RSS

TÜBİTAK matematikçi Prof. Dr. Ali Nesin'i sözlüye kaldırmış!

09 Jun

Kaynak: http://www.birgun.net/edus_index.php?news_code=1275812260&year=2010&month=06&day=06

Türkiye’nin en önemli matematikçilerinden, gençler için Matematik Köyü’nün kurucusu, Prof. Dr. Ali Nesin, Matematik Köyü kapsamında liseliler için hazırlanan bir projeyi TÜBİTAK’a sunar. TÜBİTAK’ın projeye, Matematik Köyü’ne ve bizzat Ali Nesin’e yaklaşımı ise Aziz Nesin’in hikayelerini aratmaz.

Ali Nesin’in başına gelenleri, TÜBİTAK Başkanı Nüket Yetiş’e yazdığı 5 Haziran tarihli mektubundan aktarıyoruz:

İstanbul, 5 Haziran 2010

Sayın Prof. Dr. Nüket Yetiş,

Sorumlusu olduğunuz TÜBİTAK?tan şikayetçiyim. Sadece ben değil, matematikçi ya da değil, tanıdığım herkes şikayetçi. Ben kendi dertlerimi size anlatmak istiyorum. Eğer isterseniz diğerlerinin dertlerini kendilerine sorup dinlersiniz. Kime ne soracağınızı bildiğinizi sanıyorum.

Ne zamandan beri yazmak istediğim bir anımla başlamak istiyorum mektubuma.

Bundan üç yıl önceydi. Matematik Köyü?nde liseliler için bir proje tasarlayıp TÜBİTAK?a sunmuştuk.

Bir zaman sonra bir yazı geldi TÜBİTAK?tan. Ankara?ya gelip projemi panel (yani hakemler) önünde anlatmamı istiyorlardı.

?Herhalde bu herkese yollanan bir yazı, panelistler proje sunan, ama tanımadıkları, güvenmedikleri lise öğretmenlerini yakından tanımak için böyle yapıyorlar, herhalde bu davet bana yönelik değildir,? diye içimden geçirdim. Gene de emin olmayıp TÜBİTAK?a telefon edip sordum. benim de projemi panel önünde anlatmam gerekiyormuş… Projede her şey anlaşılmazmış…

Oysa projemizde her şey yazıyordu, ne eksik olabilirdi ki, nesi anlaşılmayabilirdi ki?

Randevu verilen gün ve saat bir işimizin olup olmadığı da sorulmamıştı. gitmek zorundaydım. Yol parasını da ödemiyorlardı. İşimi gücümü bırakıp İstanbul?dan Ankara?ya, TÜBİTAK?a gittim. Bekleme odasında uzunca bir süre bekledikten sonra panelin önüne çıktım.

Başkan ortayaşlı bir hanımdı. İkinci başkan, ya da panelin ikinci etkili ismi Darwin skandalında da adı geçen Çiğdem Atakuman?dı. Diğer (aklımda yanlış kalmadıysa) beş panelist 20?li yaşlarda gencecik insanlardı. Elli yaşında bir profesörü İstanbul?dan Ankara?ya getirterek huzurlarına çağırmakta hiçbir beis görmemişlerdi.

Başkan sözü aldı,

Ali Bey, dedi, ben projeleri okumam. bana projenizi anlatır mısınız?

Biliyorum inanılır gibi değil ama aynen böyle söyledi. Çiğdem Atakuman o günü anımsar sanıyorum, kendisine de sorabilirsiniz.

Neden okumazmışsınız? diye sordum.

Çünkü projelerden habersiz geldiğimde çok ilginç sorular soruyorum, başkalarının dikkat etmediği şeyleri görüyorum… Öyle değil mi arkadaşlar? diye sorup etrafındaki gençlere baktı onay bekleyerek.

Çiğdem Atakuman da dahil olmak üzere, diğerleri, nerdeyse tek bir ağızdan, evet efendim, öyle efendim, dediler, çok ilginç sorular soruyorsunuz…

Neden çağrıldığımı anlamıştım. Bu saygısızlık karşısında bana sadece susmak düşüyordu.

Projemi anlatmam istendi. anlattım. Başkan, “Ali Bey,” dedi, “derslerinizde soracağınız sorulardan birkaçını sunar mısınız?” En ilginç bulduğum birkaç soruyu söyledim. Başkan etrafına bakındı. Herhalde kendisinden soruların yanıtlarını beklediğimi sanmış olmalı ki, sinirli sinirli gülümseyerek, “eskiden olsaydı bunların hepsine hemen şıp diye cevap verirdim,” dedi, “ama unuttum bu konuları şimdi…”

Oysa sorularımın hepsi değme matematikçiyi zorlayacak sorulardı. Kendim uydurduğum bu soruların bazılarının yanıtını bulmak için günlerce düşünmüştüm. Bazılarınınkini de hiç bulamamıştım… Yanıtları şimdi de bilmiyorum. Ben sadece ?ne kadar güzel sorular değil mi, güzel olduklarını teyit edin n?olur, heyecanımı paylaşın? anlamına bakmıştım panelistlerin yüzüne. Oysa onlar soruları bile anlamamışlardı.

Başkan devam etti konuşmasına:

“Ali Bey,” dedi, “biz sizi araştırmacı olarak çok iyi biliyoruz, tanınmış bir araştırmacısınız ve konunuzda çok iyisiniz, ama eğitimci olarak sizi hiç tanımıyoruz. İyi bir araştırmacı olmak demek iyi bir eğitimci olmak anlamına gelmez… Bu projede başarılı olacağınızı nasıl bilebiliriz ki?…”

Bu aşamada projemi reddetmeye niyetli olduklarını anlamıştım. Son bir umutla kendimi savundum: “ama ben 5 yıldır liselilere yönelik matematik dünyası diye bir dergi çıkarıyorum… Derginin her sayısı on bin satıyor…” Etrafına bakınıp, “öyle mi? bilmiyordum…” dedi. Diğerleri “evet öyle” anlamına baş salladılar.
“Ayrıca,” diye ekledim, “20 küsur yıldır onlarca kez basılmış 5-6 tane popüler matematik kitabım var…” Gene etrafına sorgulayıcı bakışlar attı. Diğer panelistler gene ?evet öyle? anlamına başlarını salladılar. “Ayrıca haftada en az bir kez bir ilkokula, bir liseye konuşma vermeye giderim…” Başkan konuyu değiştirdi: Ali Bey, dedi, bizim konseptimiz daha çok eğlence ve oyun içeren projeler… Olabilir… Benim konseptim de böyle… Farklılık güzel şeydir… Ama biz bu tür projelere destek vermiyoruz, bizim konseptimize uymuyor… Afedersiniz ama burası sizin konseptinizi destekleme derneği değil. Sizin konseptiniz yazmıyor şartnamede.
üzgünüz…

Ayağa kalktım, kapıya doğru yönelirken, destekleseniz de desteklemeseniz de bu proje gerçekleşecek, dedim sinirli sinirli. Bu projeyi desteklemek sizin için ancak bir onur olabilir…

Projem desteklenmedi elbet. Ama hiç olmazsa bu vesileyle bir panelist grubunuzla tanışma fırsatım oldu. Geçen yıl da, bu yıl da TÜBİTAK?a sunduğumuz tüm lise ve lisans yazokulu projelerimiz reddedildi. Geçen yıl hiçbir red gerekçesi gösterilmedi. Bu yıl ısrarlarımız ve konunun basına yansıması karşısında red gerekçeleri sunuldu. Gerekçelerin bir kısmı yersiz, bir kısmı dayanaktan yoksun. Örneğin gerekçelerden biri, derslerin günün hangi saatinde yapılacağının belirtilmemesi. Alay gibi! Şartnamede olsaydı onu da yazardık ama yazmıyordu. Aklımıza gelmedi doğrusu. Bir başkası, ve bana en ağır geleni, Matematik Köyü?nü benim kurmuş olmam ve yönetmem ve orada yapılacak ve benim yer aldığım bir projenin desteklenmesinin etik olmadığı!

Sayın Nüket Yetiş,
Acaba sizce Matematik Köyü yerine tatil köyü mü kurmalıydım? Hayatımın iki yılını verdim ve gecemi gündüzüme kattım bu köy?ü kurmak için. Başıma gelmedik bela da kalmadı. TÜBİTAK bu çabalarımdan dolayı beni kutlamak yerine, bana ve köy?e destek vermenin etik olmadığını söylüyor…

Sayın Nüket Yetiş,
Emrinizde çalışanlara ayıbın manasını ve Matematik Köyü?nün kutsal amacını anlatır mısınız lütfen?

Sayın Nüket Yetiş,
Kurumunuzun reddettiği projelerin her biri birer mücevher değerindedir. Sadece Türkiye?de değil, dünyada bu projelere eşdeğer proje bulamazsınız. Özür dileyerek söylüyorum, ama gerçek bu, bu projeleri haklı ya da haksız gerekçelerle reddetmek kimsenin haddi değildir. TÜBİTAK?ın bu projeleri öpüp başına koyması, destekleyecek parası yoksa, başbakana, cumhurbaşkanına çıkıp örtülü ödenekten yalvar yakar para istemesi gerekir!
Siz reddedilen bu projelerin değerini anlayacak kadar matematik bilmiyorsunuzdur muhtemelen, zaten bilmek zorunda da değilsiniz. Herkesin konusu ayrı. Lütfen bir bilene, bir anlayana sorun. Kara cahil ya da yönlendirilmiş panelistlerinize değil ama.

Saygılarımla,
Ali Nesin

Advertisements
 
3 Comments

Posted by on June 9, 2010 in General

 

3 responses to “TÜBİTAK matematikçi Prof. Dr. Ali Nesin'i sözlüye kaldırmış!

  1. ahmet alp balkan

    June 9, 2010 at 13:52

    Türkiye böyle işte. Bir bakarsınız karşınızda a great collection of assholes.

     
  2. Bilgehan Korkmaz

    June 10, 2010 at 00:21

    Biz sorumluluğu hep başkalarının üzerine yıktığımız sürece, bazı şeyleri idrak etmemekte direndiğimiz her dakika bunları çekmeye mahkumuz.

     
  3. aaa

    June 10, 2010 at 16:54

    Ben bu yazıda Ali Nesin’i eleştireceğim. Kendisine hak verdiğim yerlerden bahsetmeyeceğim.
    Proje panellerinin bir prosedürü var. Buna sevseniz de sevmeseniz de uymak zorundasınız. Panellerde projeyi önerenler ile panelistlerin bir arada olması gerekir, ve projeyi önerenin ilkokul mezunu mu profesör mü olduğu önemli değildir. Panel günü de panelistler baz alınarak seçilebilir, projeyi öneren değil. Bunların hepsi belirli şeyler diye biliyorum.
    Panelistlerin yirimili yaşlarda olması yetkinlik açısından bir eksiklik olarak görülmüş. Projenin ne olduğunu bile bilmiyoruz, ki yirmili yaşlı insanlar yüksek lisans ya da doktora tezine sahip olabilirler konularında. Bu savını desteklemek için panel sırasında insanlara bilerek yalan söyleyip basit görünen ama karmaşık soru sorması da yersiz olmuş. Projeyi savunmak bu şekilde yapılmaz.
    Ali Nesin projelerinin hayati bir öneme sahip olduğunu düşünüyor. Buna kendisinin inanması başkalarının da bunu kabul etmesi gerektiği anlamına gelmez. Projelerinin tam ne olduğu konusunda ve tam olarak neden reddedildiği konusunda net bir bilgi yada bu bilgiye erişim için ipucu verseydi bu konuda tartışılabilirdi. Ama kişisel yorumundan başka bir şey yok ortada.
    Benim internette gördüğüm kadarıyla Tübitak Doğa Eğitimi ve bilim okulları konusunda projelere destek veriyor ve mesela 2010 yılı için 50 civarinda destek verilmiş. Bence Ali Nesin bey bu konuda şansını, bu kez egosunu bir kenara bırakıp belki kabul edilen projelerin yapılarını inceleyip tekrar denemelidir. Liste ve bilgi şurada:
    http://www.tubitak.gov.tr/home.do?sid=918&pid=461

     

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: