RSS

Küvette kurban kesmek veya "dag desene lan!": Kadir Balcı'nın Turquaze filminin çağrıştırdıkları

02 Oct

1 Ekim 2010’da izleme imkanı bulduk Türkiye kökenli Belçika’lı yönetmen Kadir Balcı’nın Turquaze filmini. Belçika’ya yerleşeli 1.5 yıla yaklaşırken sinemada Türkçe ile Hollandacayı yan yana duymak benim için bir ilk olmasının yanısıra güzel bir duyguydu da.

Türkiye’den Belçika’ya çalışmak için gelen binlerce aileden birinin hikayesine kamerasını tutan Kadir Balcı’nın hayatından izler taşıyan ‘Turquaze’, çok farklı kültürlerden ve geçmişlerden gelen insanların hayatlarındaki kültürler arası gerilimleri yansıtmakla kalmıyor, aynı kültürden bireylerin yaşadıkları çelişkilere dair çarpıcı örnekler de veriyor.

Turquaze

Turquaze



Filmin benim açımdan en çok akılda kalan yönlerinden biri de herhalde filmin kahramanı Timur’un sanatla, özellikle de müzikle kurduğu ilişki. Müzik üzerinden insanlarla kurduğu ilişki: Belçika’ya gelen babası Timur’a bir hayalinden bahseder, bandoda çalma hayalinden. Ama hayaldir en nihayetinde, “söylesene sen hiç Belçika’da bandoda çalan bir Türk gördün mü oğlum?”. Timur ise bu hayali babasından çok daha güçlü yaşayan biri olarak trompetine sarılıp yaşadığı şehir olan Gent’teki bandonun şefine çalmak istediğini söyleyecek ve adını bir türlü doğru şekilde telaffuz edemeyen (“Timoen… Timun… Tim…?”) bando şefinin de desteği ile ertesi gün bandonun prova yaptığı salona gidip ne çalabileceğini gösterecektir. Bandodaki Belçikalı müzisyenlerin şüpheli bakışlarına aldırmayıp trompetini hazırlayıp çalacağı parçayı anons eder: Abdullah İbrahim‘den Blue Bolero. Abdullah İbrahim ismini duyar duymaz şef gene tepkisini belli eder “gene söylemesi zor bir isim, Abd…”. Bandodaki müzisyenlere de caz tarihinin önemli piyanistlerinden birinin ismi pek bir şey ifade etmemektedir. Timur bandodaki müzisyenlerden birine seslenir, “7/8’lik bir bas alabilir miyim?”. Ve ardından trompet ile Blue Bolero’yu çalmaya başlar. Takip eden sahne, filmin belki de en güzel ikinci sahnesi, insanı insan yapan en özel şeylerden birinin çok güzel bir tablosu olarak cereyan eder.

Turquaze

Turquaze

Müzik üzerinden kurulan iletişimin sözcükler, önyargılar ve korkular ile hırpalanması filmin büyük bir kısmını oluşturmaktadır diye düşünüyorum. Filmin yönetmeni Balcı bazen gösterdiklerinden çok göstermedikleri ile bir şeyler anlatıyor gibi. Filmin başlangıcından vefat ettiğini gördüğümüz baba ve babanın fiziksel durumu geçmişe dair pek çok soruyu akla getiriyor. İstanbul’dan güzel manzaralar gösterilirken yine çarpıcı mimari örneklere ev sahipliği yapan Gent şehrinden görkemli görüntülerin hemen hiç yer almaması sıradan bir seçim mi yoksa bilinçli bir sanatsal tercih mi? Peki ya ailenin en küçük kardeşine neden daha çok yer verilmemiştir filmde? Ailenin annesinin bir türlü arayıp da ne Belçika’da, ne de İstanbul’da, Küçükköy’de bir türlü bulamadığı nedir?

Benim açımdan bir başka merak konusu ise Belçika’daki Flaman ve Valon topluluklarından insanların filmi nasıl algıladıkları. Zira filmde yine müziğe temas eden bazı sahnelerdeki kaba saba ırkçılık örnekleri rahatsız edici sahneler arasında yer alırken, Timur sevdiği kadının ailesi tarafından trajikomik şekilde aşağılanmaya çalışırken aynı Timur bir başka sahneden Belçikalı bando şefi ile aşağıdaki gibi bir diyalog içinde yer alır:

– Şef, sana bir şey sorabilir miyim?
– Evet?
– Bandoda zaten iki tane iyi trompetçin var, beni neden kabul ettin?
– Sen de çok iyi bir trompetçisin. Aynı zamanda epey kafa adamsın.
– Teşekkürler şef.
– Bu iyi haberdi… yakında bırakıyoruz çalmayı.

Film Türkiye’de gösterildi mi yahut gösterilecek mi bilmiyorum ama ümit vaad eden bir yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi olarak ilgiyi kesinlikle hak ediyor. Belçika’daki Türklerin izleme oranı ve tepkileri ne olacak bilmiyorum ama uzunca bir süre hatırlayacağım bu film için Kadir Balcı’ya teşekkür borçluyum. Benim için müzik üzerinden örülmüş dramatik bir Türkiye-Belçika hikayesi, bir insanlık hikayesi olarak Turquaze hatıramdaki renkli yerini aldı. Şimdi Blue Bordello’yu hatırlayarak buradaki hayatıma devam edecek ve Belçikalı isimleri telaffuz ederken biraz daha dikkatli olacağım. Herkesin korkularını terk edip özgürce iletişim kurabilmesi ümidiyle…

Not: Bu filmi seven bu kitabı da sevdi.

 
5 Comments

Posted by on October 2, 2010 in General

 

5 responses to “Küvette kurban kesmek veya "dag desene lan!": Kadir Balcı'nın Turquaze filminin çağrıştırdıkları

  1. meren

    October 2, 2010 at 22:34

    Nedense aklıma The Band’s Visit’i getirdi (http://www.imdb.com/title/tt1032856/). Çok benzer olmadıkları aşikar, fakat bu filmi seven birisi onda da sevecek bir şeyler bulabilir bence.

    Sırf Blue Bolero yorumu için dahi olsa izlenmeye değer buldum. Bakalım, kıfsmet.

     
  2. Tanya

    October 2, 2010 at 22:40

    Güzel bir film elestirisi olmus. Ayrica filme dair güzel ilginc sorular sormussun. Yönetmen ve oyuncular Belcika’da yasayan Türklerin hayatini, tavirlarini ve konusmalarini cok iyi yansitmislar. Izlenilmesi gereken filmlerden. Ben cok begendim.

     
  3. Emre Sevinc

    October 2, 2010 at 22:44

    meren, film tavsiyesi için teşekkürler. Ben de ilk fırsatta onu izlemeye çalışacağım. Turquaze’daki Blue Bolero yorumunu beğenir misin bilmem ama ‘spoiler’ olmasın diye detaylarını vermeyeceğim başka bir sahneden epey gülümseyeceğini tahmin ediyorum.

     
  4. Yusuf Arslan

    October 6, 2010 at 02:19

    Ben de ilk görüşte The Band?s Visit?ın screen shotu sandım. Fakat bu filmi sanırım çok daha fazla severim, lakin kişisel olarak daha çok ortak nokta bulabileceğimi sanıyorum.

    Çift taraflı empati kurmayı teşvik eden ve asıl derin sorunlarımızı dile getiren çalışmalara gerçekten ihtiyaç var.

    Bakalım, bir fırsat bulup izlemeye çalışacağım bu filmi.

     

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: