2017 at 20:06

    Merhaba, google’de en ahenkli dil diye aratırken buraya geldim ve maalesef elle tutulur bir şey bulamadım. Fonetik bakımdan Türkçenin ahenkli olduğunu söylemişsiniz fakat bilimsel anlamda yazıda rakamlardan başka bir şey bulamadım.

    Fonetik ahenk duygusal bir hadisedir bence o yüzden dili genelleyen bu tür bir iddiadan kaçınmak gerekir. İngilizce “criminal” kelimesini bir ingilizin telaffuz etmesi ile bir Güney Amerikalının teleffuz etmesi arasında dağlar kadar fark vardır fonetik açıdan.

    Fonetiğin kulakta ve dolayısıyla hissi bir alanda bıraktığı etki ise tamamen alışkanlıklardan ibarettir.Bir arada Farsça çok savunuluyordu en ahenk dildir diye, tamam bir Türk olarak bana da ahenkli bir dil gibi geliyor hatta Fars dili hocamız küfür etmişti hazırlık sınıfındayken Farsça ama şiir gibi gelmişti.

    İyi de bu şeyin bir Fransıza da aynı şekilde gelmesi mümkün müdür? Size Korece hiç ahenkli gleiyor mu? Yoksa komik mi geliyor? Fransızlara da eminim Farsça komik geliyordur gırtlak dili olmadığı için.

    Özetle sanırım benim arayışım boş bir arayıştı çünkü işin içine duyu organı girince bilimsellikten söz edilemez.

     

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: