RSS

Varsayılan Seçimlerin Türkiye'deki Müslüman Sayısına Etkisi

30 Aug

Üç farklı yazarın üç farklı kitabında karşıma çıkan bir örnek var, kısaca şöyle: Avrupa’daki çeşitli ülkelerin vatandaşlarının organ bağışını kabul etme oranlarına bakıldığında çok ciddi farklar mevcut. Mesela İngiltere’de çok az insan organ bağışını kabul ederken Fransa’da çok daha fazla insan kabul ediyor. Öncelikle bunun bir kültür farkı olduğunu düşünüyoruz ama rakamlara bakınca birbirine çok yakın kültüre sahip ülkelerde bile dramatik farklar olduğu görülüyor. Almanya’da organ bağış oranı çok düşük iken Avusturya’da nüfusun %90’ından fazlası organ bağışını kabul etmiş durumda.

İnsan merak ediyor, acaba Avusturyalılar Almanlardan çok daha iyi insanlar mı? Yahut tehlikeli sporlar yapacaksak her türlü yaralanma ihtimaline karşı Avusturya mı tercih edilmeli Almanya’ya kıyasla?

Tabii Almanlar genel olarak Avusturya vatandaşlarından daha kötü insanlar değiller, yani her iki ülke vatandaşı da Almanca konuşuyor. Organ bağışını kabul etmedeki bu ciddi farkın sebebi ise çok basit: Varsayılan seçim. Yani Almanya’da organ bağış formunda şöyle yazıyor:

ALMANYA organ bağış formu: Eğer organ bağışlamak isterseniz lütfen yandaki kutuyu işaretleyip imzalayın.

Avusturya’dakinde ise:

AVUSTURYA organ bağış formu: Eğer organ bağışlamak istemezseniz lütfen yandaki kutuyu işaretleyip imzalayın.

Her iki durumda da vatandaşlar aynı şeyi yapıyor yani kutuyu işaretlemiyorlar. Şimdi kim uğraşacak kutu işaretlemekle, karar verme stresi ile filan. Eh, bu durumda da yazının başında bahsettiğimiz durum ortaya çıkıyor. Yani formda varsayılan seçim ne ise insanlar kendileri için önceden ayarlanmış olanı kabul edip hayatlarına devam ediyorlar, bir karar daha vermek ve sistemi kendilerine göre şekillendirmek için enerji harcamıyorlar (NOKIA telefonlarının melodisi neden bu kadar tanıdık? Sadece çok satılan bir marka olduğu için mi yoksa hem çok satılan bir marka olduğu hem de insanlar önceden ayarlanmış melodiyi değiştirmekle uğraşmadığı için mi?)

Peki ama tüm bunların Türkiye’deki Müslüman sayısı ile ilgisi ne? Ve ben neden böyle bir blog girdisi yazıyorum ki? Sanırım bunun sebebi Google. Malum şu anda hicri takvime göre Ramazan ayındayız ve Google’da ‘zekat miktarı’ aramaları epey artmış olsa gerek ki benim blog istatistiklerinde de vakti zamanında ‘zekatmatik’ isimli bir şeye dair yazdıklarım epey ‘hit’ alıyor. Son zamanlarda okuduğum kitaplarla bu durum birleşince aklıma şu geldi:

Eğer Türkiye Cumhuriyeti kimliğinde yeni doğan bir çocuğun nüfus kağıdı hanesindeki ‘Din’ bölümü varsayılan seçenek olarak boş bırakılsa idi (yahut MERNİS bilgisayarlı nüfus kontrol sisteminde ilgili alan varsayılan olarak NULL şeklinde belirlense idi) o zaman o yeni doğan çocuklardan kaçı ya da ailelerinden kaçı o bölümü doldurmak için gidip birtakım bürokratik işlemlerle uğraşırdı? Tersini soralım: nüfus kağıdında din alanında İslam yazan ancak müslüman olmadığını iddia eden kaç kişi gidip gerekli değişiklik için bürokratik işlemlerle uğraşmak için enerji harcıyor?

Bir yazılım geliştirme uzmanı ve bilişsel bilimci olarak varsayılan (‘default’) seçimlerin çok önemli olduğunu düşünürdüm ancak bunların bu denli muazzam sosyolojik ve politik etkileri olacağını sanırım daha yeni yeni kavrıyorum. Kavram ve uygulamalar çok basit, uzun vadede yol açtıkları farklar ise çok büyük.

Bunları bana düşündüren kitaplara gelince, onları da hemen sıralayayım: Predictably Irrational: The Hidden Forces That Shape Our Decisions, Gut Feelings: The Intelligence of the Unconscious, Nudge: Improving Decisions About Health, Wealth, and Happiness.

Tabii bu varsayılan (yahut öntanımlı?) seçeneklerin daha teknolojik ve çevreci kullanımları da mevcut. Mesela MIT’den ve Max Planck’tan araştırmacıların elektrik tüketimi ve bununla ilgili bilgi sunma şeklinin uzun vadede çevreye olan etkileri inceledikleri bir çalışma mevcut: Green defaults: Information presentation and pro-environmental behaviour.

Bundan sonra kendi adıma gerek kendi geliştirdiğim sistemlerde gerekse bana sunulan sistemlerdeki ‘varsayılan’ seçeneklere çok daha fazla dikkat etmeye çalışacağım, umarım siz de öyle yaparsınız.

Advertisements
 
2 Comments

Posted by on August 30, 2009 in General

 

2 responses to “Varsayılan Seçimlerin Türkiye'deki Müslüman Sayısına Etkisi

  1. ali

    August 30, 2009 at 14:28

    hollanda’da doğan bir türk çocuğunun kimlik kartında din hanesini boş bıraktırabilmek için anne ve babanın birlikte konsolosluğa (rotterdam’a) gitmesi ve dilekçe vermesi gerekiyor. annenin doğum sonrası yorgunluğu vs. sebepleri gelmemesi ve sadece imzalı bir dilekçe göndermesi mümkün değil, muhtemelen noter tasdikli vekaletname olmadığı sürece bizzat gelmesi gerekiyor konsolosluğa…

     
  2. Emre Sevinc

    August 30, 2009 at 14:51

    Kritik bir noktaya değinmişsiniz. Biraz daha açabilir misiniz? Yani kast ettiğiniz çocuğa verilen Hollanda nüfus kartı mı yoksa Türk konsolosluğu tarafından verilen nüfus cüzdanı mı? Eğer ikincisi ise o zaman sanırım durum Türkiye’de olduğundan pek farklı değil ve varsayılan seçenek (default choice) dünyanın her yerindeki TC vatandaşları için geçerli, beklendiği gibi.

    Eğer kast ettiğiniz Hollanda’nın Hollanda’daki nüfus bilgisine dair bir uygulaması ise o zaman da Hollanda’nın Türkiye uygulamasını desteklediğini söyleyebilir miyiz?

     

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: