RSS

Life 3.0b @ Belcika

15 Jul

ilk kutuphanemiz

ilk kutuphanemiz

Yaklasik 10 gun kadar once Belcika’ya yerlestim. Aslinda yerlesmeye basladik demek belki de daha dogru olur cunku uzun ve detayli bir surec. Iki kisilik yepyeni bir hayat ve ev duzenleme telasi. Turkiye icinde onca kez tasindiktan sonra simdi de uluslararasi bir tasinma operasyonununun icindeyim ve bunun ilk asamasi tamamlandi. Kitaplari Istanbul’dan Antwerp’e tasiyan UPS gorevlisinin dedigi gibi “o da lazim be abi”. (Ayni gorevlinin diger yorumlari: Abi bu kitaplarin hepsi senin mi? Hmm, peki sen bunlarin hepsini okudun mu abi? Sen ne is yapiyorsun abi? Bizim bir abi vardi o da kitap yolluyordu ama yanlis anlama, ticari idi, satis icin (sanki uzerinde eroin bulunmus da satici degil iciciyim der gibi))

Kusbakisi

Kusbakisi

Hayat simdilik IKEA cilginligi ile geciyor, hemen her gun gidip birtakim esyalar alip eve getirip elde cekic, tornavida, civi, vs. monte ediyoruz (ve aksam 7’den sonra civi cakamiyoruz, sikayete geliyorlar; aklima Istanbul’da gece 2 civari dinledigim insaat gurultuleri geldi). Bunlar icinden oncelikli olan kutuphane idi tabii ki ve sanirim yapmaktan en cok zevk aldigim esya da o oldu. Son istatistiklere gore 7 dilli bir kutuphane soz konusu (Ingilizce, Turkce, Almanca, Flamanca, Fransizca, Latince, Arnavutca). Bu dillerin bir kismi bana yabanci olsa da kisa zamanda onlarin icinden en azindan bir tanesine vakif olmayi planliyorum Linguapolis sagolsun.

16. kat manzarasi

16. kat manzarasi

Bir Istanbullu olarak Antwerp’te en cok dikkatimi ceken seyleri siralamam gerekirse: Cok daha az insan var, 500.000 – 1.000.000 arasi bir nufus soz konusu. Cok daha temiz ve duzenli, her evin kucucuk de olsa mutlaka bir bahcesi, yesil bir alani var. Etrafta pek cok park mevcut. Hic sahipsiz hayvan gormedim. Pek cok kisinin kopegi ya da kedisi var. Insanlar birbirlerine karsi hemen her zaman epey saygili, yolda goz goze gelince selam veriyorlar. 10 gun boyunca sanirim sadece 1-2 kere araba kornasi calindigini duydum. Etraftaki birkac is merkezini ve icinde yasadigimiz apartmani saymazsak yuksek bina yok. Evler ve pek cok ofis ya birkac katli apartman seklinde ya da 2-3 katli mustakil bahceli evler soz konusu.

Bazi seyler, mesela elektronik esyalar Istanbul’a kiyasla cok daha ucuz. Birkac ay once Istanbul’da yaklasik 60?’ya satin aldigim Logitech kablosuz klavye ve fare setini buradaki bir magazada 25?’ya buldum! Benzer dusuk fiyatlar arabalar icin de soz konusu, Istanbul’daki araba fiyatlarina kiyasla buradaki arabalar 15.000-20.000? kadar daha dusuk fiyatlardan satiliyor. Ogrendigime gore dogalgaz da daha ucuz. Genel manzaraya bakilacak olursa Turkiye’dekilerden daha cok kazanip pek cok sey icin daha az harcamak zorunda kaliyorlar.

Balkon konusunda masraftan kacinmamislar

Balkon konusunda masraftan kacinmamislar


Bir bilgisayarci olarak dikkatimi ceken seylerden biri de Internet altyapisi oldu. Belcika’nin buyuk telekom sirketi Belgacom genellikle Internet, dijital TV ve telefon (ev + GSM) servisini paket seklinde veriyor, tabii rakip firmalar da benzer servisleri veriyorlar. Ayda yaklasik 50?-60? civari sabit odeme ile sayisal HD televizyon yayini ve telefon servisine ek olarak VDSL2 (Very high speed digital subscriber line 2) tabanli Internet baglantisi edinmek mumkun. Tabii bundan sikayetci oldugum soylenemez 😉 Istanbul’daki evimizdeki ADSL ile kiyaslarsam buraki Internet altyapisi su anda bana 3-4 kat daha iyi geliyor diyebilirim (pek bir subjektif oldu bu yorum ama n’apalim).

Tabii teknolojinin bir de sosyal ve ekonomik boyutu var. Bir yandan da onlari kesfetmeye calisiyorum, BeJUG (BElgian Java Users Group) gibi (Scala semineri varmis, o ilgimi cekti). Diger yandan monster.be‘den gelen is onerilerini de not etmeye ve degerlendirmeye devam ediyorum. Tabii hayat sadece is demek degil, biraz da kim nerede ne oynuyor bakmak lazim dedim ve Antwerp GO kulubunun bilgilerine eristim, en kisa zamanda kendileri ile tanisip birkac el GO oynamayi da umit ediyorum.

Ilerleyen gunlerde bir Turk bilgisayarcinin gozunden Belcika’da hayat, teknoloji ve ekonomi izlenimlerini paylasmaya devam edecegim.

Advertisements
 
12 Comments

Posted by on July 15, 2009 in General

 

12 responses to “Life 3.0b @ Belcika

  1. Atamert Ölçgen

    July 15, 2009 at 17:59

    Hocam yeni düzenin hayırlı olsun. Yeni evinde/şehrinde çok mutlu & üretken olursun umarım.

    Yanlız “bilgisayarcı” nedir ben ona takıldım 🙂 Dönerci gibi birşey mi oluyor bu? Orada dönerci var mı?

     
  2. Emre Sevinc

    July 15, 2009 at 20:53

    Sagolasin Atamert.

    Mebzul miktarda var. 🙂

     
  3. Hayri Kılıç

    July 17, 2009 at 16:33

    Açıkcası orada ne işin var, anlayamadım 🙂

    Mekanın değişiyor; fakat blogu burada diyerek teselli buluyorum. İzlenimlerini ve ürettiklerini sabırsızlıkla bekliyorum. Şehri güzel betimlemişsin, daha fazlasını bulursun inşallah.

    İnsanlarla kaynaşma adına GO klubü iyi bir alternatif. “Tesuji”ye ihtiyacın olursa çekinmeden bakabilirsin : http://www.kissa.be/5Er- 😉

    Her daim mutluluklar dilerim.

     
  4. Emre Sevinc

    July 18, 2009 at 02:11

    Hayri,

    Tesuji baglantisi icin tesekkurler 🙂

     
  5. Tarık

    July 18, 2009 at 20:36

    Hayırlı olsun Emre hocam oranın sana birçok disiplin kazandıracağına emin olabilirsin. TR’ nin keşmekeşi yerine düzenli ve çalışan ufak bir Belçika kenti bir bilgisayarcı için çok çok daha uygun. İlerleyen zamanda herşeye rağmen TR’ yi bol bol arayacaksındır orası ayrı tabii. 🙂

    İşin kötüsü artık yazıların Türkçe karakter yoksunu olacak 😛

     
  6. Emre Sevinc

    July 22, 2009 at 11:56

    Sagol Tarik. Umarim dedigin gibi olur. Turkce harf meselesini de yakin zamanda halledecegim 😉

     
  7. Tarık

    July 22, 2009 at 18:41

    Merak etmeyin hocam, eski almanya deneyimlerime (2005 – 4 ay) göre, sadece ‘şehir içi’ trafiğin düzeni ve insanların hal hareketleri bile oraların yaşanılır olduğunun kanıtı. Bu memleketlerin tek kötü tarafı gereğinden fazla kasvetli ve bir zaman sonra sıkıcı hal almaları (doğal olarak güneşi en son istanbulda bıraktığınızı düşüneceksiniz). heleki istanbul gibi biryerden oralara transfer olunca daha bir kasıntılı dönem geçirilebiliyor. ama tahminlerime göre sizin orda bunları düşünecek pek zamanınız yok zaten. dolu gidip, daha dolu ‘gelmeye çalışmak’. en önemliside bu.

    benim anlattıklarım genel olarak ‘gurbete giden işçi’ sınıfı için geçerli olsada. herkesle az çok ortak paydada buluşur türde şeyler.

    bu arada klavye işini ayarlayacağım diyipta ayarlayanı pek görmedim, hadi hayırlısı 😛

    farklı bakış açıları kazanmanız dileğiyle.

     
  8. Emre Sevinc

    July 23, 2009 at 11:42

    Tarik,

    Turkce klavye ile ilgili olarak: Kendi klavyemi getirdim.

    Kasvet ile ilgili olarak: Burada Istanbul’a kiyasla 100 kat filan daha cok yesil alan var ve yazin hava pek cok gun gunesli.

     
  9. Simor

    July 28, 2009 at 01:47

    Bak kaçırdık adamcağızı. İşte beyin göçü. Bir miktar da göbek 😛

    Yeni mekanını cennet yapasın üstat.

    Saygılar sevgiler.

     
  10. Emre Sevinc

    July 28, 2009 at 01:51

    @Simor

    Teşekkürler.

    @Tarık

    Gördüğün gibi Türkçe harf problemini halletim 😉 (yakında screenshot yollarım, klavyenin Türkçe olduğundan emin olunması için 😉

     
  11. Tarık

    July 28, 2009 at 02:15

    Hocam klavye mevzuatını halletmeniz güzel (mesafeye rağmen size yabancılık çekmiyoruz böylece :P), screenshot a mahal yok, inandık 🙂

     

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: