RSS

Belçika'dan Caz Manzaraları: Middelheim Jazz Festival 2009

16 Aug

Middelheim Parkı

Middelheim Parkı

Temmuz ayında hayatımın büyük kısmını geçirdiğim şehirden, İstanbul’dan ayrılırken İstanbul Caz Festivalini kaçırdığıma üzülmüştüm. Kuzey Avrupa’daki başka bir şehirde, moda, sanat ve elmas merkezlerinden biri olan Antwerp’te çok daha güzel bir caz festivali ile karşılaşacağımı bilmiyordum o tarihlerde.

Belçika’nın ikinci büyük kenti olan Antwerp’in güney bölgesindeki Nachtegalenpark’ın (Bülbüller Parkı) bir parçası olan Middelheim parkında düzenlenecek olan ‘Middelheim Jazz Festival 2009‘ etkinliğinden haberdar olduğumda epey heyecanlanmış ve merakla beklemeye başlamıştım. Acaba doyurucu bir program sunabilecekler miydi? Acaba sulandırılmış, hafifletilmiş, daha çok seyirci çekme kaygısı ile pop ve rock soslarına bulanmış alakasız bir programla mı karşılaşacaktım? Bilet fiyatları pahalı mı olacaktı? Nasıl bir izleyici kitlesi söz konusu olacaktı? Gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra festivale doğru ilerledim.

Yeşil Caz :)

Yeşil Caz 🙂

Festival öncesinde ve festival süresince yukarıdaki soruların cevaplarını teker teker keşfetmenin yanısıra başka şeyleri de kıyaslama imkanım oldu. Önce işin ekonomisine biraz değinelim. Middelheim caz festivalinin gerçekleştiği bölge Avrupa Birliği’nin nispeten zengin ve refahı yüksek bir bölgesi, kıyaslama yapmak gerekirse kişi başına düşen yıllık gelir Türkiye’dekinin yaklaşık 6-7 katı. Festivale gelenler çoğunlukla kuzey Belçika bölgesinden, bunun dışında Hollandalılar, Almanlar ve İngilizler de mevcut. Bu zengin izleyici kitlesinden talep edilen günlük bilet bedeli yaklaşık 55 TL. Günlük diyorum çünkü bir ya da iki konser olarak değil tüm gün üzerinden bilet satışı söz konusu. Gündüz 3 civarı başlayan konser dizisi gece 11’e dek sürüyor (ve sonra yakındaki Crowne Plaza otelinde jam session olarak devam ediyor), istediğiniz zaman dışarı çıkmanız ve daha sonra gene o gün içinde dönmeniz mümkün. Eğer gerçek bir caz hastası iseniz ve mesela 3 günlük kombine bilet almak isterseniz o zaman ödemeniz gereken bedel yaklaşık 140 TL yani gün başına 46.5 TL gibi bir fiyata denk geliyor. Bunlar yetişkinlere yönelik rakamlar, 2 yaşına kadar bebekler için giriş bedava. 12 yaşına dek çocuklar için günlük giriş bedeli ise 10 TL. Bu rakamlardan sonra daha detaylı kıyaslamaları ekonomistlere ve özellikle de İstanbul’lu cazseverlere bırakıyorum.

Sahne

Sahne

Gelelim festivalin gerçekleştiği mekana. Middelheim parkı ismini içindeki Middelheim şatosundan alıyor. Yüzyıllar boyunca aristokrat bir aileye ait olan şato ve etrafındaki dönümlerce alan 40 sene kadar önce devlet tarafından satın alınıp kamuya açılmış. Böylece tabiri caizse şehrin ortasında bir ormanın içinde caz festivali düzenlemek mümkün olabiliyor. Yeşilin hemen her tonu, minik göller, yüzyıllar öncesinin mimarisini anlatan bir şato, yaşlı ağaçların gölgesi derken kocaman bir yarı açık çadır ile ve etrafını saran bir tür panayır ile karşılaşıyorum. Pek çok insan sırt çantası, çimenlere uzanmak için battaniyeleri, daha 1 yaşına basmamış bebekleri ile festival alanını doldurmaya başlamış, güneşin tadını çıkarıyor. Kimisi minik çadırlar kurmuş. 15 Ağustos 2009, Cumartesi yani festivalin üçüncü günü ortam iyice coşkulu bir hale gelmiş. Parkın içine yayılmış standlarda caz albümleri, dergileri ve tişörtleri bulmak mümkün. Diğer yandan tüm günü orada geçiren takipçiler için epey geniş yiyecek ve içecek seçenekleri mevcut.

Konser ortamından az uzakta dinlenme alanı

Konser ortamından az uzakta dinlenme alanı

Peki ya müzik? Festival programının doyurucu olduğunu görebilmek için bir caz gurusu olmak şart değil, 4 gün boyunca binlerce kişinin doldurduğu alanda ve çok güzel hazırlanmış sahnede cazın her alanından en güzel örnekleri sergileyen isimler arasında Flat Earth Society, Laurie Anderson, Lou Reed, John Zorn, Erik Vermeulen Trio, Dee Dee Bridgewater, The Cookers, Rudresh Mahanthappa, Chander Sardjoe, Ronan Guilfoyle, Enrico Rava, Philip Catherine, Aldo Romano, Toots Thielemans, Jason Moran, Bill Frisell, Charlie Haden ve Kenny Baron gibi isimler var.

Rudresh Mahanthappa

Rudresh Mahanthappa

Cumartesi günkü konserler içinde dikkat çekici olanlardan biri Rudresh Mahanthappa Trio idi. Downbeat dergisi tarafından dikkat çekici ve yükselişte olarak betimlenen bu genç alto saksofoncunun sahnedeki dinamizmi bir hayli kayda değerdi. Solak akustik basçı Ronan Guilfoyle ve genç davulcu Chander Sardjoe eşliğinde yoğun caz nefesini üzerimize üfleyen, Hint kökenli Karnatik müzik sistemiyle cazı harmanlayan ABD’li saksofoncu Mahanthappa’nın tınısı kişisel imzası gibiydi. Steroid alan, doping yapan atletlere adadığı ‘Enhanced Performance’ ve 90lardaki ‘jam band’leri tiye alan bestesi ile espri anlayışından yoksun olmadığını gösteren bu caz ustasını gelecek yıllarda daha çok dinlemeyi ümit ediyorum.

Enrico Rava - Chet Mood

Enrico Rava - 'Chet Mood'

Cumartesi gününün bir diğer ağır topu ise İtalyan trompetçi Enrico Rava idi. Chet Baker’a adadığı ‘Chet Mood’ başlıklı konserde melankolik cazın örneklerini büyük bir olgunluk ve derinlikle sunan Rava’ya gitarda Chet Baker’la da çalışmış Belçikalı Philip Catherine eşlik ederken, basta ise yine Baker ile çalışmış bir usta Ricardo Del Fra vardı. Basın ve gitarın iletişimi zaman zaman sahnede sadece ikisinin kalmasını gerektirecek kadar incelikliydi. Trompetçi Rava’nın ‘My Funny Valentine’ yorumu ise epey şahsına münhasır ve bir hayli akılda kalıcı idi. Rava’nın ekonomik, derin ve yoğun duygu yüklü cümlelerinin tadı uzunca bir süre damağımda kalacağa benzer.

Toots Thielemans Quartet

Toots Thielemans Quartet

Gecenin yıldızı 87 yaşındaki Belçikalı armonikacı Toots Thielemans idi. Tüm zamanların en büyük caz armonikacısı olarak gösterilen üstad akşam tam 9’da sahneye çıktığında binlerce kişi ayakta alkışlamaya başladı. Bir gün öncesinde Hollada’da bir konser vermiş olan ihtiyar delikanlı seyirciyi Hollandaca ve İngilizce selamladı, kanına yıllar önce bulaşmış olan caz virüsünden hala kurtulamadığını belirtti ve tüm festival alanını muhteşem bir armonika sesi doldurmaya başladı. “Eski günlerde derdik ki bir cazcının tavrını gösteren en iyi örneklerden biri de Round Midnight’tır,” diyen Thielemans harika bir Monk yorumunu seyirciye armağan ederken gözlerinden parıltılı bir gülümseme de eksik olmuyordu. Bu caz ziyafetinin sonlarına doğru Thielemans bir başka Belçikalı müzisyene de çok güzel bir selam göndermeyi ihmal etmedi: ‘Ne me quitte pas‘yı Toots’un armonikasında duyduğumda aklıma birkaç ay önce Brüksel’de gittiğim Jacques Brel müzesi geldi. Küçük bir ülkenin dünyaya armağan ettiği büyük insanlar… Konser sonunda beklendiği gibi gene ayakta muhteşem bir alkış fırtınası ve buna cevaben gerçekleşen bisin ardından yavaş yavaş dağılan kalabalığın bir kısmı evine yönelirken bir bölümü de gecenin geriye kalanının tadını çıkarmak için sanatçılarla birlikte Crowne Plaza Hoteline doğru ilerliyordu.

Festival videolarını http://jazzmiddelheim.klara.be/video izlemek mümkün. Kaçıranlar için pek çok güzel ve epey uzun videolar mevcut.

Advertisements
 
1 Comment

Posted by on August 16, 2009 in General, Music

 

One response to “Belçika'dan Caz Manzaraları: Middelheim Jazz Festival 2009

  1. Bilgehan Korkmaz

    August 18, 2009 at 22:07

    Takip edemediğim süre içerisinde Belçika ya göç etmişiniz, bune hız 🙂

    Çalışmalarınızda faydalı olması dileğiyle.

     

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: